Göz Yaşı Kanal Tıkanıklığı

5 Ocak 2020

Göz Yaşı Kanal Tıkanıklığı

Gözde sulanma ve enfeksiyonların sık sebebi olan gözyaşı kanal tıkanıklığı bebeklerde görülebildiği gibi ileri yaşlarda da sıkça rastlanır. Görme üzerine direkt etkisi olmasa bile sürekli olarak sulanma ve çapaklanma nedeniyle görmenin risk altında olmasına neden olur. Ve eğer akut enfeksiyon atakları sıkça gözleniyorsa göz çevresinde abse oluşumu gibi önemli hastalıklara davetiye çıkarmaktadır.

Göz yaşı kanalı göz iç kısmında başlayarak burun içine doğru açılır. Bu kanal punktum dediğimiz göz iç kısmından tıkanabildiği gibi, daha alt kanal yollarından daralabilir veya tıkanabilir. Ve bu durumlarda kanalın yeniden açılması ve drenajın sağlanması önemlidir. Çünkü kanal tıkanıklığı sürekli bir sulanma ve özellikle kış aylarında daha sık rastlanan burun ile göz arasında oluşan iltihaplı şişliklere neden olmaktadır. Sürekli sulanma neticesinde kronik olarak gözü silme işlemleri kronik travmalarla göz kapaklarında başka problemlere neden olabilir.

Hastalar hastalığın erken evrelerinde rüzgarlı havaya çıktıklarında gözlerinde sulanma olduğunu söylerler. Ancak daha ileri evrelerde hiçbir uyarı etki olmadan otururken konuşurken gözden su akması şikayetleri oluşturur. Ara ara olan göz çapaklanmaları göz ile burun arasında şişlik oluşumları ile devam eder.

Tedavide öncelikle hastamızı değerlendiririz. Tıkanıklık seviyesini anlamak burada çok önemlidir. Punktum düzeyinde oluşan tıkanmalarda tedavi daha kolay ve kısa iken daha alt seviyelerdeki tıkanıklıklarda daha ileri cerrahi seçenekler gündeme gelir. Endoskopik veya dışarıdan eksternal yapılacak dakriosistorinostomi ameliyatları gayet başarılıdır. Ameliyat sırasında gerekli görülmesi durumlarında kanal açıklığını korumak amacıyla tüp yerleştirilebilmektedir. Tüm bu sorunlar lokal anestezi veya genel anestezi ile 45 dakikalık bir operasyonla giderilebilmektedir.

Göz Hastalıkları Uzmanı

Op. Dr. Şeyda Atabay

http://www.seydaatabay.com/

Yazının devamı...

Göz Altı Morluklarına Dikkat

23 Aralık 2019

Göz Altı Morlukları

Gözlerimiz yüzümüzdeki en önemli bölgelerden birisidir. Yüzümüzün merkezi alanıdır. Göz kapakları ve bu bölgenin çevresinin iyileştirilmesi genel anlamda yüzün çok daha iyi görünmesini sağlar. Bu nedenle göz kapakları ve çevresinin durumu görünüşümüz üzerinde çok kritik bir yer tutar. Göz altı morlukları, hastalarımız tarafından özellikle rahatsız olunan ve çözüm aranan bir durumdur.

Hastalarımızın en çok şikayet ettiği durum, çevresinden hasta mısın yorgun musun ilaç mı kullanıyorsun sözleri ile kendilerini kötü hissetmeleridir. Bu bölgedeki morluğu kapatmak için sıkça kapatıcılar kullandıklarını adeta kapatıcıya bağımlı olduklarını söylemektedirler. Göz çevresi cildi oldukça hassas bir alandır. Vücudun en ince cilt tabakalarından biridir. Yaş ilerledikçe göz kapakları çilt dokusu giderek incelmeye başlar. Özellikle göz altı cilt dokusu incelerek kırışıklık belirtileri göstermeye , alttaki damar refleleri görünür olmaya başlar. Yaş , yerçekimi, genetik faktörler , sigara kullanımı, kronik kapatıcı benzeri makyaj ürünleri kullanımı, göz çevresi cilt tabakasının iyi temizlenmemesi, uykusuzluk, sistemik hastalıklar , sinüzit , atopik bünye, allerjik hastalıklar gibi pekçok etken aleyhimize çalışmaktadır.

Göz çevresi dokularımızı iyi anladığımızda tedavi edebilmek te çok güç olmamaktadır. Tabi ki bu bir çiçek yetiştirmek gibi hep özen isteyen bir durumdur. Cilt ve cilt altı dokuların eksiklerini belirlemek ihtiyacına göre tedavisini planlamak oldukça başarılı sonuçlar vermektedir.

