Bütün zamanların ışığını yakın

Yapı Kredi Yayınları, bu hafta Nasser Saffarian’ın hazırladığı “Ah Ayetleri” adlı bir kitap yayımladı. Yönetmen Nasser Saffarian’ın İran edebiyatının en önemli şairlerinden Furuğ Ferruhzad anısına çektiği bir film için yapılan söyleşilerin deşifrelerinden oluşuyor kitap. Alt başlığında dediği gibi “Furuğ Ferruhzad Hakkında Söylenmemiş Sözler”i içeriyor

Bütün zamanların ışığını yakın


“Tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir /seni, kendinde tekrarlayarak /çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek / ben bu ayette seni ah çektim, ah / ben bu ayette seni / ağaca ve suya ve ateşe aşıladım / yaşam belki / uzun bir caddedir, her gün filesiyle bir kadının geçtiği / yaşam belki / bir urgandır, bir adamın daldan kendini astığı / yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur / yaşam belki, iki sevişme arası rehavetinde yakılan bir sigaradır / ya da birinin şaşkınca yoldan geçişi / şapkasını kaldırarak / başka bir yoldan geçene anlamsız gülümsemeyle “günaydın” diyen / yaşam belki de o tıkalı andır / benim bakışımın senin buğulu gözlerinde kendini paramparça yıktığı”

Bütün zamanların ışığını yakın


Bu dizeler, payına ‘terk edilmişliğin merdivenlerinden inmek’ düşmüş, devrin ruhban sınıfı ve yarı aydınları tarafından Sisifos’a biçilen cezaya maruz kalmış ama yılmamış, şiirden kayasını zirveye çıkarmayı başarmış, inandığı doğrulardan vazgeçmemiş, kadın olarak da özgürce yaşanabileceğinde direnmiş, mürekkepli ‘ellerini bahçeye dikmiş’, yeşertmiş, İran’ın en önemli şairlerinden Furuğ Ferruhzad’ın “Yeniden Doğuş” şiirinden.

Yapı Kredi Yayınları, bu hafta Nasser Saffarian’ın hazırladığı “Ah Ayetleri” adlı bir kitap yayımladı. Saffarian’ın Furuğ anısına çektiği bir film için yapılan söyleşilerin deşifrelerinden oluşuyor kitap, alt başlığında dediği gibi “Furuğ Ferruhzad Hakkında Söylenmemiş Sözler”i içeriyor.

Furuğ her zaman yoldaydı

Annesine göre öldüğü gün SAVAK arabası takılmış peşine. İran’ın demokrasi düşmanı şahı Rıza Pehlevi’nin çok sayıda insanı işkenceden geçirip hapse atılmalarını sağlayan gizli istihbarat örgütü SAVAK. Ondan kaçarken bir kreş servisiyle karşı karşıya geliyor Furuğ. Çocuklara zarar vermemek için sağa kırıyor arabayı. Arabadan fırlayıp su kanalının betonuna çarpıyor başını. Oracıkta ölüyor.

Bütün zamanların ışığını yakın


Erkek kardeşi Emir Ferruhzad’a göre “Furuğ’u içine çeken varılması gerekmeyen bir dünyaydı. Furuğ her zaman yoldaydı.” Ve o kısacık yolda çok şeyler başardı Furuğ. Erkek bir dünyada, “Film yapana kadar gitsin kaşını alsın” diyen sözümona aydın erkeklerin dünyasında. Şiirlerinde İranlı kadının sesi olduğu için onu aforoz edenlerin dünyasında.

Furuğ gibi konuşmak

Şair M. Azad toplumun siyasi meselelerine karşı hassas, adaletsizliğin her türlüsüne cephe alacak kadar muhalif ve mücadeleci olarak tanımlıyor Furuğ’u ve ekliyor: “Şiirlerinin aksine kişiliğinde siyasi bir duruş vardı.” Nitekim Cüzzamlılara Yardım Derneği sorumluları “Ev Karadır” belgeselini yaptığından Furuğ’a onur ödülü vermesi için Şah Rıza Pehlevi’nin kız kardeşi Eşref Pehlevi’yi davet ediyor ama Furuğ ne o toplantıya gidiyor ne de ödülü kabul ediyor. Erkekler ne kadar burun kıvırsa da kadınların baştacı Furuğ. Furuğ gibi konuşmak, aydın bir kadın olmak anlamına geliyor. O kadar ki, Tahran’daki aydın kadınların çoğu Furuğ gibi s’leri ş sesiyle telaffuz ediyor.

