HAVUZLAR VE SAĞLIK

14 Temmuz 2019

Havuz veya deniz-den en fazla bulaşan hastalık, genital mantar enfeksiyon-larıdır. Havuz veya deniz sefasının hastanede bitmemesi için girilen havuzun temizliğinden emin olunması ve su sirkülâsyonu fazla havuzların tercih edilmesi gerekmektedir. Çünkü yeterince temizlenmeyen havuzlar ve kirlilik seviyesi yüksek sahiller, tehlikeli olabilir.

Bulaşan hastalıklar
Sıcakla artan terleme, yaz aylarında mantar üremesini kolaylaştırır. Havuzlardan bulaşan hastalıklar arasında genital mantar enfeksiyonları, bakteriyel vajinit, molluscum cantagiosum ve trikomonas enfeksiyonları sıklıkla görülür. Ayrıca iyi temizlenmeyen havuzlardan tifo, hepatit A ve E, cryptosporidum, kolibasili, giardia, shigella, dizanteri ve paratifo gibi ateşli ishal yapan mikroplar, göz, kulak, burun, boğaz enfeksiyonlarıyla mantar, uyuz ve impetigo gibi deri hastalıkları da bulaşabilir.

Deniz daha güvenli
Deniz suyu tuzlu olduğu için mikropların yaşaması daha zordur. Ama kirli, yüzeyi köpüklü ve yeşil görünümdeki denizlerde yüzmeyin. Ancak havuzlara bu anlamda daha çok dikkat etmek gerekir. Çünkü havuzlar durağan sular olması nedeniyle kolaylıkla kirlenebilir ve mikrop üremesi daha kolaydır. Mikropları kontrol altına almak için hijyen kurallarına çok dikkat edilmelidir.

Islak oturmayın
Havuzlardan veya denizden bulaşan genital enfeksiyonların bazı küçük önlemleri göz ardı etmeden kaynaklanmaktadır.

Yazının devamı...

YAZ VE GÜNEŞLENME

30 Haziran 2019

Bronz ten artık estetiğin ve sağlığın değil, gelecekteki cilt kanserinin davetiyesi olarak görülüyor. Bu nedenle günümüzde korunmasız güneşlenip bronzlaşmak ‘out’, güneşten korunmak ve güneş koruyucu kullanmak ‘in’ oldu! 20’nci yüzyılın başlarında bronz ten sağlıklı görünümün ve estetiğin simgesiyken, 21’inci yüzyılda ise güneşlenmek ve bronzlaşmak; cilt kanseri, erken kırışma ve lekelerdeki artma gibi olumsuzluklarla anılmaya başladı. Ardından D vitamini eksikliği gibi çok önemli bir konu ön plana geçti.
D vitamini eksikliğinin kemik erimesine yol açtığı, diş ve kemik gelişimini aksatıp, görsel bazı sorunlara sebep olabildiği uzun zamandır biliniyor ama yeni araştırmalar daha vahim sağlık sorunlarını işaret ediyor.
Vücudumuzdaki D vitamini açığını kapatmak için mutlaka güneşlenmek, bedenimizi güneşle buluşturup, cildimize D vitamini ürettirmek zorundayız. Hayvansal gıdalarla D vitamini ihtiyacımızın maksimum yüzde 10’luk bir bölümünün karşılanabileceğini biliyor muydunuz?
Bitkisel kaynaklı besinlerde bu değerli vitaminin hiç ama hiç bulunmadığını da hesaba katarsak, geriye en az yüzde 90 civarında bir açıkla baş başa kalırız. İşte bu nedenle, bu büyük açığı kapatmak için mutlaka güneşlenmek, bedenimizi güneşle buluşturup, cildimize D vitamini ürettirmek zorundayız. Açık havada çalışmak yerine ofislere tıkılan şehirli insanın en büyük sorunlarından biri, güneşin bu önemli işlevinden faydalanamamaktır. Yapılacak tek şey, yaz tatillerinde fırsat buldukça güneşlenmek ve cildimize D vitamini üretme fırsatı vermektir.

Ne zaman güneşe çıkalım?
‘Güneşlenme zamanı ‘ konusunda önemli fikir ayrılıkları var. Sabah 11.00’den önce, öğleden sonra 14.00’ten, hatta 15.00’ten sonraki zaman dilimi... Bu saatlerde güneşlendiğinizde, ışınlarının cilt kanseri yapabilme riski azalıyor. Bu görüşün tam tersi düşüncede olanlar da var. Onlara göre eğer amacınız cildinize D vitamini ürettirmekse, en uygun zaman güneş ışınlarının bedene dik geldiği öğle saatleri olmalıdır ve gölgenizin boyunuzdan daha kısa olduğu saatler cildinizde D vitamini üretimini maksimuma çıkarmak için en uygun zaman dilimidir.

Sabunlanalım mı?

Yazının devamı...