Hasretin başını bekleyen kitap

Eklenme Tarihi11.08.2018 - 23:55-Güncellenme Tarihi11.08.2018 - 23:55

‘Hasretinden Prangalar Eskittim’... İçindeki toplam 19 şiirle her türlü hasretimizin başını bekleyen, Ahmed Arif’in efsanevi kitabı, 2018 Kasım’ında 50 yaşına girecek. Bu vesileyle ‘sırrını surlarına fısıldayan şehrin’ incelikli yazarı Şeyhmus Diken, ‘Ahmed Arif/Abisi Olmak Halkının’ adlı bir kitap çıkardı geçtiğimiz hafta, İletişim Yayınları’ndan. Diken kitabını şöyle tanımlıyor: “Şiiriyle birlikte her anısı, her sözü, kelamı adeta aforizma halini almış usta şairin bilinenlerinin yanında kimi dostlarının dağarcığında kalmış, belki de unutulayazmış anılarının bir kez daha dile getirilişi. Bu bir biyografi değil de satırlarında Ahmed Arif’in sesini duyacağımız bir anılar manzumesi”.  

1927’de bir nisan günü Diyarbakır Suriçi’nde doğar Ahmed Arif. Ahmet olan adını şair kimliğinin oluşmasıyla birlikte Ahmed olarak değiştirir. Adını yanlış yazanlara çok kızar. Laf aramızda biz kültür sanat gazetecileri de Ahmet Arif yazanları, tıpkı Attila İlhan yerine Atilla İlhan yazanlar gibi, ayıplarız. Annesi Kürt, babası Türk’tür. “Soyumla değil, halkımla öğünebilirim. Halkımdan gayrısını övgüye layık görmem. Bir de sevgiliyi...” der. Halkı ayırmaz. Mıh gibi aklında tutar babasının nasihatini: “Sen sen ol bir küncü (susam) tanesi haram girerse boğazına, evin başına yıkılır bilmiş ol!” Urfa’da ortaokul, Afyon’da lise... Lisedeki lakabı “Şair Ahmedi”. Askerlik ve 1947’de Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde felsefe öğrenciliği. Şiirinin oluşmaya başladığı yıllar.  ‘Hasretinden Prangalar Eskittim’deki şiirler 1947-1959 yılları arasında yazdıklarından oluşur. Biz kitapta 19 şiirini okuruz ama defterler dolusu şiir yazmıştır. Her biri bir kızda kalan... Birçoğu da poliste. Geri verilmemiş. 

‘Otuz Üç Kurşun’ şiiri yüzünden, daha kitap yayımlanmamış, şiirleri elden ele dolaşırken tutuklanır. Sansaryan Han... Fiziki ve psikolojik işkence... “Baban öldü, cenaze orta yerde kaldı, çabuk gel. Annen” yazılı bir telgraf alır. Polisin yazdığı, düzmece... Direnme zemini kırılsın diye. Canından, can kopar. Hastaneye kaldırılır. Leyla Erbil’e duyduğu büyük aşk. Ona yazdığı mektuplar, 2013’te İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan: “Nasıl yanımdasın bilemezsin. Dicle’ye inerim sen, komşuya giderim sen, tabağı tuttuğumda, buzu kırdığımda, uzak yakın güzel bir hanım gördüğümde sen. En çok da mısra çekerken”... Bir ara Cemal Süreya’nın kız kardeşine âşık olur. Süreya’ya açılır, onaylar şair;  kardeşine “Evlen kız, ülkenin en iyi şairi” der, bir de buluşma ayarlar ikisine. Ahmed Arif gitmez. Sebep? “Sorma Cemal, gömleğim kirliydi, başka gömlek de yoktu. Kızın karşısına öyle kirli gömlekle çıkmak olmazdı”. Gazetelerde düzeltmenlik yılları... Arkadaşları için her fedakârlığa katlanır ama hayal kırıklığı yaşadığında asla affetmez. Doğacak oğluna Berfe ismini vermek ister. Karlı dağlarda gün doğumundan hemen önceki sabah ışıltısına verilen isim. Sonra Süreyya Kanıpak ondan izin alıp Berfe’yi soyadı yapar kendisine, Ahmed Arif oğlunun adını Filinta koyar. Kitaba da adını veren meşhur sözü: “Ahmed abisi olmak halkımın. Başka bir şeyim yok. Başından beri bu kalenderliğim var, ta çocukluğumdan beri”. Şiirlerindeki lezzetinden sual olunmaz, kimselerinkine benzemez Türkçe: “Diyarbekir Türkçesini tadını çıkara çıkara konuşurum. Tadına doyulmayacak güzellikte bir Türkçedir”.

Zarif, sıcak, su gibi akan bir saygı duruşu kitabı yazmış Şeyhmus Diken. 

50 yılın anısına, sevgiyle, saygıyla...