3000 yıl öncesine gitmeye hazır mısınız?

10 Haziran 2019

Günümüzden yaklaşık 3000 yıl öncesine Frigya'ya gidiyoruz. . Oldukça geniş bir bölgede hüküm sürmüş Frigler'in izlerine bugün Ankara, Afyonkarahisar, Eskişehir ve Kütahya arasında kalan bölgelerde rastlamak mümkün. Antik Çağ'da yaşamış bu topluluğun ilk kralı şehre ilk giriş yapan Gordios ve başkentleri de şimdilerde Ankara civarında bulunan Gordion'dur. Eşek kulaklı Kral Midas'ın kentine giden yolculuğumuz NG Afyon ev sahipliğinde sabahın erken saatlerinde başladı. Güven İslamoğlu ve Frigya Yolcusu Murat Şen rehberliğinde gezimize Frigya'nın en gösterişli yapısı olan Yazılıkya ya da Midas Anıtı olarakta bilinen bu devasa açıkhava tapınağı ile başladık.

11 metre uzunluğundaki tapınak, gördüğünüz andan itibaren enerjisi ve büyüklüğü ile sizi mest edecek. Tapınak, üzerindeki yazılardan dolayı bu ismi alıyor. Üzerinde Frig dilinde yazılan yazılar ve Tanrı figürleri görülüyor. Geziden bahsederken rehberimizin ve Güven İslamoğlu'nun anlattıkları minik notları da buraya serpiştireceğim:)

Mesela bizim Kral Midas olarak bildiğimiz 'Midas' yalnızca tek bir kral için değil tüm krallar için ortak bir isim olarak kullanılıyor olabilirmiş. Bundan 3000 yıl öncesinde yaşamış olsalar da Frigler'in izlerine günümüzde de rastlamak mümkün. Müzik alanında da oldukça yetenekli ve bilgili olan Frigler, pek çok müzik aleti de geliştirmişler. Bunlardan Pan Flüt, çifte kaval ve davul en çok bilinen örnekleri.

Bir küçük efsane :) Müzik, sanat, güneş ve ateşin tanrısı Apollon'un Kral Midas'ı cezalandırarak kulaklarını eşek kulaklarına çevirdiği efsaneyi hepimiz biliyoruz. Bu efsanede kralın kulaklarını gören berber, bu sırrı içinde tutamayıp bir kuyuya haykırarak "kralın kulakları eşek kulağı, kralın kulakları eşek kulağııı" diye haykırır. Ama bu sözler, derelerden, sulardan yollar bulup yeryüzüne çıkarak herkes tarafından duyulur. Hani deriz ya "yerin kulağı var" diye işte tam da bu yüzden:)

Yazının devamı...

Kendinizi 460 yıllık hamamda şımartın

9 Ekim 2018

Haseki Hürrem Sultan Hamamı

Mimar Sinan'ın bu enfes eserine gelmeden önce biraz daha eskilere gitmek istiyorum. Hamam tarihi Roma dönemine kadar uzanan bir kültür. Antik Roma'da hamamlar sadece temizlik için zevk ve eğlence için de kullanılıyordu. Soylu da olsanız halktan biri de olsanız mahalle hamamına gelip her şeyden arınabilir, sosyalleşebilir ve tüm gününüzü burada geçirebilirsiniz.

Osmanlı döneminde erkeklere oranla daha kapalı bir ortamda yaşayan kadınların belki de sohbet edip sosyal çevre edinebilecekleri tek ortam hamamlardı. Burada bir tam günlerini geçirebilir, sohbet edebilir hatta kısmet bulabilirlerdi. Kadınların dışarı çıkmalarının kısıtlı olduğu bu dönemlerde hamama gitmek onlar için büyük bir şenlik havasında oluyordu. Kıyafetlerini, havlularını, yiyeceklerini hazırlayıp organize oluyor ve hamama gidiyorlardı.

Aslına bakarsanız günümüzde de durum bundan farklı değil. Kimi zaman sadece zevk için kimi zaman bir gelin hamamı organizasyonunda kendimizi göbek taşının tam ortasında bulabiliriz. Sıra geldi Hürrem Sultan Hamamı'nın altında yatan tarihe.

