Başbakan’ın çıkışı, CHP’nin kararı

Başbakan Sayın Erdoğan, kendinden emin ve özgüvenli bir ifadeyle, “Mart sonuna kadar anayasa komisyonu yeni anayasayı hazırlamazsa, biz kendi anayasamızı masaya koyar; referandum gücünü bulduğumuz an da, anayasayı millete götürürüz” çıkışını yaptı.
Demek ki, 2013 yılında öyle ya da böyle yeni bir anayasaya sahip olcağız.
Bu anayasa nereye kadar Türkiye’nin yeni anayasası, nereye kadar Ak Parti’nin anayasası olacak, göreceğiz.

Üç boyutlu satranç hamlesi
Bu çıkış, Başbakan’ın, PKK’ya silah bıraktırma süreci açıklaması kadar önemli bir çıkıştı.
Gündemi hemen değiştirdi.
Başbakan kendinden emindi; özgüvenliydi.
Çünkü toplumun desteğini büyük ölçekte aldığını ve muhalefet partilerinin de, başta CHP olmak üzere, MHP’nin kendisini zorlamayacağını biliyordu; çünkü, referandum şartı olan, 330’dan daha fazla bir milletvekili desteğine sahip olacağını öngörüyordu; çünkü ve çok daha önemlisi, PKK’nın silah bırakması sürecinde başarılı olma şansının arttığını hesaplıyordu.
Silahların bırakıldığı, cenazelerin olmadığı, anaların ağlamadığı, kanın durduğu, barış kapısının aralandığı bir Türkiye’de, referandum da, yeni anayasa da, şüphesiz ki, toplumdan çok büyük destek alır.
Başbakan da, bir Amerikan gazetesinin vurguladığı gibi, “savaşı ve kanı durdurmuş bir halk kahramanı gibi seçimlere” gider.
Siyaset denen satranç tahtasında, Başbakan, çok önemli ve kritik bir çıkış yaptı.
Başbakan, bu çıkışında, başta toplum olmak üzere, İmralı’yı, Kandil’i, BDP’yi, ABD’yi, Kuzey Irak’ı, Suriye’yi, ve İran’ı hesaba katıyor.
Ama ana muhalefet partisi CHP nereye kadar oyun tahtasında bilmiyoruz.
ABD’ye göre, “değil”; AB’ye göre de, “değil”. Onlar, Ak Parti’ye ve BDP’ye bakıyorlar.
BDP’nin bu oyunda ne kadar etkili olup olamayacağı sorusu üzerinde kafa yoruyorlar.

CHP’nin kararı
Ya CHP? O ne yapıyor? Nasıl bir hamle düşünüyor? CHP’nin atacağı hamle, kendisinin oyunda ne kadar olup olmadığını bize gösterecek. Bu nedenle, CHP’nin ne yapacağı çok önemlidir.
Atacağı adım, CHP’nin 2014’te yerel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimi ile 2015’te genel seçimlerdeki başarısını da belirleyecektir.
Artık CHP net olmalı. “Biz hem ulusalcıyız, hem sosyal demokrat”; bu tavır, CHP’yi oyunun dışına atıp, tüm alanı Ak Parti’ye bırakıyor.
Biz ulusalcıyız, “Bana Türk ulusuyla Kürt milletini eşit, eşdeğerde gördüremezsiniz... bundan sonra biz savunmadayız, bundan sonra meşru müdafaa hakkı için saldırıdayız”. Bu tavır, CHP’yi MHP’den bile daha sert, Avrupa’nın aşırı sağcı ve kültürel ırkçı partilerine benzeten bir konuma sokuyor. Böylece, zaten güçlü olan Ak Parti, çok daha güçleniyor.
Dahası, soralım:
CHP tarihi içinde, 1929-1945 tek parti ve Recep Peker dışındaki bir dönemde, bu tür bir tepkici milliyetçi ve ırkçı tavra şahit olduk mu?
Ne Atatürk, ne Bülent Ecevit, ne Erdal İnönü, ne Altan Öymen, ne de Deniz Baykal döneminin ilk yıllarında böyle bir ulusalcılık gördük.
Bilimsel olarak geçerliliği olmayan bir ulus-millet ayrımıyla, bir kimliği diğerine hiyerarşik olarak üstün görmeye dönük bu tavır, CHP’ye son dönemde dışarıdan sokulmuş kişiler tarafından dile getirilmektedir. CHP’ye dışarıdan enjekte edilmiş bir tavırdır.
O zaman, CHP hangi hamleyi yapmalıdır? Demokrasiyi, birlikte yaşamayı, barışı, eşit vatandaşlığı, çevreyi, kadın-erkek eşitliğini, anayasayı, adaleti, yargıyı, ekonomiyi, küreselleşmeyi, kentleşmeyi, kentsel dönüşümü, hukukun bağımsızlığını ve tarafsızlığını, denge ve denetlemeyi ve toplumu farklılıkları içinde kucaklamayı konuşmanın ve yaşama geçirmenin zamanı daha gelmedi mi?