Sanat ve demokrasi

Eklenme Tarihi15.05.2018 - 22:40-Güncellenme Tarihi15.05.2018 - 22:40
Araştırmacı kişi soru sorar çünkü yeni bir şeyler öğrenmek ister. Sanatçı da yeni bir eser üretmek zorundadır yoksa sıradanlaşır. Dolayısıyla gerek sanatın ve gerekse araştırmacı kişiliğin kesişim noktası yeniliktir. Diğer ortak bir paydası her ikisinin de dogmatizme karşı olmasıdır. Dogmatik düşünceli kişiler hiçbir şeyi araştırmadıkları gibi sanatçılar da dogmalara bağlı kaldıkları takdirde gelişemezler. Hem araştırmacılar hem de yazarlar daha fazla kitap okurlar. Dolayısıyla yazarlar (sanatın bir dalı) aynı zamanda iyi birer araştırmacıdırlar. Sanatın demokrasi ile benzerliği ve aynı zamanda araştırma ile de iki yönden benzerliği olduğuna göre dolaylı olarak demokrasinin de araştırma ile benzerliği bulunmaktadır ve sonuç olarak demokratik ve düşünce özgürlüğünün olduğu ülkelerin de araştırmaya daha açık olmaları doğaldır. Açık toplumun savunucularından ve Açık Toplum Enstitüsünün kurucusu George Soros sanat ve kültürün toplumların standartlarını ve değerlerini değiştirdiğini iddia etmektedir (http://www.powerofculture.nl/en/policy/soros.html). Ona göre bu nedenden ötürü özerk ve yenilikçi bir sanat sektörü açık toplumun rüyasıdır.

Bu bağlamda İslam dininin yayıldığı coğrafyada din adamlarının kendi nüfuzlarını korumak için her şeye karışmaları, karşı düşünceleri engellemeye çalışmaları ve özellikle resim, heykel, şiir gibi sanatları dar bir yorum anlayışı ile yasaklamaları herhalde demokrasinin gelişimini olumsuz yönde etkilemiş olsa gerektir.

Sanat, çok çalışma ve merak düzeyi arasında bir çelişki var gibi görünmektedir. Bir kere sanat ile çok çalışma arasında bir çatışma olmak zorunda çünkü çok çalışma düzen ve disiplin gerektirir. Oysa bu iki kavram da sanatın doğasına aykırıdır zira sanatın doğasında kaos hakimdir, yani düzensizlik ve disiplinsizlik. Oysa diğer taraftan sanat ile merak düzeyi arasında da doğrusal bir ilişki bulunmaktadır çünkü sanatçı meraklı kişidir, her şeyi farklı açıdan görüp yorumlar. Merakı olmasaydı olaylarla ilgilenmezdi. Aynı zamanda merak ile çok çalışma arasında da doğrusal bir ilişki vardır. Meraklı kişi merak ettiği konuyu derinlemesine öğrenmek ister. Normal koşullarda eğer ilgileşimler arasında geçişkenlik olsaydı sanat ile çok çalışma arasında da doğrusal bir ilgileşim olması gerekirdi ki; düzen ve disiplin kavramlarının bizzat sanatın doğasına aykırı olması nedeniyle böyle bir durumun söz konusu olması genel olarak olanaksızdır. Dolayısıyla sanat ile çok çalışma hem bir yönden çatışma halinde hem de diğer bir yönden uyum içinde görünmektedir. Belki de araştırılması gereken ilginç bir olasılık sanata ilgi duyan bilim adamlarının aynı zekâ düzeyindeki diğer bilim adamlarından daha verimli çalıştıkları olabilir. Onlar her konuyu değil ama kendilerine daha uygun bazı konuları iyi araştırdıkları için daha verimli ve üretken olabilirler. Çok atıf alan bilim adamlarının en zekiler değil ama en çalışkan da olmaması bu olasılığın araştırılmaya değer olduğuna işaret etmektedir.

Demokrasinin yönetim üzerindeki fonksiyonu, halkın sadece iktidarın her yaptığını denetlemesi değil, aynı zamanda çok sayıda fikrin ileri sürülmesine de olanak tanımasıdır. Genel zekâ hakkında tarihte yazılmış en ünlü ve saygın kitabın yazarı Arthur Jensen genel zekânın % 1’lik diliminin ötesinde ölçüm yapılmasının pek de faydalı olmadığını ileri sürmektedir çünkü artık yetenekler çok farklılaşmaktadır (https://voidmanufacturing.wordpress.com/2009/12/15/mega-questions-for-renowned-and-controversial-psychologist-dr-_arthur-r-jensen-posed-by-christopher-langan-highest-i-q-in-the-us-subject-include-intelligence-education-and-creativity/).Dolayısıyla toplumun genel zekâ düzeyi ile demokrasi arasında da bir ilişki var gibi görünmektedir. Çünkü genel zekâ düzeyi artarken yetenekler zaten farklılaşmak zorunda olduğu için ileri sürülen fikirler ve yaklaşımlar da sayıca artmaktadır. Elbette birebir ilişki olmasa da daha zeki toplumların da düşünce yapısı demokrasi ile daha fazla uyuşmaktadır.

BİTTİ

DENİZ SELÇUK

1966 yılında Ayvalık’ta doğdu, Ankara TED Kolejini ve Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nü bitirdi.  Zihinsel evrim üzerine eğilen Selçuk, bu konudaki araştırmalarını, “Zihinsel Evrim ve Demokrasi” adlı kitabında toplamıştır (Orion kitabevi, Ankara, 2016).