Vesayet kurumu ve çocuklar

Ali Em, 1976 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Yurdun çeşitli yerlerinde hâkimlik görevlerini yaptıktan sonra, Adalet Bakanlığı’nda Kanunlar Genel Müdürlüğü görevinde bulundu. 2002 tarihinde Yargıtay üyeliğine, 2007 tarihinde Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nca Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyeliğine seçildi ve daha sonra Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı görevinde bulundu. Kanun hazırlama komisyonlarında görev aldı.

Vesayet kurumu ve çocuklar


Haziran ayının 12. gününün “Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü” olması, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de çocuk işçiliği sorununun yanında, çocukların işçilik dışı başka sorunlarının bulunması nedeniyle; bu konuları toplumun gündemine taşıyarak çözüm üretmenin ve giderilme yollarının araştırılmasının ve gösterilmesinin önemi büyüktür. Bu çalışmada çocuklarla ilgili bazı sorunlara ve çözüm yollarına işaret edilmeye çalışılacaktır.
Toplumların varlıklarının ve geleceklerinin temelini teşkil eden çocukların sosyal yaşam içerisinde düzenli olarak yetiştirilmesi ve geleceklerinin donanımlı kılınması adına, koruyucu ve eğitici önlemlerin zamanında ve yerinde alınması gerekir. Toplumun geleceğinin bir parçası olan, özellikle anasız babasız, kimsesiz, yetersiz yaşam koşulları içerisinde bulunan çocuklara sahiplenilmesi; onların yaşamlarını güvenli kılabileceği gibi, sağlıklı ve kendinden emin bir neslin yetişmesine zemin hazırlayacaktır.

Anayasa’nın 2. maddesinde hukuk güvenliliğinin, 41. maddesinde çocukların korunmasının önemi vurgulanmaktadır. Yine Türk Medeni Kanunun ikinci kitabı olan Aile Hukukunun üçüncü kısmında Vesayet Kurumu düzenlenmiştir. Bu kurumun varlığı küçükler (çocuklar) ve kısıtlılar yönünden büyük önem arz eder. Burada küçük olarak adlandırılanlardan maksat; velayet altında olmayan, anası, babası bulunmayan veya gaip yahut velayet hakları kaldırılmış olanlar gibi nedenlerle velayet altında bulunma hakkından yoksun çocuklar anlaşılmalıdır.

Bu kategorideki çocukların varlığını herhangi bir nedenle öğrenen nüfus memurları, idari makamlar, noterler ve mahkemeler durumu yetkili vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesine bildirmekle zorunlu kılınmışlar, vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi de küçüğü vesayet altına alma ve vasi atama kararını vermek durumundadır. Yine aynı kanunun 446. maddesi hükmüne göre, koruma amacıyla küçüklerin bir kuruma yerleştirilmesine, vasinin başvurusu üzerine vesayet makamı, gecikmesinde sakınca bulunması halinde bizzat vasinin karar vererek durumu vesayet makamına bildirmesi öngörülmektedir.
Sosyal yaşamda gözden uzak tutulmaması gereken bu çocukların; madde ve alkol bağımlılıklarından, alışkanlıklarından uzak tutulması, genellikle sokakta satıcılık, boyacılık ve benzeri iş ve işlerde çalışan veya çalıştırılanların kontrol dışı yaşamaları ve çevresel etkilerle sokak çocuğu, ilerisi suçlu çocuk durumuna düşmelerinin önlenmesi bakımından; Anayasa’nın yukarıda açıklanan hükümlerini, Türk Medeni Kanunu’nun ve özel nitelikli kanunların bu alandaki hükümlerini işler tutmak, bu çocukları ilgili mercilere bildirme yükümlülüğü olanların bu görevlerini yerinde ve zamanında yapmaları, çocuklarla ilgili bazı sorunların aşılmasına katkı sağlayacağı tabidir.

Vesayet kurum ve organlarının, geleceğimiz olan çocukların sağlıklı, eğitimli ve donanımlı birer yurttaş olarak yetişmelerinde etki ve katkılarının önemli olduğu da bilinmelidir.