Dost ve müttefik bildiğimiz ABD’nin yaptıklarını inanın düşman yapmaz. Zira düşmanlığın bile bir raconu vardır; buna uymadan yapılana, düşmanlıktan ziyade kalleşlik ve kahpelik denir.

ABD’nin Irak ve Suriye politikaları tamamen bu ahlak yoksunu yaklaşımlar üzerine kuruludur.

Sudan bahanelerle Irak’ı işgal edip petrolünü ele geçirmekle yetinmedi; ülkeyi parçalayarak, küçük lokmalar halinde İsrail’in önüne sürmenin hesaplarını yapıyor.

Bu cümleden olarak Kuzey Irak Kürt Yönetimi; Büyük Kürdistan hayaliyle ilk adım olarak ‘bağımsızlık referandumu’ ortaya attı. İsrail’in dışındaki tüm bölge ülkelerinde şafak attı ve Barzani’yi bu kararından vazgeçirmesi ABD’nin kapısını çaldılar.

ABD ne yapsa beğenirsiniz? Irak petrolünün en yoğun olarak bulunduğu Kerkük’ü içine alacak şekilde; daha büyük bir Kürdistan vadiyle referandumu ertelemesini talep etti.

Kalleşçe ve kahpece bir oyunla ABD, bir taşla bakın kaç kuş vuruyor?

Bağımsızlık referandumunu ertelemesini istemekle; Irak’ın toprak bütünlüğüne hiçe sayıyor ve ülkenin resmen ve alenen bölünmesine imkan tanıyor.

Ayrıca Irak topraklarında bulunan ve tamamen bir Türk yurdu olan Kerkük’ü ‘Büyük Kürdistan’a dahil ettirerek, bölgede yeni çatışma alanları oluşturuyor.

Bu durumu fırsat bilen Kuzey Irak Kürt Yönetimi Kerkük’e peşmerge, silah ve mühimmat sevkiyatına girişiyor ve daha mühimi ise, Barzani erteleme teklifini kabul etmediğini ilan ediyor.

Böylece; Suriye’den sonra Irak’la da, Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin başlarına yeni bir gaile açılmak isteniyor.

Daha şimdiden Kuzey Irak Kürt Yönetimi’ne ve terör örgütü PYD’ye yüzlerce TIR’lık silah, mühimmat ve ABD’li askeri uzmanla destek verip yarınki hengameye hazır hale getirdi.

Nasıl olsa; satılan ABD menşeli silahlarla Müslümanlar birbirlerini öldürüyor; ABD’ye ne gam?

Merkezi Irak yönetimi, neden sonra işin vahametini anladı ama ‘ba’de harab-il Basra!’

Ne hazindir ki Irak, ABD’ye güvenmenin bedelini; ülkesini parçalatarak, ülkesinin petrolünü peşkeş çekerek ve milyonlarca insanını öldürterek ödüyor ve daha da ödeyecek!

Şahsi kanaatimi söylüyorum ve lütfen bu cümlenin üstünü çizin: ABD’nin bizim bölgemizde kaynatmakta olduğu gerçek aş, Ermeni aşıdır ve Kürtler bu aşın yalnızca tuzu biberidir!

Her iki oluşum için de, hedefteki asıl ülke Türkiye’dir ve bu durumda Türkiye’ye tek seçenek bırakılmıştır. Bunu da, yıllar sonra da olsa, nihayet Sayın Cumhurbaşkanı açıkladı; Terörü veya tehdidi yerinde, ininde vurmak.

Bu inlerin ev sahipleri terör örgütleri olduğu gibi, devletçik ve devletlerin olması bir şey değiştirmiyor!

Etiketler