Tütünle vedalaşın

Sağlıklı yaşamak istiyorsanız tütünle vedalaşmalısınız. Tütün ürünleri bağımlılığı sadece içene değil, pasif içicilikle çevresindekilere de zarar veriyor

Bir kardiyolog olarak her fırsatta sigaranın, daha doğrusu tüm tütün ürünlerinin zararlarını vurgulamayı önemsiyorum. Hayatı boyunca hiç sigara içmemiş biri olarak bu konuda bu kadar kesin konuşmam kolay, ancak gerçeklerle hareket etmeyi seven biri olarak zararı bu kadar açık ve net olan bir şey için insan bile bile nasıl devam eder anlamakta güçlük çekiyorum.

Küçük yaşlarda özentiyle bilinçsizce başlansa da daha ileri yaşta devam etmek insanın elinde olmayan bir bağımlılık olmalı. Gerçekten de tıpkı madde bağımlılığı gibi ele alınıp tedavi edilmesi gerekiyor. Bu alışkanlık sadece içene değil, pasif içicilikle aynı zamanda çevresindekilere de zarar veriyor.

Sigaranın zararları

Sigara kanser, kalp damar hastalıkları, kronik akciğer hastalıkları gibi yaşamı tehdit eden hastalıkların başlıca risk faktörüdür. Ayrıca ciltte bozulma, yaşlanma belirtilerinin çok erken başlaması, yorgunluk, uykusuzluk, ruhsal gerilim, stres, performans düşüklüğü, reflekslerde azalma, kemik erimesi, bağışıklıkta bozulma, yaraların geç iyileşmesi, tat ve koku alma duyularında azalma gibi belirtilerden de sorumludur.

“Nicotiana Tabacum” denilen tütün bitkisinden elde edilen tütün ürünlerinin içerdiği zararlı maddelerin başında bağımlılığından da sorumlu olan nikotin gelir. Nikotin vücuda girdikten sonra kanda epinefrin adı verilen hormonun artışına yol açar. Bu hormon kalp hızını, kan basıncını, solunum sayısını artırır. Kalpte ritim bozukluklarını tetikler, kalbin yükünü ağırlaştırır. Kan damarlarını büzer, kanın yoğunluğunu da artırarak sonuçta inmeye ve kalp krizine sebep olur. Yarattığı bu uyarıcı etkiler sebebiyle de alınmadığı zaman yoksunluk belirtileri verecek şekilde kişiyi bağımlı hale getirir. Nikotin haricinde tütün ürünlerinin içinde daha birçok zararlı madde bulunur.

Katran (zifir) yapışkan, kahverengi bir kalıntı oluşturarak dişlerde lekelenme yapar. Aynı lekeler hava yolları ve akciğerde de oluşur. Katran kansere de yol açabilen birçok kimyasal maddenin bir karışımıdır.

Arsenik kansere yol açabildiği gibi kalp ve kan damarlarında hasara neden olabilir.

Benzenin lösemiye (kan kanseri) yol açtığı bilinmektedir.

Kansere açılan kapı

Kadmiyum, polonyum-210 (radyoaktif bir elementtir), polisiklik aromatik hidrokarbonlar ve krom DNA hasarına yol açarak kansere zemin hazırlar. Dumanındaki nitrozaminler, akrolein, asetaldehit, hidrazin ve nikel, kurşun, kobalt ve berilyum gibi metaller kansere yol açar. Karbonmonoksit kanın oksijen taşıma kapasitesini düşürür. Hidrojen siyanür, nitrojen (azot) oksit zehir etkisindeki gazlardır. Daha binlerce farklı zehirli madde içeren sigara bronşlarımızın iç yüzeyinde yabancı maddelerin ve segresyonun atılımını kolaylaştıran tüycüklerin hareketini baskılar. Basit ve çabuk olarak atlatılabilecek bir üst solunum yolu enfeksiyonunun sigara içenlerde zor iyileşmesi, kolayca bronşit ya da zatürreye çevirmesi bu yüzdendir. Kısa adıyla KOAH olarak bilinen kronik obstrüktif (daraltıcı) akciğer hastalığı sigara içenlerde çok yaygın olarak görülür.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi rektörü, kardiyolog Prof. Dr. Cevdet Erdöl’ün 2008 yılında Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu başkanıyken sürdürdüğü çalışmaları sayesinde çıkarılan “Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesi” ile ilgili yasa sonrasında Türkiye çapında yapılan istatistiklerde alerjik nezle yüzde 62, bronşit yüzde 40, KOAH alevlenmeleri yüzde 21, kalp kriziyle hastaneye başvuru yüzde 15 ve kalp damar hastalıkları sıklığında yüzde 11 azalma kaydedilmiştir.

Zararın neresinden dönülse kârdır diyerek bir an evvel sigarayı bırakmanız dileğiyle...