KOLESİSTİT VE BESLENME

Yağlı bir yemek sonrası hazımsızlık ve şişkinlik problemleri yaşıyor, bu şikayetlerinize kimi zaman bulantı, kusma ve karın bölgesinde hatta bazen sırta doğru uzanan bir ağrı eşlik ediyorsa, problem safra kesenizden kaynaklanıyor olabilir. Temelde safra kesesi, karaciğerin alt kısmında yer alan ve karaciğer tarafından üretilen safrayı depolayan bir organdır. Sindirim sırasında, safra kesesi kasılarak, içindeki safrayı ince bağırsağa boşaltır, yağların ve yağda eriyen (A, D, E, K) vitaminlerin emilimine destek olur. Bazen bu kesede çeşitli sebeplerle; tıkanıklık, şekil bozukluğu ve safra yoğunluğunun fazla artmasıyla iltihaplanma yani ‘kolesistit’ olabilir. 

Risk faktörleri nelerdir?
Aslında hastalığın ortaya çıkmasındaki sebep tam olarak bilinmemekle birlikte, bazı faktörler bu sağlık sorununa zemin hazırlamaktadır. Bunlardan bazıları; safra kesesi taşları, yaş, genetik, beslenme düzeni, bazı ilaçlar ve obezite gibi çeşitli hastalıkların varlığıyla, hızlı kilo kaybıdır. Kolesistit, özellikle gelişmekte olan ülkelerde daha fazla görülür. Kadınlar, erkeklere kıyasla daha çok risk altındadır.
Nasıl beslenmeli?
Güncel Gastroenteroloji Dergisi’nde yer alan bilgiye göre; bazı gıdalar kolesistit semptomlarını uyarıyor. Listenin başında en yüksek uyarıcı niteliğine sahip olan yumurta, ardından soğan, süt, kahve, portakal, mısır, bezelye, fındık, elma ve domates yer alıyor. Bu besinlerin beslenme düzeninizde sınırlandırılması, semptomları azaltıcı nitelikte olabilir.
Yağ içeriği yüksek beslenme, bu hastalarda semptomları artırabilir. Çünkü yağ, safra kesesini uyararak, kasılmalara sebep olup, durumu ciddileştirebilir. Bu nedenle düşük yağ içerikli beslenme düzeni, bu hastalar için idealdir. Özellikle tereyağ, tam yağlı süt ve süt ürünleri, hazır paketlenmiş gıdalar, mayonez ve krema gibi hazır soslar, salam, sosis gibi işlenmiş etlerle, yağlı etler kaçınılması gereken besinler arasında yer alır. Bu hasta grubunda, özellikle et yemeklerine ilave yağ eklenmemesi, yağda kızartılmış yemekler yerine fırında, haşlama ve ızgara olacak şekilde tercih edilmesi önemlidir.
Antioksidanı unutmayın!
İnflamasyon varlığı, o dokunun
harabiyeti anlamına geldiği için antioksidanlar bakımından yani A ve C vitamini içeriği yüksek beslenme hücreleri,
oksidatif strese karşı korur.
7 bin 42 kadın bireyin dahil edildiği Üçüncü Ulusal Sağlık ve Beslenme Muayene Araştırması’nda (NHANES III) serum C vitamini seviyesiyle, safra kesesi hastalığı arasında ters bir ilişki bulunmuştur. Bu yüzden meyve ve sebze içeriği yüksek bir beslenme, safra kesenizin sağlığını iyileştirmenin ve korumanın en iyi yoludur.

KOLESİSTİT VE BESLENME


Fiziksel aktivitenizi artırın
Yapılan araştırmalar, fiziksel
aktivitenin diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi safra taşı ve kolesistit
oluşumunda da koruyucu olduğunu gösteriyor. Fiziksel aktivitenin bu etkisi, safra içeriğinde bulunan kolesterolün çökmesini engelleyerek safra kesesinin işlevini artırmasından kaynaklanıyor. Klinik Gastroenteroloji Dergisi’nde yayımlanan bir meta
analize göre, fiziksel aktiviteyle safra taşı hastalığı görülme riski arasında ters bir ilişki bulunmuştur.