İşinde Pes Etmeyenler Kazanır

1 Ekim 2019

Çevrenizde pek çok başarılı insan var, değil mi? Başarılı insanların başarısızlık hikâyeleriyle bezenmiş sonu mutlu biten büyük başarı hikâyesi var. Hepsinin ortak noktası ise pes etmeden, azimle, inatla ve daha çok araştırıp öğrenerek inandıkları hedeflerine ulaşmaktan vazgeçmemek.

Hepimizin hayattan farklı beklentileri var. Bu beklentilere göre iş hayatına dair amaçlarımız ve başarı kriterlerimiz değişkenlik gösterebilir. Başarılı olmak; kimimiz için yüksek maddi gelir anlamına gelirken, kimimiz için ise mevki ile toplumda onaylanma anlamına geliyor. Kimi daha iyi standartlar için yüksek maddi gelir ister, kimi istediği üst düzey bir pozisyonda çalışmak ister. Kimimizin ise çalışma sebebi sadece ayakta durabilmek.

Amacınız iyi bir yönetici olmak, istediğiniz işte çalışmak, kendi işinizi kurmak veya bir belki de hobinizi işiniz yapmak olabilir. Belki şu an iş arıyorsunuz ve hedefiniz sadece bir işe girebilmek. Hak ettiğiniz terfiyi aldığınızda, veya istediğiniz zammı aldığınızda hedeflediğiniz başarıya ulaşacaksınız belki de.

Hedefiniz ne olursa olsun yapmanız gereken; özgüveni yüksek bir birey olarak bir başkasından talimat almayı beklemeden en iyisini yapmayı, kendinizi aşmayı ve tüm enerjinizle çalışarak, pes etmeden yola devam etmeyi öğrenmeniz gerekiyor.

Pes Etmemek İçin Bir Hedefiniz Olsun

Hedef ne olursa olsun, gün sonunda hedefini belirleyen, bu hedefe ulaşmak için çaba harcayan, çalışan, motivasyonunu kaybetmeyen ve pes etmeyen kazanır. Her yeni günle beraber yaşamak ve tekrar sıfırdan başlamak için en az on tane sebep bulabilirsiniz. Pes etmeden kazanmak için asıl bir hedefiniz ve bu sebebe ulaşmak için ara hedefleriniz varsa asla motivasyonunuz bitmez. Kendinizi her yönünüzle tanıyın ve kabullenin, eleştirmeyin, yargılamayın, kim ne yapmış veya kim ne der demeden hayallerinizi hedefleyin, kendinize odaklanın. Hedefler sizi canlı kılar ve harekete geçirir. Siz bu hedefe ulaştığınızda mutlu olup çevreniz de mutluluğu ile sizi geri besleyecekse durmak yok, yola devam…

Motivasyonunuzu Yükseltin

Enerjiniz yüksek olsun ve pozitif düşünmeye odaklanın. Hayatınızın her anında başrol oyuncusu ve yönetmen sizsiniz. Kendinizi motive edecek önce iç ve sonra dış kaynakları bulun. Hedefinize ulaştığınızda yaşayacaklarınızı düşünüp o anı tüm duygularınızla yaşayın. Ya mutluluğa ulaşmak ya da acıdan kaçmak için harekete geçeriz. Sizin eğiliminiz ne yönde bunu tespit edin. “Bu işi başarırsam ve başaramazsam ne olur?” sorularını cevaplayın ve her iki sorunun cevabında da ilgili ruh halini yaşayın. Sizi mutlu eden arzularınızı ve engelleyen engelleri nasıl aşacağınızı bulduğunuzda motivasyonunuz artar.

Yazının devamı...

Rutinini Boz ve Harekete Geç

3 Eylül 2019

Kariyer hayatında ilerleyip belirli seviyelere gelince ve kendinizi fazlasıyla işe kaptırınca da hayat bazen çığırından çıkabiliyor. Artan yaşamsal sorumluluklarla beraber yitirilen umutlar da bir araya gelince hayat monotonlaşıyor.