Göz altı dolguları burada elimizi oldukça güçlendirmektedir. Göz altı bölgesi oldukça karmaşık ve önemli yapılar içermesi nedeniyle yapılacak uygulama kanül ile olmalıdır. Dolguların içerdiği kollojen katkısı bölgeyi hacimsel olarak tedavi ederken, ek olarak içerdiği protein, vitamin , aminoasitler bu bölgede ve cilt dokusunda iyileştirici ve tedavi edici etki yapmaktadır.

Ayrıca cilt dokusunda pigmentasyon varlığı sebebiyle göz altı morluğu olan hastalarda özel ürünler ile mezoterapi uygulamaları oldukça faydalıdır. Cilt incelmesi durumunda ise cilde hyaluronik asit yüklemesi yanında aminoasitli mezoterapiler yapılmaktadır.

Göz Hastalıkları Uzmanı

Op.Dr.Şeyda Atabay

Yazının devamı...

Göz Ovuşturmanın Zararları

29 Kasım 2019

Göz Ovuşturmak Zararlı mıdır? Nasıl Vazgeçmek Lazım?

Gözlerimiz görme duyumuzu sağlayan en önemli organlarımızdan birisidir. Gözümüzün ön yüzeyindeki saydam tabaka olan kornea tabakası aşırı baskı ve travmaya neden olan göz oğuşturması sebebiyle incelip, sivrilebilir. Kornea tabakasının aşırı sivrileşmesi ile karakterize hastalığın adı keratokonustur.

Keratokonus genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkar. 20- 40 yaş arası ilerler ve 40 yaşından sonra stabil hal almaktadır. Hastalığın erken dönemlerinde farkedildiğinde çeşitli tedaviler ile hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilmekte ve durdurulabilmektedir.

Allerjik hastalıklar sebebiyle gözün oğuşturulması, gözün saydam tabakası olan kornea tabakasının incelip sivrilmesi ile karakterize olan keratokonus hastalığının ortaya çıkışına zemin hazırlayabilmektedir ve ilerlemesini hızlandırmaktadır. Keratokonus hastalığının tam bir nedeni yoktur. Ailesel yani genetik özelliklidir.

Hastalığın erken evrelerinde görmede bir sorun yoktur, hastalık ilerledikçe miyop ve astigmat kusurları ortaya çıkmaya başlar. İlk dönemlerde oluşan görme sorunu gözlük ile düzeltilebilirken, hastalık ilerledikçe gözlükle düzeltilemeyen görme sorunları ortaya çıkmaya başlar.

Erken evrelerde yakalandığında CCL (Corneal Cross Linking) ile hastalık tedavi edilebilir, ilerlemesi durdurulabilir. Ek tedavi yöntemleri kontakt lens, korneal halka tedavileri de mevcuttur.

Burada önemli olan hastalığın erken farkedilip, tanı konulması ve tedavinin başlamasıdır. Hastalarımızın dikkat etmesi gereken durumlar, gözlerini aşırı kaşımaktan ve oğuşturmaktan uzak kalmaları, özellikle ergenlik dönemi ve 20'li yaşların başında görmede bozulmaların başlaması hızlı ilerleyen miyopi,astigmat oluşması, gözlüğe rağmen net görememe gibi durumlardır.

Keratokonustan korunmak için yıllık göz kontrolünden geçmek ve gözlerimizi oğuşturmamak gereklidir.

Yazının devamı...

Göz Altı Işık Dolgusu

11 Kasım 2019

Hyaluronik asit, insan vücudunda ve daha birçok canlıda doğal olarak bulunan bir polisakkarittir. Vücudun ürettiği hyaluronik asidin % 50'si üst deride bulunur. Yan etkilerinin çok az olması, homojen dağılabilirliği ve vücuttan tamamen atılabilir olduğu için günümüzde en çok tercih edilen dolgu maddesidir.

Gözaltında kullanılan hyaluronik asit ise problemleri gidermek veya azaltmak için sadece bu bölgeye özgü olarak geliştirilmiş, içeriği itibari ile normal dolgulardan birçok konuda farklılık gösteren bir dolgu çeşididir. Çapraz bağlı ve yarı çapraz bağlı içeriğinin yanı sıra, 8 amino asit, 3 antioksidan, çinko, bakır ve B6 vitamini ile ciltte yeniden yapılandırmayı sağlayan ve uygulanan bölgeye anestezi sağlayarak hasta konforu ile birlikte uygulamayı da kolaylaştıran bir dolgudur.

Yan etkileri var mıdır?

Her enjeksiyon da olduğu gibi morarma ve şişme nadiren de olsa oluşabilir. Bu yan etkiler 3-5 gün içinde kaybolur. Kanül ile uygulama yapıldığında morarma riski neredeyse hiç yoktur.