100 ile 200 yılları arasında inşa edilen Zeuksippoz Banyolarını belki duymuşsunuzdur. Burası, Bizans İmparatorluğu'nun başkenti Konstantinopolis şehrinin halk hamamı olarak geçiyor. 532 yılındaki Nika Ayaklanması sırasında yıkılıp yıllar sonra yeniden inşa edilmiş. En son 713 yılında banyo olarak kullanılan bu yapı, sonralarda hapishane ve ipek atölyesi olarak kullanılmaya başlanmış.

Yazının devamı...

Çanakkale'de 2 gün neler yapılır?

4 Şubat 2018

Siz hiç Bolu diye yola çıkıp Çanakkale'ye gittiniz mi? Hadi gelin 2 günlük Çanakkale gezisi burada.

Biz her şeyi Bolu diye ayarlayıp, yanımıza polarlarımız, kalın pijamalarımızı alıp çantalarımızı ona göre hazırladık. Abant, Yedigöller notlarımız çıkardık,
kalacak yerleri araştırdık ve ani bir kararla Çanakkale'ye gitmeye karar verdik. İki günümüz dolu dolu geçsin diye Çanakkale'yi seçtik ve yaklaşık 5 saatte İstanbul'dan Çanakkale'ye vardık. Ve elbette kalacak bir yer yine ayarlamadık :) Aslında ayarladık gibi ama yanlış yeri ayarlamışız :)

Öğretmen evinde kalırız diye düşündük ve yoldayken sadece yer olup olmadığını sorduk. Onlar da tek gecelik yer olduğunu fiyatının da 160 TL olduğunu söylediler. Biz buna güvenerek Gelibolu'dan Lapseki'ye geçtik ama ben bu arada yol boyunca Eceabat neresi? Bir taraf Eceabat diğer taraf Lapseki acaba nereden gitmemiz gerekiyor gibi sorular sorsam da bunları pek önemsemedik :) Biz Lapseki'ye vardık ve öğretmen evine geldik ama görevli amca benim adıma yer ayırtılmadığını söyleyip, fiyatının da 100 TL olduğunu söyleyince anladık ki biz olmamız gerek öğretmen evinde değiliz:) Peki burası orası değilse bizim öğretmen evimiz neresi? İşte yolda gelene kadar Eceabat neresi diye diye gelmemden anlamamız gerekiyordu. Eceabat feribotu yerine Lapseki'ye binmişiz :) Bu sefer Çanakkale merkeze gitmek için yaklaşık yarım saat kadar yol gittik.

Arabayı park edeceğimiz düzgün bir otopark bulamayınca öğretmen evi yerine daha önceden not aldığımm Cura Otel'de kalmaya verdik. Pek alışkın değiliz böyle otellere ama mecbur kaldık:) Bence gayet güzel bir seçim yapmışız, biraz şehir merkezinden uzak ama onun dışında her şey oldukça iyiydi. Odaya eşyalarımızı bırakıp, şehir merkezine gitmek için taksi çağıracaktık ki, otele bir arkadaşını yerleştiren Çanakkale 18 Mart Üniversitesi akademisyeni bizim için büyük bir şans olarak karşımıza çıktı. Arkadaşının arabasıyla, bize hem panoramik bir şehir turu attırdılar hem de nerede ne yenir, içilir, ne alınır ve nerede ne yenmez tüm bildiklerini ve deneyimlediklerini bizimle paylaştılar. Buna bir sonraki gelişimizde arabamızı park edeceğimiz otopark da dahil. Biz bu bilgiler doğrultusunda önce Aynalı Çarşı'ya gittik. Sonra'da Biga köftecisine...

Yazının devamı...

Yunanistan'ın iki cenneti: Halkidiki ve Thassos

20 Eylül 2017

İstanbul'dan yaklaşık 8 saat uzaklıktaki bu cennet gibi tatil beldesine gitmeye karar verdiyseniz, sizi böyle alalım. İşte haftalarca çalıştığım tatil notları ve gidip gördüklerim... Çok sıkı çalıştım çoook :)

Öncelikle, biz 4 kişi olduğumuz için arabayla gidip orada ev kiralamaya karar verdik. Bu karar sonrası vize işlemleri ve araba ile çıkışımızda gerekli olan evrakları hazırladık.