İş ve özel yaşam arasında tıpkı kodlanmış bir robotmuş gibi hayatı tekrarlayan döngüde yaşayıp gidiyorsunuz. Hayat çok rutin bir hale gelirken akıntıya kapılıp giderken bulursunuz kendinizi. Yaşam döngünüz kısırlaştıkça karşınıza çıkan her şeyi kanıksar ve normalleştirirsiniz. “Sistem böyle” veya “Böyle gelmiş böyle gider” derken bir anda bu karmaşayı konfor alanınız haline getirdiğinizi görebilirsiniz. Haklısınız, konfor alanında yaşamak güvenilir, risksiz ve bilindik. Biraz bu alanı genişletmek için çaba harcamak gelişim için faydalı, sizi ileriye taşır. Bu alanın çok uzağına kendinizi tanımadan çıkmanız ise tehlikeli olabilir ve çok zorlayıcıdır. Sizi başladığınız yerden daha aşağıya çekebilir.

İş yaşamında belirli bir tecrübe ve yaşa gelmiş olsanız bile konfor alanında kalmak için görmezden geldikleriniz, sizi hayallerinizden uzaklaştırır. Belki bir başkasının yaptığı işin sonucunda başarısını gördüğünüzde “Ben de düşünmüştüm ve keşke ben yapsaydım çok farklı bir hayatım olabilirdi” gibi sözleri sarf ederken bulursunuz kendinizi. Belki konfor alanınızın dışına çıkmanızı sağlayacak tek bir cesur adımdır gereken ve hayatınızın değişmesine sebep olacaktır.

Örneğin, hayallerinize ulaşmak için konfor alanınızdaki işinizden ayrılıp yeni bir kariyer sunan o iş teklifini kabul etmenizdir cesur adım.

Belki de bitirmeniz gereken ilişkidir, cesaret.

Peki, bu alanı genişletmek veya bu alanın tamamen dışına çıkıp hayallerinize ulaşmak için hiç “Yeter artık” ve daha da iyisi “Hadi başlayalım” demek aklınıza geldi mi?

İş yaşam döngüsünde kendinizi akıntıya kaptırmış giderken edindiğiniz yeni alışkanlıklarla bir anda bulursunuz. Kötü yöneticiniz, değerinizi bilmeyen eşiniz, sürekli problem çıkaran arkadaşlarınızı kanıksarsınız. Rutin arasında, kahve molasında, aile buluşmalarınızda sohbetlerinizin konusu yaşanmışlıklar sebebiyle iş yerinde yaşanan olumsuzluklar, borçlar, futbol vs. oluverir birden. İşte bu ve benzer birçok eylem akıntıya kapılmanızı sağlayan dalgalardır. Zihniniz hep bunlarla meşgul olur ve kendinizi fark etmezsiniz. Bir anda akıntı sizi öğrenilmiş çaresizlik denizine ulaştıracaktır. Bolca şikâyet vardır. Aslında yapılacak şeyin arzularınızı, yaşadığınız hayatı ve aslında yaşamak istediklerinizi hatırlamak olduğu aklınıza gelmez. İşte bu yüzden döngülere ve zorluklara boyun eğdiğiniz bir hayat sürmeye devam edersiniz. Hadi, sıyrılın şu ruh halinden lütfen…

Bu konuyla ilgili araştırma yaparken “İlker Canbulut’ un “Uyum Anahtarı” kitabına rastladım. Arka kapağında yazan “

Yazının devamı...

İş Hayatında İlham Olanlar

7 Ağustos 2019

Esra Beyzadeoğlu – Alternatif Bank Bilgi Teknolojileri, Dijital Bankacılık ve Operasyon’dan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı

Mesleğim gereği farklı sektörlerden profesyoneller ile iletişim halindeyim. Birçok farklı profesyoneli gözlemliyor, takip ediyorum. Sektörlerin çalışan profilleri açısında dinamikleri birbirinden farklı olabiliyor. Bu anlamdafarklı sektörleri incelediğimizde kadın/erkek oranlarının farklılık gösterdiğini de görebiliyoruz. Bilgi Teknolojileri ve İletişim sektörü erkeklerin hakim olduğu bir sektör. Kadınların sayısının az olduğu bu sektörde bir kadın liderin kariyerini konuştuk.

E. Kemer:Eğitiminiz teknoloji/yazılım ile birebir ilgili olmasa da şu an bir bankanın bilgi teknolojileri sürecini yönetiyorsunuz. Kendinizden ve kariyer geçmişinizden bahseder misiniz?

