Nihayet

Milliyet’te dün Nedim Şener’in, “Akyürek’e inceleme” haberi Hrant Dink cinayetinin aydınlatılması yolunda bir engelin daha aşılmakta olduğunu gösteriyordu. Nihayet, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek ve İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer haklarında da görevlerini “ihmal” iddiasıyla inceleme başlatıldı.
Aylardır, olayın jandarma istihbaratıyla ilgili boyutunu yazıyorduk.
Yasin Hayal ile birlikte Ogün Samast’ı Hrant’ı öldürmeye yönlendiren Erhan Tuncel’i Trabzon’daki polis ve jandarma “haber elemanı” olarak kullanmıştı.
Hrant Dink suikastı 19 Ocak 2007’de gerçekleştirildi.
Trabzon’daki McDonald’s bombacısı Yasin Hayal’in İstanbul’da eylem hazırlığında olduğundan haberdar olduklarını iki jandarma astsubay dava sürecinde açıkladı. Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Öz bu nedenle yargılanacak.
Ramazan Akyürek, eski Trabzon Valisi’ydi; daha sonra Ankara’da Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı oldu.
Erhan Tuncel, 11 Nisan 2008’de Başbakanlık müfettişlerine verdiği ifadede, “Dink’e ait fotoğrafları emniyet görevlilerine teslim ettim. Zeynel Abidin Yavuz’u deşifre ettim. Samast’ı tanımlayan bilgileri emniyet görevlilerine bildirdim” diye konuştu.
Emniyet ve jandarmanın ortaklaşa kullandığı “muhbir” Erhan Tuncel, İstanbul’da işlenecek cinayetle ilgili hazırlıkları Trabzon’daki güvenlik birimlerine haber veriyor.
Ancak kimsenin kılı kıpırdamıyor.
Hrant Dink, ölümünden önce İstanbul Valiliği’ne çağrılarak “tehdit edildiğini” açıkça yazıyor.
AGOS’ta “Bu ülkede güvercinlere dokunmazlar” diye yazdığı gün öldürülüyor.
O sabah bile vicdan sahibi bir yönetici, “Ne oluyor?” diye AGOS’a bir ekip gönderse, önlem alsa Hrant bugün yaşıyor olacaktı. Hrant Dink’i öldürmeyi planlayanlar, “tetikçi”yi de Samsun-Trabzon üzerinden muhtemelen yurtdışına kaçıracaklar ve cinayet “faili meçhul” kalacaktı!
Toplumun Ermeni bir gazetecinin katledilmesi karşısında sessiz kalacağını düşünenler, İstanbul’da 200 bin kişinin katıldığı cenaze törenindeki büyük tepkinin hükümet üzerinde oluşturduğu baskıyı görerek, Ogün Samast’ın yolculuğunu Samsun’da noktalamak zorunda kaldılar. Plan bozulmuştu ve bu şaşkınlık, bayraklı fotoğraflarla katile “kahraman” muamelesi yapılana dek sürdü.
Dink ailesi ve avukatlarının ısrarlı takibi, medyanın, kamuoyunun baskısı olmasa, soruşturmada bugünkü noktaya gelinemezdi.
Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun raporu üzerine, olayda “ihmal”leri olan emniyet yetkilileriyle ilgili inceleme başlatılmıştır. Başbakan Erdoğan, 2 Aralık 2008’de müfettiş raporunun gereğinin yapılmasına “olur” vermiş.
Nihayet, soruşturmadaki önemli bir boşluk da gideriliyor.
Vicdanı hür müfettişler eliyle, Trabzon’daki “derin” ilişkilerin aydınlatılacağına olan umudumuz artıyor.