Devletle milletin arası açık olur mu? Bu sualin normal şartlardaki cevabı; mahut devletin düşman tarafından işgal edilip, ele geçirilmesi ile ve işgal eden devlete karşı olur şeklindedir.

Ama gelin-görün ki, hemen hiçbir şeyin normal olmadığı bu netameli coğrafyada; ülke işgal edilmeden de devletle milletin arası pekala açılabiliyor.

Nasıl mı?

Çok kolay! Eğer bahsedilen ülke gerçekten bağımsız değilse; yabancı devletlerin elleri onun içini devamlı karıştırıyorlarsa ve bunların tabii sonucu olarak o ülkede sık sık darbeler yapılıyorsa; devlet-millet düşmanlığının tohumları ekilmiş demektir.

Şu halde, sonunda söyleyeceğimizi baştan söyleyelim; diriliş ya da yeniden doğuş için bağımsızlık şarttır. Bu ise, öyle sanıldığı kadar ve dillerde pelesenk edildiği gibi kolay değildir. Bağımsızlığın olmazsa olması güçlü olmaktır.

Hep söyleyip dururuz; ülkemizde yapılan tüm darbelerin arkasında dış güçler vardır diye. Özellikle dost ve müttefik bildiğimiz ülkeler bu haltı işliyorlar! Bunu da zaten kendileri, sonradan itiraf ediyorlar. Onların istediği şey çok açık; Türkiye’yi karıştırmak, istikrarsızlaştırmak ve istedikleri gibi yönetip sömürmektir.

Bundan da daha vahimi olarak; devletle milletin arasını açmak ve bunları birbirine düşman etmektir.

 Bir dönem; laikliğin yanlış uygulamalarından dolayı, dini guruplarla ve dindarlarla devlet, zaten sürekli didişme halindeydi.

1960 İhtilali’yle ülkenin başbakanı ve iki bakanı asıldı; iktidar partisinin milletvekilleri tutuklandı; böylece milletin yarısından fazlası devletine küstürüldü.

Her on yılda bir yapılan darbeler boyunca; ülkenin fidanları doğrandı; ışıltılı beyinleri söndürüldü. Yine böylece binlerce, on binlerce aile ve yakınları devletine küstürüldü.

Yabancı güçlerin tasvip ve teşvikiyle ülke insanı, çeşitli bakımlardan parçalara bölünüp; önce birbirlerine kışkırtıldı, ardından da kurtarıcı olarak devleti devreye sokup bununla tüm taraflar silindir gibi ezildi. Paramparça edilen milletin gözünden düşürülmek istenen ise, devletin ta kendisiydi.

Zira halkına karşı şefkatli olması gereken devlete; devlet olmanın gereği olarak zorbalık ‘ceberut’ yaptırılıyordu. (28 Şubat süreci)

Tam da böylesi bir ortamda AK Parti iktidara geldi; Sayın Erdoğan, o güne kadar yapılamayanı yaptı. Devletle milleti barıştırmak için önemli adımlar attı, demokratik reformlar gerçekleştirdi.   

Sömürü düzenlerini; kendilerine medyun ‘zorba devlet’ de sürdüreceklerini bilen dış güçler, sinsice sakladıkları Pandora’nın kutusunu açtılar: Hortlattıkları FETÖ ile peş peşe darbeler gerçekleştirdiler.

Başarsalardı bugün ülkemiz Suriye veya Irak gibi olacaktı ve bunu devletle millet arasına sokmak istedikleri kara kedi ile sağlayacaklardı!

Etiketler