41. ölüm yılında ‘Bayrak şairi’

Arif Nihat Asya ‘Bayrak şairi’ diye anılır. Şiirle herhalde hakkında bizim bayrağımız kadar güzel sözler söylenen bir başka ülke bayrağı yoktur

Şair, yazar, öğretmen, bir dönem de politikacı olan Arif Nihat Asya, 41 yıl önce 5 Ocak 1975 yılında yazılarının, şiirlerinin, sohbetlerinin tiryakilerini mahzun ederek ebedi âleme göç etti. Birçokları Arif Nihat Asya’yı sadece şair ve yazar olarak tanır. Fakat o bunlardan önce bir öğretmendir. Arif Nihat Asya’nın geçimini sağladığı esas mesleği edebiyat öğretmenliğidir. Hayata öğretmen olarak atılmış, uzun yıllar öğretmenlik yaptıktan sonra bu meslekten emekli olmuştur.

Korkusuz ve inançlı

Arif Nihat Asya, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en dikkate değer şair ve yazarlarından biridir. Şiirleri de nesirleri de orijinaldir, yerlidir ve büyük bir kabiliyetin ürünüdür. Arif Nihat Asya; inançlı, korkusuz, komplekssiz bir Türk milliyetçisidir. Irkçı değil, kafatasçı değil, modern, çağdaş bir milliyetçidir. Bilinçli bir Müslüman’dır.

Arif Nihat Asya, Türk şiirinin hem klasik, hem de modern formlarında şiirler yazmıştır. Aruzu da, heceyi de, serbest vezni de büyük bir ehliyetle kullanmıştır. Çok değerli, anlamlı, esprili, düşündüren rubaileri vardır.

Cumhuriyet dönemi şairleri içinde Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç gibi ‘naat’ yazan birkaç şairden biridir. Çok sayıda tanınan, bilinen, hafızalara nakşedilen şiiri vardır. Bunların içinde en unutulmazı, 1950’li, 1960’lı, 70’li, 80’li yıllarda onlarca yıl istisnasız bütün milli bayramlarda okunan ve

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü;

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü;

Işık ışık dalga dalga bayrağım;

Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

dizeleriyle başlayan o muhteşem ‘Bayrak’ şiiridir. Bu yüzden Arif Nihat Asya ‘Bayrak şairi’ diye de anılır. Adı geçen şiirle herhalde hakkında bizim bayrağımız kadar güzel sözler söylenen, bu kadar güzel vasfedilen bir başka ülke bayrağı yoktur. ‘Bayrak’ şiiri, bayrağımız için yazılmış benzeri olmayan bir şiirdir.

Esprili bir dille

Arif Nihat Asya en ciddi konuları bile esprili, alaylı bir dille anlatmaktan kendini alamamış; bu da onun eserlerine keyifli bir okunurluk kazandırmıştır. Gerek şiirlerinde gerekse nesirlerinde bir mizah, bir espri yapma fırsatı yakaladığında onu asla ziyan etmemiş, mutlaka değerlendirmiştir. Eserlerinde en çok nükte ve mizaha rastlanabilecek yazarlarımızdan biridir.

Şiirlerinin ve nesirlerinin neredeyse tamamı espriler, yergiler, zarif sataşmalarla bezenmiş bir edebiyat adamı aransa karşımıza ilk çıkacak isimlerden biri Arif Nihat Asya olurdu.

Arif Nihat Asya’nın nesirleri bütünüyle fıkralarından oluşmuştur. Çünkü o çok uzun seneler çeşitli gazetelerde “fıkra” yazarlığı yapmıştır.

Bu anlamdaki fıkra bilindiği gibi popüler dildeki fıkradan farklı olarak “bir gazete yazarının güncel olayları kendi açısından, kendi anlayışına göre kısaca yorumlaması” anlamında makale, dememe gibi bir yazı türüdür. Fıkranın yazarı ne kadar objektiflik iddiasında bulunursa bulunsun fıkralar çoğunlukla sübjektif bir bakışı yansıtır.

Gazete yazılarından

Arif Nihat’ın tüm yazıları basılmış, bugün de büyük bir zevkle okunmaktadır. Top Sesleri, Kanatlarını Arayanlar, Aramak ve Söyleyememek, Ayın Aynasında, Kubbeler adındaki bütün kitapları onun gazete yazılarından meydana gelmiştir.

Arif Nihat Asya’nın İstanbul’da uluslararası standartlarda Hilton’dan başka otel bulunmadığı 1950’li yıllarda yazdığı bir dörtlük şöyle:

Bir kaafileyiz zavallıdan yoksuldan,

Nidelim üstün yaratılmış kul kuldan;

Eller seyreder İstanbul’u Hilton’dan,

Biz seyredeniz Hilton’u İstanbul’dan.

Arif Nihat Asya’ya eğilir, bükülür, istenen biçime sokulabilir cam icat edildiğini söylemişler.

Bu habere tepkisi şöyle olmuş:

Desenize, camı da en sonunda kendimize benzettik.

Arif Nihat Asya, Sinoplu Diyojen’in söylediği ünlü “Gölge etme, başka ihsan istemem!” sözünü; ortamın ve çevrenin insan yaşamındaki etkisini anlatmak için şöyle söylermiş:

Çölde Diyojen’e rastladım; gölge et, başka ihsan istemem, dedi.

İsmail Özcan

İsmail Özcan, Kastamonu’da doğdu. 1970 yılında İlahiyat fakültesinden mezun oldu ve öğretmen olarak göreve başladı. İsmail Özcan’ın din, dil ve edebiyatla ilgili 15’ten fazla yayımlanmış kitabı bulunmaktadır. 1985-2000 yılları arasında 8 yıl Milliyet’e, 5 yıl Posta’ya, 3 yıl da Sabah’a Ramazan yazıları yazdı. 1991’de Milliyet’e 400 sayfalık bir İslam Ansiklopedisi, Sabah ve Günaydın gazetelerine de bir düzine kitap ilaveleri hazırladı.