Üç intihar girişimi

Adı ‘ışık’ anlamına gelen Furuğ’un bilenen yönleriyle başlarsak... 1934 Tahran doğumlu. 6 yaşında şiir yazmaya başlıyor. Liseyi bitirdikten sonra 16’sında akrabalarından Perviz Şapur ile evleniyor. Eşi şair bir kadından ziyade ev hanımı bir kadınla olmayı tercih ettiğinden ayrılıyorlar. Eşinin ailesi tek çocukları olan Kamyar’ı görmesine izin vermiyor. İlk intihar girişiminde bulunuyor evlat acısıyla. Onu zorlu yaşamında iki intihar girişimi daha bekliyor. Birazı çektiği sıkıntılardan, birazı yaşadığı psikolojik sorunlardan kaynaklanan. Ama galiba en çok da Albert Camus’nün “Sisifos Söyleni”ndeki tanımında saklı sebebi: “Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır, intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir.”

Bütün zamanların ışığını yakın


17 yaşında “Günah işledim / Lezzet dolu bir günah / Sıcak ateşli kollar arasında” diye başlayan, İran’da lanetlenmesine neden olan “Günah” şiiri Ruşenfikr dergisinde yayımlanıyor. Para kazanmak için takma adla dergilere ve yayınevlerine kısa öyküler yazıyor. 24 yaşında İran’ın önemli yazar ve sinemacılarından büyük aşkı İbrahim Gülistan’ın Gülistan Film Stüdyosu’nda sekreterlik ve telefonlara bakmak için işe başlıyor. Parlak zekâsı ve sanatçı ruhu Gülistan tarafından fark edilince, dublajdan montaja, yönetmenliğe kadar sinema alanında önemli işlere imza atıyor. Tiyatro oyunlarında rol alıyor. Cüzzamlılara Yardım Derneği’nin siparişi olan “Ev Karanlıktır” adlı belgeseli yazıp yönetiyor. Beş kitaba imza atıyor. 32 yaşında kendisinin kullandığı mavi Alfa Romeo’suyla geçirdiği trafik kazasında ölüyor.

Kuş ölür, sen uçuşu hatırla

“Keşke ne güzel bir kadın ne de şair olsaydım. Keşke mutlu olsaydım” diyen, İran şiirinin yanı sıra çağdaş dünya şiirinin de en önemli şairlerinden biri olan -kadın sıfatını eklemiyorum adının önüne- Furuğ’un, şiiri ve özgürlüğü pahasına yaşadığı mutsuzlukları yakın çevresinin tanıklığıyla anlatan “Ah Ayetleri”ni okuma listenize alın. “Kuş ölür, sen uçuşu hatırla” diyen bu cesur, bu inatçı, bu sağlam, bu yürekli, bu isyankâr kadının uçuşunu onun dizelerinde Onat Kutlar çevirisiyle okuyun hatta. Vazgeçmeyin, yeniden doğun, yeniden doğuşunuzu kutsayın Furuğ’un şiirleriyle. Yaşam belki sahiden de okuldan dönen bir çocuktur. Ona portakallı bir kek yapın. Kalemle, kâğıtla, iğneyle, iplikle; bir kadın olarak her nasıl var oluyorsanız, onun malzemesini kullanarak. Kendi kayanızı zirveye çıkarana, bütün zamanların ışığını yakana dek...

İki insanın arasındaki yaratıcı duygusal ilişki

Söylenmemiş sözlere gelirsek... Perviz Şapur’dan boşandıktan sonra çalışıyor ve yaşamını kendisi idame ettiriyor. Kiraladığı bir evde yaşıyor. Maddi sıkıntıları var ve sabırla tahammül etmeye çalışıyor. Gülistan Film Stüdyosu’nda giderek parlıyor. Evli olan İbrahim Gülistan’la olan ilişkisi yüzünden de çeşitli aşağılamalara maruz kalıyor. Gülistan’ın oğlu Kave ise babasıyla Furuğ arasındaki ilişkiyi şöyle yorumluyor: “Babamla Furuğ’un ilişkisi ailemizde gizli saklı ve kötü bir mesele gibi baktığımız bir ilişki değildi. Aşk insanın başına gelen en saf şeylerden biridir ve başka bir özelliği yoktur. Bu ilişki de iki insanın arasındaki yaratıcı duygusal bir ilişkiydi.”

Mollalar cenaze namazını kılmıyor

Kazada başına aldığı darbeler sonucu ölen Furuğ’un son sözü “Ah Tanrım” oluyor. Onu dinsiz ve iffetsiz bulan mollalar cenaze namazını kılmayı reddediyor. İki gün boyunca bekletiliyor naaşı. Sonunda şair Mehdad Sabedi kılıyor cenaze namazını...

Canım ölmek istiyor

Bütün zamanların ışığını yakın


Annesine ve kız kardeşine göre erken öleceğini bilen, sık sık “Bu yaşamdan yoruldum, canım ölmek istiyor” diyen yaralı bir ruh Furuğ. O kadar ki annesine uğradığı bir gün soruyor: “Düşün ki yakınlarda mesela pazartesi günü gazeteden seni arayıp baş sağlığı dileseler...” Delirtme beni diyor annesi, çabuk git buradan. Pazartesi öğleden sonra annesine uğruyor. Yemeğini yiyor. Bir sigara içip çıkıyor evden. Birkaç saat sonra ölüm haberi geliyor.