E. Beyzadeoğlu: Eğitimci bir ailenin iki çocuğundan küçük olanıyım ve 1978 doğumluyum. 1995 yılında İstanbul Atatürk Fen Lisesi’nden 2000’de de Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. 2013-2015 yılları arasında Sabancı Üniversitesi’nde MIT Sloan School of Management ile ortak bir program olan Executive MBA İşletme Master’ı yaptım. Yeni şeyler öğrenmeyi seven, azimli, yoğun tempoda çalışan ve genelde hayatı son derece pozitif bakışla yaşamaya çalışan biri olduğumu söyleyebilirim. Aynı zamanda 9 yaşında bir erkek çocuk annesiyim.

Teknoloji deyince insanın aklına ilk önce yazılım veya donanım gelebiliyor ama esasen iyi yazılımların ortaya çıkması için en temel şey; ihtiyaç, süreç ve iş analizinin doğru yapılmasıdır. Ben endüstri mühendisliği eğitimi aldım. Öncesinde lise eğitimim de disiplinli ve ağırdı. Üniversitem de Fransızca ve kültür yaklaşımlı öğrenci yetiştiren farklı bir eğitim yapısındaydı. Eğitim sürecimde gördüğüm ve edindiğim disiplin aslında hiç bilmediğim konulara bile nasıl yaklaşacağımı öğrenme ve analiz etme zenginliğine beni kavuşturdu. Endüstri mühendisliği sistem kurmak üzerine gelişmiş bir disiplindir. Sektör bağımsız olduğunuzdan tüm girdiyi çıktıyı en optimize ve ihtiyaca hizmet edecek deneyimle kurgulamayı öğrenirsiniz. Gelinen noktada, bankalarda teknoloji süreçleri de deneyimleri en iyi kurgulayanların, süreçleri fonksiyonel olarak en iyi bilenlerin daha başarılı olduğu yerler haline geldi. Bu sebeple fark yaratmak için illâ teknoloji veya yazılım alanından gelmenin gerekli olmadığına inanıyorum.

E. Kemer: Eğitiminiz doğrultusunda “MT/İş Analisti” olarak başladığınız kariyerinizde önce proje yöneticiliği ve devamında yükselen bir ivme ile devam edip IT’de üst düzey yönetici olmuşsunuz. Bu zaman zarfında bir kadın yönetici olarak karşınıza engeller çıktı mı?

E. Beyzadeoğlu: 19 yıldır, bankaların teknoloji organizasyonlarında gerek banka çalışanı gerek danışman olarak çalışıyorum. Her bir tecrübemin şu andaki konumuma katkısı olduğuna inanıyorum. Osmanlı Bankası’nın teknoloji organizasyonuna bankanın verdiği MT İş Analisti (Yönetici adayı) eğitimi sonrası başlamaktan tutun da, kamu bankalarının yeniden yapılandırılması kapsamında Ziraat Bankası’nın yeni ana bankacılık uygulamalarının geliştirilmesindeki ana ekipte olmaya, Accenture gibi global bir danışmanlık firmasında İş Bankası, Yapı Kredi gibi ülkemizin en önemli bankalarına proje geliştirmeye kadar hepsi benim için çok kıymetli. Yaklaşık 1,5 yıldır danışman banka anlayışıyla öne çıkan ve müşterilerine butik hizmet sunmaya özen gösteren Alternatif Bank’ta bambaşka heyecanlar yaşıyor, yönetim ekibimizin desteğiyle ve ekip arkadaşlarımla başarılı projelere imza atmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Bunlar olurken sadece kadın olduğum için bir engelle karşılaştığımı ise söyleyemem. Evet, erkek yoğun sektörde çalışıyorum ama kadın olmaktan değil ama iş hayatının kendi dinamikleriyle yarattığı engelleri ise dönem dönem yaşadım diyebilirim.

Yazının devamı...

Çalışma Ortamının Düzeni

26 Nisan 2019

Ofis masanız aslında sizin bir yansımanızdır ve size ait ipuçları barındırır. Düzeni, kişisel eşyalarınızın çeşidi vb. Şu var ki karmakarışık masada çalışılması çok ama çok zor. İş hayatımın ilk yıllarında bir gün nasıl yoğunum, bir sürü eğitim dokümanı, dosyalar, faturalar, masam o gün öğlene doğru doldu. İK’nın dijitalleşmesi yolunda adımlar attığımız ilk yıllar ama kâğıtlar havada uçuşuyor yine de. Denetime gelen müfettiş dağınık masamı görünce “O demek ki çok çalışıyorsunuz bu iyi bir şey demişti.” Evet, çok çalışıyordum ama efektif miydim? Aslında masamın o an dağınıklığı, düzeni sevdiğim için beni çok rahatsız etmişti.