Vize başvurumuzu yapıp, aracın belgelerini hazırladık. Araç belgeleri için yeşilkart ve yeni ehliyet(ehliyeti kimse kontrol etmedi) gerekiyor. Gideceğimiz yerleri, koyları, kiraladığımız evlere olan uzaklıklarını, aklınıza gelebilecek tüm ayrıntıları ince ince hesaplayıp, notlar çıkardık. Sonra Sygic isimli bir offline harita indirdik. Uygulama 1 hafta ücretsiz. Biz dönüşümlü olarak bitmeye yakin bir daha indirdik:)

Bu arada Hem Halkidiki de hem de Thassos'ta ev kiralayarak tatili daha uyguna getirmiş olduk. Halkidiki'deki evimize 4 gece için 1360,41 Tl ödedik.

Gitmeden önce, buradan makarna, peynir ve zeytin çeşitleri, ton baliği, su, ayçiçek yağı, plastik tabak, karton bardak, atıştırmalık, kahvaltılık, termos...baya alışveriş yaparak tatilimize başladık:)

Not: Okuduğum notlarda fazlaca sivrisinek olduğunu okumuştum, her zamanki tatillerimde aldıklarıma ek olarak ilk defa sinek kovucu bir sprey de aldım. Evet sivrisinek vardı ama arı her şeyden daha fazlaydı. Her yerdeler, gittiğimiz dönemle mi alakalı bilmiyorum ama çok fazlalar. Bununla ilgili bir önleminiz varsa ona göre bir tedbir almanızı öneririm.

Yazının devamı...

Yoksa siz hala gitmediniz mi?

9 Mayıs 2017

Hadi itiraf edin, kaç kez önünden geçip bir ara buraya gelelim dediniz! Ben pek çok kez söyledim bunu. Sonunda da geçtiğimiz haftalarda ziyaret ettim ve çok beğendim. Beşiktaş’ta bulunan Deniz Müzesi, Türkiye’nin denizcilik alanındaki sayılı koleksiyonlarına ev sahipliği yapıyor. Giriş ücreti için yetişkinlerden 7,50 TL alınırken, öğrencilerden ücret alınmıyor :)

Müze girişinde sizi Türk denizcilerinin heykelleri karşılıyor. Okumadan geçmeyin. Denizcileri bitirdiğinizde sizi bakmakla bitiremeyeceğiniz büyük, padişahın gezi teknesi karşılayacak. Öyle bir tekne düşünün ki tam144 kürekçi çekiyor. Bu kadırga 40 metre uzunluğunda 7 metre genişliğinde ve tam 58 ton ağırlığında. En önemli özelliği ise hala var olan en eski kadırga olması. Onu gördükten sonra müzedeki diğer tekneler, kayıklar yanında küçücük kalacak.

Sadrazamların, sultanların, padişahların gezdiği pek çok kayık ile karşılaşacaksınız burada. Tuğralar, armalar, Milli Mücadele’de kullanılan kayık, Nusret Mayın Gemisinin maketi ve parçaları, Atatürk’ün Florya’da kullandığı sandallar, deniz savaşlarına ait parçalar, silahlar, haritalar. Burada denizciliğe ait ne varsa bulabilirsiniz. Osmanlı döneminin ihtişamlı yaşamı burada da gözler önüne serilmiş, altın varaklar, devasa gemi başları, özel işlemeler…

Müzeyi gezerken özellikle saltanat kayıklarının motiflerini dikkatlice inceleyin. Nasıl boyandıklarına ve üzerlerinde nasıl ince bir işçilikle çalışıldığına hayret edeceksiniz. Gücü simgeleyen aslan, hızı simgeleyen at gibi pek çok gemi başı göreceksiniz. Biz müzeyi rehber eşliğinde gezmedik ama rehber eşliğinde gezen bir turist kafilesinin peşine takıldık :) Mustafa Kemal ATATÜRK’ün kayıklarının olduğu bölümü ise en son sindire sindire gezdim ben. Eğer gitmediyseniz, daha fazla ertelemeyin ve yaklaşık 1 saatinizi ayırarak yanı başınızdaki bu müzeyi mutlaka ziyaret edin.

Yazının devamı...