Muayene nasıl olmalı?

Bir doktor için muayene hasta kapıdan içeri girer girmez başlar. Hastanın ifadesi, duruşu bile bazen olayın yarısını anlamamıza yeter. Elimizde tüm tetkikleri olsa da hastayı mutlaka muayene etmek gerekir.

Fransızcada tıpta “Sens clinique” diye bir terim vardır. Bizde de okunduğu şekliyle “Sans klinik” olarak geçer. Bu terim doktorun tanı ve tedavi sırasında tıp kitaplarında yazılanlara ek olarak hissederek yaklaşımıdır. Doktor hastasında gördüklerini, bulguları bu hisle birleştirip farklı bir bakışla algılar. Bir çeşit sanatçı yaklaşımıyla hissederek ilerler. Bu özellik zamanla ve tecrübeyle gelişir. Ama en önemlisi doktorun bu özelliğini geliştirebileceği bir hastane ortamında çalışmasıdır. Çünkü insan vücudu ayrı makinelerden oluşmuş bir robot değildir. Organlar bir sistem biçiminde birlikte çalışır. Bir organdaki değişiklik ya da bir hastalık diğer organları da etkileyebilir. Bu nedenle tüm branşların uzmanlarının birbiriyle yakın irtibatta olacağı tam teşekküllü bir hastane ortamı hem hasta hem de doktor için büyük konfordur.

Bir dedektif gibi iz sürmek

Biz doktorlar hastane içinde devamlı birbirimizle konuşur çoğunlukla da ilginç vakalarımızı tartışırız. Farklı branşlardaki arkadaşlarımız farklı yorumlar yapar. Bu görüşmeleri bazen kafetaryada yemek yerken veya çay içerken yaparız ya da konseyde dosya sunarak tartışırız. Bu nedenle sadece muayenehanesinde hasta gören meslektaşlarımın para kazanmak konusunda değil ama bu konuda şanssız olduğunu düşünüyorum. Hangisi önemli diye sorarsanız yıllarını yoğun bakım nöbetlerine ve hastane koridorlarına vermiş biri olarak tabii ki ikincisi önemli diyeceğim. Ben bu sans klinik kavramını ilk kez Sorbonne Üniversitesi hastanesinde kardiyoloji eğitimi alırken hocalarımdan öğrendim. Bir doktor sadece kitaplarda yazılana göre hareket etmez buna kendi yorumunu da katmalıdır. Örneğin kalp damar hastalığında göğüs ağrısı her zaman tipik değildir. Genelde göğüsün ortasındaki kemik üzerinde bir ağrı ya da baskı ile kendini göstermesi gerekirken özellikle kalbin alt bölümünü ilgilendiren damar tıkanıklıklarında mide üzerinde de hissedilebilir. Bu nedenle ağrının karakteri, ne zamanlar oluştuğu, ne kadar sürdüğü ve nasıl geçtiği iyice sorgulanmalıdır. Bazen bir dedektif gibi sonuna kadar hastalığın izini sürerken hastayı da gereksiz tetkik ve tedavilerden koruyacak şekilde hareket etmelidir.

Bir doktor için muayene hasta kapıdan içeri girer girmez başlar. İfadesi, duruşu bile bazen olayın yarısını anlamamıza yeter. Elimizde tüm tetkikleri olsa da hastayı mutlaka muayene etmek gerekir. Bununla ilgili küçük bir hikaye anlatacağım size.

Bayram tatilinden de istifade edip yıllık iznimi birkaç gün üzerine ekleyip Monako’da konsultan kardiyolog kadrosunda olduğum kalp hastanesine geldim. Bu hastane kendi sabit kadrosunun yanı sıra tüm dünyadan seçilmiş doktorları da konsultan vasfında bünyesinde bulunduruyor. Bu nedenle kardiyolog veya cerrah, dünyaca ünlü bir doktoru burada görüp birlikte vaka tartışabilirsiniz. Bu şık ve modern cihazlarla dolu hastaneye dünyanın değişik ülkelerinden hastalar gelmekte. Bir gün hastanenin kurucu kardiyologlarından birine bir prens muayeneye gelmiş. Doktor prensi alt çamaşırına kadar soyup muayene edince aort damarının genişlediğini tespit edip acil ameliyata göndermiş. O güne kadar kimse prensi bu kılıkta muayene etmeye cesaret edemediği için az kalsın hastalık atlanacakmış.