Her seviyeden her çalışanın bir çalışma alanı vardır. Zamanınızı iyi yönetmek, daha verimli çalışmak ve performansınızı artırmak üzere çalışma alanının düzenlenmiş olması şart. Bunu önce kendiniz için yapmalısınız.

Çalışan memnuniyeti araştırmalarında en çok sorgulanan konuların arasında fiziksel ve psikolojik çalışma ortamı da yer alıyor. İşverenlerin çalışma ortamlarını çalışanların yüksek motivasyonlu, rahat ve sağlık koşullarına göre uygun bir şekilde düzenlemeleri gerekli. İşyeri düzeni bir çalışanın mutlu ve bağlı çalışmasını sağlayan bir unsur ve hatta gurur kaynağı olabilir. Daha mutlu, verimli çalışmak için çalışma ortamının düzenlenmesi talebinizi işvereninize veya İK çalışanına çözümlerinizle iletiniz ve iletmekten çekinmeyin.

Hadi kendi çalışma alanınıza bakın, eğer karman çormansa düzenlemenin tam zamanı demektir.

Eşyalarınızı Kullanımına Göre Sınıflandırın

Masanız, işyerinizde size özel bir alan ve günlük iş süreçlerinde kullandığınız bir sürü eşya barındırır. Aslına bakarsanız belki de sizin için değerli olan o eşyaların çoğunu kullanmıyorsunuzdur bile. Masanızı gözden geçirin kullanım sıklıklarına göre ve eşyaları sınıflandırın. Örneğin hafta başı masanızda tüm eşyaları bir yere toplayın. Az, orta ve çok sık kullanım olarak günlük işlerinizi düşünüp tüm eşyaları bu üç sınıfa göre ayırın. Normal ve çok sık kullanım olanları masanızda konumlandırın. Az kullanım olarak ayırdıklarınızı ayrı bir yerde tutun ve ihtiyacınız olduğunda sadece masanıza alın. Hafta boyu hiç kullanmıyorsanız gereksiz kalabalığa yer yok demektir. Fazla her eşya sizin ihtiyacınız olanlara ulaşmanızı engeller, gözü yorar verimliliğinizi azaltır, işe yaramayanları kaldırın. Az kullanımları depolayabilir, ihtiyacı olana verebilir ya da geri dönüşüme gönderebilirsiniz.

Eşyalarınızı İş Akışınıza Göre Sıralayın

Yazının devamı...

İlham Olanlar - Cem Öğretir

2 Nisan 2019

CV BİR SENARYO, BAŞROL OYUNCUSU SİZSİNİZ….

ROLÜMÜ EN İYİ ŞEKİLDE OYNAMAK İÇİN TÜM ÖZVERİMLE ÇALIŞIYORUM.

Cem Bey ile işi, kariyeri üzerine çok keyifli bir sohbetimiz oldu. İşte sohbetimizden notlar…

Cem Bey, sizi fazladan tanıtmama gerek yok ama bir kanalda ana haber sunucusu olarak sizi seyrediyoruz. Bizlere, kısaca kariyerinizden biraz bahseder misiniz?

İngiltere doğumluyum. Türkiye’ ye döndükten sonra eğitimime Eskişehir’ de devam ettim. Lisans eğitimimi Eskişehir Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümü’nde bitirdim. Daha üniversite öğrencisiyken çalışmaya TRT’ de başladım. Show TV'de stajyer muhabir olarak işe başladım ve Mehmet Ali Birand'ın 32. Gün ekibinde yer aldım. Deniz Arman’ın ekibiyle birlikte, Star TV’de çalıştım. Daha sonrasında ise Uğur Dündar ile beraber ekibinde çalışmaya başlayarak CNN Türk ekranlarında yer aldım ve hem editörlük hem de muhabirlik yaptım.

Kanal 1’deki deneyimim sonrasında HaberTürk TV Genel Yayın Yönetmenliği görevi ile birlikte Erdoğan Aktaş'ın ekibinde yer aldım. Ayrıca HaberTürk'te ana haber sunuculuğu görevini de üstendim. Daha sonra ATV’ ye geçişimle birlikte halen ana haber sunucusu olarak profesyonel iş hayatıma devam ediyorum. Ayrıca bir de eğitmen olarak çeşitli kurum ve kuruluşlarda iletişim üzerine, eğitimler de vermeye devam ediyorum.

Çok önemli idollerle çalışmışsınız? İş hayatınıza ilk adımınızı attığınız ilk mülakatınız, ilk deneyiminiz nasıldı? Sizi keşfeden kimdi?

Yazının devamı...

Mülakat Öncesi Neler Yapmalı?

14 Mart 2019

Kariyerinizde sizi yukarıya taşıyacak bir pozisyon için davet aldınız. Vaov müthiş…

Tarkan’ ın dediği gibi “Başkası olma kendin ol… Böyle çok daha güzelsin”

Gerçekten de öyle mülakatlarda kendiniz olmalısınız, her ne kadar söyleyeceğiniz her kelimeye hazırlanmış olsanız bile, bunu mülakatı yapan kişiye hissettirmeden özümsemiş bir şekilde mülakat sürecini yönetmeniz gerekiyor. Tabii bu kadar rahat bir şekilde mülakat sürecini yönetmeniz için iyi hazırlık şart. Mülakatlar birer satış görüşmesi… Ürün sizsiniz ve en iyi şekilde tanıtmanız gerekiyor. Bunu unutmayın…

Bu arada elinizi kolunuzu sallayarak gitmeyeceksiniz tabii, değil mi? Belki çok yoğun bir tempoda çalışıyorsunuz, belki de bu kaçıncı mülakatınız. Ancak ciddiye alıp, harcadığınız enerjiyle zaman ayırıp yaptığınız bu yatırımla mülakatınızın iyi geçmesini sağlayacaksınız… Belki mülakat sonrasında siz istemeyeceksiniz ancak karşı tarafta bırakacağınız etki sizin iziniz olacak ve kariyerinizde ileride fark yaratacak belki.

Mülakat öncesi neler yapmanız lazım daha önce de bahsetmiştim ama kısaca tekrarlayalım.

Pozisyon nedir, hangi yetkinlikler bekleniyor, bu pozisyon için güçlü yanlarınız neler, hangi sorular gelebilir, şirketin profili nedir, görüşmeyi yapacak kim? Önünüze çıkabilecek engel sorulara karşın “Aslında ….” İle başlayacak olası cevapları bile düşünmeniz gerekir. Ne kadar çok iyi hazırlanır ve bu sorulara verecek cevaplarınız hazır olursa konfor alanınız genişler, kendinizi daha rahat ve güvende hissedersiniz. Önce yazın ve sonra ayna karşısında kendinize veya bir yakınınıza cevaplarınızı anlatın. Danışanlarımla bu konuların hepsine detaylı bir şekilde çalışıyoruz. Mutlaka ve mutlaka mülakatlara hazırlanmanızda fayda var. Mülakatta birebir aynı sorular sorulmayabilir, rahat olun konunun özü sizde. Şunu düşünün mülakatlar adayların dinlenildiği görüşmelerdir, bekledikleri cevapları anlatırsanız dinlenir ve ilgi çekersiniz. Görüşmecinin dikkatini çekmek için maksimum 8-10 dakikalık vaktiniz var. Güç bende artık deyip olabildiğince mülakatlarda akıcı bir şekilde profesyonel kimliğinizi iyi anlatmaya gayret edip şovunuzu yapın. Aman dikkat ukalalık değil sadece işinizde iyi olduğunuzu ve doğru bir profil olduğunuzu hissettirin. Su gibi anlatmalısınız yaptıklarınızı ve örnek olaylarınız hazır olmalı. Ayrıca pozisyonu, şirketi, çalışan profillerini, haberlerini, hizmetlerini, değerlerini vb. iyi araştırmanız gerekir. Bu detayları bilmeniz malum çok önemli.Siz nasıl yeni bir bakış açısı getirir ve ne yaparak fark yaratırsanız detaya hazırlanmanız da faydalı olur, fark yaratır. Pozisyon ve şirket iş süreçleri ile ilgili sorularınız hazır olsun, ne kadar ilgili olduğunuzu gösterir.

Karşınıza çıkabilecek olası sorulara, örnek olaylara, güçlü yanlarınıza, gelişim alanlarınıza, şirkete, pozisyona ait sorularınıza hazırlanmalı notlarınızı almalısınız.

