Tarihte yapılan mahrem yolculuk

“Geçmişten kaçılmıyor. İnsanlar köklerini de, acılarını da unutmuyor... Gömdüğünüzü sanırsınız geçmişi. Hatta bunu bazen ‘devlet gücü’yle yapmaya kalkışırsınız. Geçmişi tahrif edersiniz. Devlet eliyle yalan tarih yazdırırsınız. Kendinize tarih bile icat edesiniz. Ama nafile çabadır bu. Sonunda gerçek yine suyun yüzüne çıkar. Ve işte 1915, Türkiye için böyle bir gerçektir.”
Bir kitabın başlığıyla koydu Hasan Cemal noktayı. ‘1915: Ermeni Soykırımı’. Sözcüğün kendisi kadar o sözü edenin ağırlığıdır burada söz konusu olan. Hasan Cemal, bir yolculuk olarak kurguladığı kitabında İttihat döneminin liderlerinden olan ve Tiflis’te Taşnaklar tarafından vurulan Cemal Paşa’nın torunu olarak çıktığı yolda, 1915’e dair hiçbir gerçek bilgiye temas etmeden geçen Mülkiye yıllarını ve Dışişleri Yayınları eşliğinde şekillenen Cumhuriyet gazetesi dönemini paylaşıyor. Bu eşiklerde ASALA terörüne kurban giden yakın bir diplomat arkadaş var üstelik. Derken Taner Akçam’ın koca külliyatı, alternatif yayınlar ve Hrant Dink’le kesişen yol... Bulunan ve kaybedilen Hrant Dink’le söyleşerek sürecek artık o yolculuk. Gün gelecek Harvard Üniversitesi’ndeki bir konuşmasında “1915 konusunda Hrant Dink benim kalbimin, Taner Akçam da aklımın kilidini açtılar!” diyecek. Bir sonrakinde ise Boston, Los Angeles Diaspora Ermenileri ile buluştuğunda onların ‘soykırım acısı’na ortak olacak.

İKİ FOTOĞRAF
‘1915: Ermeni Soykırımı’ kitabı, siyah beyaz, karşılıklı sayfalara yayılmış bir fotoğrafla başlıyor, bir fotoğrafla bitiyor. İlkinde Hasan Cemal’i Erivan’daki Soykırım Anıtı’na karanfilini bırakırken görüyoruz. Kitabın sonundakinde ise Hrant Dink’in cenaze günü mezarının başında, havalara kaldırılmış çerçeveli resmini ve o gün göğe bırakılanlar arasından kadraja girip o çerçevenin üzerinde kanat çırpan beyaz güvercini görüyoruz. “Yaşamak için ille de acı çekilmeyecek zamanların özlemiyle...” diyen Hasan Cemal, işte bu kitabıyla uğurluyor Hrant Dink’i.
İçinden hayat geçen sahici kitapla karşılaşmak insanda araba çarpmış hissi uyandırır. Bir keresinde anneannesinin adının Heranuş, aslının Ermeni olduğunu anlatan ve izi kaybedilmiş ailenin Ermeni kolunun peşine düşen Fethiye Çetin ‘Anneannem’ kitabında dayatılan o hain Ermeni algısını “Düşman bazen ailenden biridir ve artık düşman değildir...”sözüyle sarsarken hissetmiştim bu.

HRANT’TAN KALAN
Bir başka sefer o muazzam yürek ve emek işi ‘Hrant’ biyografisinde Tûba Çandar, “Hrant kaldırımda gözlerimizin önüne serdiği cansız bedeniyle atalarının geçmişini bugüne taşıyan bir köprü oldu ve yaşarken anlatamadıklarını da anlatmayı sürdürdü bize. Gelin, biz kaldıralım Hrant’ı o yattığı kaldırımdan. O gün onunla birlikte vurulan ama ayakta kalan bizler kaldıralım” derken hissetmiştim o çarpılma hissini.
Sonra Hasan Cemal geldi ve anıta çiçekleri bırakırken “Herkes herkesten bir şeyler öğrenir. Ben de öğrendim Hrant’tan, hem yaşamında hem ölümünde... Tarihten kaçılmayacağını öğrendim. Sevgili kardeşim. Beni buraya sen, senin acıların getirdi” diye mırıldandı.

HEPİMİZİN BORCU
Hasan Cemal her satırda Hrant Dink’le söyleştiği kitabında tarihi, hem kendi kişisel tarihi hem Türkiye tarihi olarak yorumlayıp bizi en mahrem yolculuğuna davet ediyor. Kimseyi kimseye feda etmeden sırtlıyor. Aynı koca yürekte vurularak hayatını kaybeden üç insanı; dedesi Cemal Paşa’yı da, Konsolos Bahadır Demir’i ve Hrant Dink’i de buluşturarak...
Bir kitabın başlığıyla koydu Hasan Cemal noktayı. Büyük harfle yeni cümlelere başlamak hepimizin boynunun borcu.

Tarihte yapılan mahrem yolculuk

Karin Karakaşlı
1972 yılında İstanbul’da doğdu. Avusturya Lisesi’nin ardından, Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu Mütercim Tercümanlık Bölümü’nden mezun oldu. 1998’de öykü dalında Varlık dergisinin Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’nü kazandı. İlk öykü kitabı “Başka Dillerin Şarkısı” 1999’da Varlık Yayınları’ndan çıktı. “Türkiye’de Ermeniler: Cemaat-Birey-Yurttaş” adlı araştırma kitabının yazarları arasında yer aldı. 1996-2006 yılları arasında Agos gazetesinde editör, yazı işleri müdürü ve yazar olarak görev yaptı. Halen Radikal İki’de yazan Karakaşlı, Özel Getronagan Ermeni Lisesi’nde Ermenice öğretmeni ve Yeditepe Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor.

DÜŞÜNENLERİN DÜŞÜNCESİ
Bir kitabın başlığıyla koydu Hasan Cemal noktayı. ‘1915: Ermeni Soykırımı’. Sözcüğün kendisi kadar o sözü edenin ağırlığıdır burada söz konusu olan. Bizi en mahrem yolculuğuna davet eden Hasan Cemal kimseyi kimseye feda etmeden sırtlıyor. Aynı koca yürekte vurularak hayatını kaybeden üç insanı; dedesi Cemal Paşa’yı da, Konsolos Bahadır Demir’i ve Hrant Dink’i de buluşturarak...