#YoldaBiraradayız

Yemeğin birleştiriciliğine oldum olası inandım. Öyle ki, bir Balkanlı olarak çiğköfte yapmayı bile bu yüzden öğrendim.
Birçok güzel insanı sofralarda tanıdım. Hiç bilmediğim yörelere gittim yemek için ve şahane dostluklar edindim.
İşte bu dostlarımdan biri de Özgür Zümrüt. Namıdiğer, @bugünbiraradayız instagram hesabının sahibi.
Geçen günlerde Bursalı arkadaşı Cem Akça’yla yaptıkları sohbette akıllarına gelen enteresan bir işe kalkışmışlar...
Özgür (@bugünbiraradayız), lezzet duraklarının peşinde bir insan. Eh, Cem de ondan aşağı kalmaz. Hal böyle olunca, ortaya da güzel bir seyahat planı çıkmış. Yalnız bu iki isim seyahat etmeden bir seyahat planlamışlar.

#YoldaBiraradayız

Hesap başkasında!

Madem bugün bir aradayız, size bu güzel yolculuğu anlatmak istiyorum.
İki kafadarın sohbetinde bi ara Cem diyor ki, “Özgür, senin bu paylaştığın lezzet duraklarını biri gezse, ama sen olmadan ve bunu da otostopla yapsa güzel olmaz mı?”
Hatta yolu, insanları, lezzet mekânlarını senin hesabından paylaşsa, yani sen hesabını yolculuk süresince bu gezgin arkadaşa versen?
Bizim Özgür’ün de kafasına yatmış bu fikir. “Tamam” deyip işe koyulmuşlar. Aradıkları insanı bulmak hiç de zor olmamış. Yine bir yemek muhabbetinde Cem’in tanıştığı Emre Şençelik’le irtibata geçmişler.

350 km otostop

Emre bir aktivist.
Kendisi gönüllü felsefesiyle seyyah olmuş ve ta Batı Afrika’lara kadar gitmiş birisi.
Cem, Emre’ye telefonda projeyi anlatmaya çalışırken, Emre “Abi, ben bu rotayı baştan sona gezerim, hem de büyük bi keyifle gezerim” demiş.
İşte bu cümlenin ardından #yoldaBiraradayız lezzet projesi başlamış oldu.
5 günde toplam 350 kilometrelik yolu otostopla geçmiş Emre. Geçtiği güzergâhlarda toplam 31 farklı lezzet mekânını tek tek ziyaret etmiş.

Felsefeci şoför...

Yolculuğunun son iki günü İzmir’deydi. Emre’yle o zaman tanıştım ben de. Harika enerjisi olan, çevresini pozitif anlamda çok çabuk etkileyen birisi. Ufak tefek sayılabilecek bi görüntüsü var ama kalbi çok büyük. “Herkese yer var abi bu yürekte, kelimelerim herkese yeter...” diyor. Birlikte Alsancak’ta bomba (tatlı), İkinci Kordon’da sosis, Bostanlı’da bira ve hamburger denedik.
Kemeraltı’nı şöyle hızlıca bi tavaf ettik. Pazar olması nedeniyle birçok yer kapalıydı. Ama olsun, bu yürüyüş çok güzel bi insanı daha yakından tanıma şansı verdi bana. Emre, hızlıca yol hikâyelerini anlattı. Sokakta yürürken insanların tanıyıp merhaba dediklerinden, yolda son anda görüp alamadığı için üzülen insanlardan söz etti. Sonra felsefeci TIR şoförü abiyi anlattı. Lezzet noktalarında insanların sıcaklığından, lokanta sahiplerinin babacanlığından bahsetti. Gün yetmedi yani bize.

#YoldaBiraradayız

Farkındalık ve fayda...

Akşam olup eve döndüğümde ilk işim Özgür’ü aramak oldu. Dedim ki, “Çok güzel bi rota olmuş, bunu tekrarlamayı düşünüyor musunuz?”
“Abi” dedi, “Bu iş, bizim planladığı-mızdan daha güzel bi yere gitti. Rotaya dair o kadar çok istek aldık ki, dijital bir haritaya bu lezzet duraklarını işaretleyip takipçilerimle paylaşmaya başladım.”
“Bu etkinliği daha farklı insanlarla ve farklı biçimlerde yapmayı planlıyoruz. Hatta bu projeyi sosyal bir farkındalık ve fayda için de kullanmayı amaçlıyoruz. Hayalim, projenin daha geniş kitlelere yayılması.
Yemeğin birleştiriciliğini, bu toprakların yemeğinin peşinde olan Emre gibi yolcularla daha fazla kitleye ulaştırmak.
Gizli kalmış lezzetleri anlatmak, anlattırmak. Bu yolculukları sahiplenecek kurumlardan elde edilecek olan bir gelir varsa, bunun tamamını hayır işlerinde kullanmak. İhtiyaç sahibi vakıflara gelir sağlamak.”
Güzel hayaller bunlar. Başlamak başarmanın yarısıysa @bugünbiraradayız Özgür ve arkadaşları, işin yarısını halletmişler.
Yazımın başında da dediğim gibi, “Yemeğin birleştiriciliğine oldum olası inandım”... Demek ki yalnız değilmişim. Başkaları da varmış...
Sevgili dostlar, dilerim projenizin ikinci ayağı hızla gerçekleşir ve ihtiyacı olanlara dokunma şansı bulursunuz...
Yolunuz açık olsun...