Mülakat günü ne giyeceksiniz, dış görünüşünüz nasıl olacak, ulaşımınız nasıl olmalı bunlara hazırlanmalısınız. Kıyafetinizin, saatiniz, makyajınız, tıraşınız bunlar çok önemli. İşe başladığınızda şirketinizi ve kendinizi dış görünüşünüzle de temsil edeceğinizin ilk sinyalini vermiş olacaksınız. İster üst düzey yönetici ister bir uzman olun fark etmez. Ulaşımınızı, nasıl gideceğinizi araştırın, rahat ve vaktinde olmanız gereken saate göre planlamanızı yapın, kafanız rahat olsun.

Yazının devamı...

İlham Olanlar - Bayram Akyüz

5 Mart 2019

1972 Samsun doğumlu Sn. Bayram AKYÜZ, Gazi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden 1994 yılında mezun olup, 2007 yılında Gazi Üniversitesinde Bankacılık Eğitimi üzerine Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışma hayatına, 1997-1998 yılları arasında Rumeli Holding A.Ş. de Müfettiş Yardımcısı olarak başlayan Sn. AKYÜZ, 1998-2002 yılları arasında İktisat Bankası T.A.Ş’de Müfettiş olarak, 2002-2009 yılları arasında Yaşar Holding A.Ş firmasında Denetçi olarak çalışmıştır.

2009-2015 yılları arasında Yaşar Holding A.Ş.’ne bağlı Yaşar Dış Ticaret A.Ş. Desa Enerji A.Ş. Viking Kağıt Selüloz A.Ş.’de Mali İşler ve Finans Direktörü olarak çalışan Sn. AKYÜZ, aynı zamanda 2012-2015 yılları arasında Pınar Karşıyaka Basketbol Şubesi’nde Mali İşler Yöneticiliği yapmış ve 2014-2015 yılları arasında Yaşar Ünivesitesi’nde Yüksek Lisans öğrencilerine Kurumsal Finansman ve Maliyet Muhasebesi dersi vermiştir.

2015-2016 Ocak döneminde Söke Un A.Ş.’de CFO olarak görev alan Sn. AKYÜZ, 2016 yılından itibaren halen Norm Holding A.Ş. de CFO olarak görev yapmaktadır. Sn. AKYÜZ evli ve bir çocuk sahibidir.

Kariyer yolculuğunuzdan bahseder misiniz?

Üniversitede öğrenciyken önüme çıkan iş fırsatlarını değerlendirerek kariyerime hedeflerim doğrultusunda yön vermeye başladım. Bir satış-pazarlama firmasında belli bir süre ‘kısmi zamanlı’ çalışarak, ikna kabiliyetimi ve satış becerilerimi geliştirdim. Burada edindiğim tecrübe ile bir sonraki yıl giyim sektöründe lider bir satış firmasında Genel Müdürü ikna ederek işe girmeyi başardım ve derslerden sonra bir yıl boyunca çalışma fırsatı buldum. Bu süreç özellikle ilişki yönetimi konusunda beni geliştirdi. Hatta okulda işletme derslerinde öğrendiğim konuları iş hayatında uygulayabilir miyim diye limonata yapıp pazarda satış bile yaptım ki, bu kendime olan güvenimle beraber maddi bağımsızlığımı ve cesaretimi artırdı.

Boş zamanlarımı sevgili ağabeyimin halen çalıştırdığı gözlükçü mağazasında geçirdim, iş yapma disiplinini edindim. Titiz çalışma, işinin en iyisini yapma, fatura düzenleme, tahsilat, banka işlemlerinden satın almaya kadar akademik bilgimi sahada pratik bilgiye dönüştürerek uygulama deneyimleme fırsatı yakaladım.

Mezun olduktan sonra donanımımı yetkinliğimi ve tercih edilebilirliğimi artırmak amacıyla yüksek lisansa başladım. Bir diğer hedefimde müfettişlik sınavlarına girerken kazanma olasılığımı artırmaktı. İşe yaradı da… Daha yüksek lisansa başlayalı 2 ay geçmeden büyük bir inşaat şirketinde iş buldum. Aynı zamanda müfettişlik sınavları için ders çalışmaya ve sınavlara girmeye devam ettim ve nihayet dokuz ay sonra İstanbul’da bir holdingin müfettişlik sınavını kazandım ve müfettiş yardımcısı olarak çalışmaya başladım.

Yazının devamı...