Yılın adamı Fesat Bey

Yılın adamı Fesat Bey

       ONU 1998'e damgasını vuran kamu ihalelerinden tanıyoruz. Yıl boyunca, savcılık soruşturmalarının başlıca kahramanıydı.
       Fesat Bey'den söz ediyoruz!
       Ne zaman bir skandal patlasa onun adıyla karşılaştık:
     "Cürüm işlemek için çete meydana getirmek ve ihalelere fesat karıştırmak."
       Fesat Bey'in skandal sıralamasındaki yeri dünya şampiyonu Clinton'ın çok gerisinde değildi. Tek kusuru, yolsuzluk olaylarına "başkaları adına" karışmış olmasıydı. O bir "taşeron"du!
       Türkiye'de yılın adamı Fesat Bey'i "üçüncü şahıslar" kullandığı için dünyadaki rakibi Bill Clinton gibi yaptığı yanına kar kalmıyordu. Monica Lewinsky skandalında Clinton halkına yalan söyleyerek "masumiyet sınırını" aşmış ancak aşk kaçamakları konusunda Hillary'i ikna edebildiği için geriye sadece Kongre üyeleri kalmıştı.
       Senato'yu da halledebilirse bir "kınama" cezasıyla başkanlık görevini tamamlayabilecekti.
       Bizim Fesat Bey, Clinton kadar şanslı değil.
       Ne zaman bir ihaleye girse, "dostları" onu yalnız bırakıyorlar. Savcılar da işin kolayını bulmuşlar; TCK'nın ilgili maddesi uyarınca "Fesat Bey'in ihaleye karıştığını" saptayıp dosyayı mahkemeye havale etmekle yetiniyorlar. Sonrası malum, zavallı Fesat Bey "tek zanlı" olarak görülürken onu ortada bırakanlar "dokunulmazlık zırhı"na bürünüp bozuk düzeni eskisi gibi sürdürüyorlar.
       Fesat Bey'i 1998'de "yılın adamı" kürsüsüne çıkaran olayları hatırlayalım:
       İhaleye "fesat karıştıran"lar arasında nice ünlü isme rastladık.
       Fesat Bey'in "yakın arkadaşları" arasından işadamları, bürokratlar, bakanlar, başbakanlar, Meclis başkanları bile çıkmadı mı? Şimdi 1998'e damgasını vuran olaylara bakalım. Hepsinin ortak paydasını "ihaleye fesat karıştırmak" suçu oluşturuyor.
       Sırasıyla özetlersek...
       1) TBMM'de koltuk yolsuzluğu.
       2) Türkbank ihalesi.
       3) Ankara Belediyesi'yle Muradiye Vakfı arasındaki ticari ilişkiler.
       Koltuk davası Meclis eski Başkanı Mustafa Kalemli'yi Yüce Divan'lık yaptı.
       Türkbank ihalesi Alaaddin Çakıcı'yla ilişkili bakanları koltuğundan etti, Başbakan Yılmaz hakkındaki "ihaleye fesat karıştırmak" iddiası Meclis'te ciddi bulunarak 55'inci hükümet gensoruyla düşürüldü.
       Melih Gökçek ise Muradiye Vakfı'yla bağlantılı şirketlerin karıştığı usulsüzlük iddiaları yüzünden geceyi DGM'de gözaltında geçirdikten sonra serbest bırakıldı.
       Evet Türkiye, Susurluk skandalından bu yana çetelerin siyasi ve ekonomik uzantılarını araştırıyor.
       Farkında olmaksızın yol açtığı kazayla Mercedes'teki suikast timini ortaya çıkaran ve "Gladyo" benzeri örgütün Türkiye'deki siyasi köklerini dışa vuran zavallı "kamyon şoförü" 1997'de yılın adamı seçilmişti.
       Bu yıl "çetenin" ekonomik uzantıları ortaya döküldü. İyi ki, Fesat Bey'i birileri "iradesi dışında" kamu ihalelerine karıştırmış. Kahramanımız sayesinde, onca dava açılmasa kamu yönetimindeki dehşet verici kirlenme bu ölçüde teşhir edilemezdi.
       Devlet olanaklarını mafyaya peşkeş çekerken "suçüstü" yakalananlar zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışıyor olsalar da medyada hala dürüst kalabilenler sayesinde bu rezillikler 1998 kataloğunda yerini aldı.
       Dışarıda yılın adamı banko Clinton. İçeride kim seçilirse seçilsin mazlum çoğunluğun adayı Fesat Bey'dir.
       Fesat Bey ihaleye karıştırılmasa arkasındaki "kirli dünya"yı hiçbir zaman göremeyecektik.
       2000'e bir kala "temiz toplum" beklentisi her şeyin önüne geçiyor.
       2000'lerin dünyasında yönetici etiğini "dürüstlük ve güven" kavramları oluşturacak.
       Yeni yıla bu anlayışın galip geleceği bir Türkiye özlemiyle giriyoruz.
       1999'da her şey gönlünüzce olsun.



Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr