Boş zaman sorunu

Boş zaman sorunuAjans Press Türk toplumun yaşam biçimini çeşitli açılardan inceledi. Sonuçları 2018 Nisan ayında yayınladı. 2005-2017 yılları arasında, 34 kentte 15.918 kişi üzerinde yapılan araştırmada çarpıcı sonuçlar elde edildi. Araştırmaya göre, her dört kişiden üçü “Geçmişe özlem duyuyor”. Yüzde 72’si boş zamanlarını AVM’lerde geçiriyor, yüzde 35’i hiç kitap okumuyor. Nicelik ve nitelik bakımından farklı nedenlerle, sorunlarla, zorlanmalarda ortaya çıkan ruhsal durumun ortak özelliği: “Geçmişe özlem duymak”.

“Geçmişe özlem duymak”, bireysel ve toplumsal olarak savunma düzenidir. Engel aşmak, sorun çözmek sürecinde zorlanma olursa sürekli ve durumluk kaygı düzeyi yükselir. Bilinç dışı savunma düzenleri işlerlik kazanır. Başarılı başarısız yaklaşık olarak otuz çeşit savunma düzeni vardır.

Geçmişe özlem duymak, bastırma ve boyun eğme savunma düzenleri ile ruhsal yaşantıyı sürdürür. Bilinçli olarak kaçma ya da savaşma tepkisi oluşturur. Kaçma ya da savaşma sürecinde oluşan yetersizlik duygusuna karşı bilişsel farkındalığı, haberdarları, ruhsal yaşantıyı sürdürmeye çalışır.

Kaçarak kurtulmak

Özetle, “Geçmişe özlem duymak” bireyin yaşadığı toplumsal ortamdan kaynaklanan, ekonomik, politik, siyasal nedenler başta olmak üzere, bireye zarar veren zararlı etkinlerden kaçarak kurtulmak yoludur. Toplumsal ortamdan kaynaklanan zararlı etkenler arasında “boş zaman” kavramının yüzde 72 oranında olması önemli bir bulgudur. Boş zaman kavramı bireyin, çalışma, iş, uyku dışında kalan zamanıdır. Bireyin özgür iradesiyle (istenciyle, isteğiyle) bilerek, isteyerek bilinçli olarak yaptığı seçimdir. “Boş zaman” kavramı boşa akıp giden zaman olarak algılandığından özgür zaman ya da serbest zaman kavramları amacı, beklentiyi daha doğru ve gerçekçi biçimde belirler.

Serbest zaman, etkin ya da yarı etkin olarak yararlı, edilgin, anlamsız ya da kötü olarak değerlendirilir. Serbest zaman süresi içinde bireyin üretici, yaratıcı günü kendini, çevresini değiştirme, dönüştürme, geliştirme çabası etkin ya da edilgin değerlendirmenin ölçütüdür.

Ülkemizde etkin değerlendirme çoğunlukla, belirli alanlarda bireyin ilgisine göre seçilir. Bunların başında bağ bahçe işleri, çiçek, sebze, meyve yetiştirmek gelir. Buna evde yapılan dikiş, nakış, el işi gibi seçenekler izler. Bale, dans oyunları, müzik, resim, fotoğraf gibi alanları seçen, bu alanlarda bireysel ya da toplu olarak çalışanlarda vardır.

Gençlik çağında başladığı şiir, anı, öykü, roman yazma çabasını sürdüren bu alanda başarılı olanlar, ürün verenler vardır. Etkin değerlendirmenin sayısız örnekleri bulunabilir.

Yarı etkin seçenekler arasında kitap okumak, müze, sergi gezmek, söyleşilere, konferanslara katılmak, sinemaya, tiyatroya gitmek, radyo, televizyon izlemek sayılabilir. Zamanını bireysel olarak etkin değerlendirenlerden birkaçının bir arada çalışması; elde ettikleri geliri birlikte değerlendirmesi de söz konusudur.

Kötü alışkanlıklar

Edilgin değerlendirme araştırma sonuçları arasında belirtildiği gibi AVM’lerde dolaşmak, sosyal medyada amaçsız nedensiz boş söyleşiler yapmaktır. Başı boş gezip tozmak, evde, kahvede, parkta oturup çene çalmak, konu komşu çekiştirmek, kahveye gidip kumar, oyun oynamak, akşamları evde ya da içkili yerlerde yalnız ya da birkaç arkadaşla birlikte içki içmek bütün kötü alışkanlıkların tohumunu atar.

Ülkemizde serbest zamanda özgür iradeyle yapılan çalışma alanlarının araştırılması yapılmalı, seçim öncesi ve sonrası için kurslar ve seminerler düzenlenmelidir.

Geçmişe özlem duymak, boşa akıp giden zamanı değerlendirmek önce toplumsal sonra bireysel sorundur. Bireyin içinde bulunduğu, yaşadığı ortak toplumsal kültürde özellikle çocukluk ve gençlik çağında ailede, toplumda anlayış göstermek; değer ve yer vermek sağlıklı, özgür, başarılı, mutlu insanları yetiştirmek için gereklidir. Bu ortamın hazırlanmasında gerekli olan güç, (motivation) güdülenmedir. Güdülenme, bireyin davranışı, tutumunu, eylemini başlatan, yöneten, yönlendiren, sürdüren doğuştan gelen temel güçtür.

Beslenme, uyku, cinsellik, yaşama, korunma gibi varlığı sürdürme davranışları, eylemleri ilk planda yer alır. Bunu insana haz ve mutluluk veren alışkanlıklar, toplumsal kültürel güdüler izler. Toplumun bu güdüleri gerçekleştirecek ortamı hazırlaması, bireyin bu güdülerin gerçekleştirecek çabayı göstermesi zorunludur. Duyarlılık, etkinlik, sorumluluk, ileri görüş, özgüven, öz bilinç, başarma çabası, toplumsal bilinç ve beceri gereklidir.

Değişimi pekiştirir

Özellikle duygusal zeka öğeleri içinde yer alan kendine çeki düzen vermek, öz denetim, yenilikçilik, hizmete yönelik olmak, başkalarını geliştirmek, çeşitlilikten yararlanmak, değişimi, dönüşümü, gelişmeyi pekiştirir. İnsanın farklı durumlarda ve koşullarda, ortamlarda duruma göre fırsat yaratmasını ya da fırsatlardan yararlanmasını sağlar.

İngiliz ruh bilimci Thomas Henry Huxley ( 1825-1895) “Bilgide bilinende sınır vardır, bilinmeyende sınır yoktur.” İnsan aklı anlaşılmazlığın, bilinmeyenin engin okyanusunda barınacak bir ada sağlar. Her kuşağa düşen iş bu okyanustaki adaya biraz daha toprak katarak büyütmektir.

Etkin değerlendirme okyanustaki adaya ulaşmaya biraz daha toprak katmaya yarar. Edilgin değerlendirme, bireyin okyanus boşluğunda kaybolmasına, toplumun adada toprak kaybına yol açar.