Kalıcılık süresi nedir? Ne kadar sıklıkla tekrarlanmalıdır?

Gözaltı dolgusunun etkisi 1 - 1,5 sene sürebilmektedir. Bu süreler kişinin cinsiyetine, yaşına, yaşam koşullarına ve genetik faktörlere göre değişebilmektedir. Tekrar uygulamalar kalıcılık süresini artırmaya yardımcı olmaktadır.

Hasta sonuçları ne zaman görmeye başlar?

İşlem yapılır yapılmaz sonuç görülmektedir. Ancak etkinin tam olarak oturması 15 gün sonradır.

Yazının devamı...

Badem Göz Estetiği

1 Kasım 2019

İfademizi belirleyen gözlerimiz aslında bizim sağlığımız hakkında da bilgiler verir. Gözlerimizin güzel gözükmesi ve daha sağlıklı görünümde olması bazı anatomik nedenlere bağlıdır.

Gözkapaklarının iç ve dış kısımlarınn duruşu burada büyük paya sahiptir. Göz kapağı dış köşesi iç köşesine göre daha yukarıda ve belli bir açı ile sonlanır.

Ancak bazı genetik durumlarda gözkapakları dış kısmı daha aşağıdadır. İç köşe ile aynı hizada olabildiği gibi bazen de daha aşağıdadır. Ayrıca gözkapaklarının dış köşesi belli bir açıda ve keskindir. Bu köşe anotomik nedenlerle veya yaş ile gevşediğinde yuvarlak bir görüntü alır ve bu durum gözkapağında gevşeklğin habercisidir.

Bu durumlarda kişi daha üzgün, yorgun bir ifade kazanır. Ve bu durum her yaşda sorunlara neden olabilir. Son yıllarda adını sıkça duyduğumuz ‘’bademgöz estetiği’’ bu durumlarda başvurulan tedavi şeklidir. Lokal anestezi altında küçük bir kesiden gerçekleştirilen ameliyat yaklaşık yarım saat sürer. Burada yapılması gereken dokuların gevşekliğine göre ameliyat planı çıkarılmalı ve dokular yeni belirlenen periost alanına asılmalıdır. Sadece göz kapağının dış bölgesinden yaklaşık 1cm lik bir alanı uğuşturarak yapılan bu cerrahi tedavi yine bu bölgede 3-4 dikişle sonlandırılmaktadır. Kendiliğinden eriyen dikişler kullanıdığında dikiş alımı gerekmese de dokuların daha iyi iyileşmesi için dikişler 5. günde alınmalıdır.

‘’Bademgöz estetiği’’ ameliyatında önemli olan mevcut dokuların durumlarının çok iyi değerlendirerek uygun hastaya uygun tekniklerle operasyonu gerçekleştirmektir.

Göz Hastalıkları Uzmanı

Op.Dr.Şeyda Atabay

Yazının devamı...

Çocuklarda Miyop Hastalığına Dikkat

24 Ekim 2019

Okul çağı çocuklarında sıklıkla karşılaşılan bir görme bozukluğu hastalığı miyopidir. Miyopi uzak görme sorunlarının başında gelmektedir. Genelde çocuk tahtadaki yazıları göremezken bu durum derslere ilgisiz ve anlama bozukluğu olarak algılabilmektedir. Ve çocuk daha iyi görebilmek için gözlerini kısarak ve göz kaslarını zorlayarak daha iyi görmeye çalışır. Sosyal ilişkilerde de etkili olan bu durum karşıdan gelen bir insanı tanıyamamaya da neden olur.

Tahtayı görmede zorlanan çocuk dersi anlamakta da zorlanmaktadır. Yazılanları görebilmek için arkadaşının defterinden izlemeye başlar. Bu durum sağlıksız öğrenmeye sebep olmaktadır.

Çocuk ön sıralarda oturduğunda bu durum daha az rahatsız edici olsa da yine de tedaviye ihtiyaç vardır.

Miyopi hastalığının tedavisi çocukluk döneminde gözlük kullanımıdır. Çocuğun göz problemine uygun bir gözlük verildiğinde görme netleşir ve algı artar. Bazı aileler çocuklarının göz rahatsızlığını ve gözlük kullanma gerekliliği olmasını kabul edemeyerek gözleri daha da tembelleşir diyerek çocuklarının gözük kullanmasını istememektedirler. Veya bize en sık sorulan soru olarak ''gözlük takıldığında gözü iyileşir mi’’ ile karşılaşmaktayız. Gözlük miyopi tedavisinde iyi görmeyi sağlayan bir araçtır. Takıldığında çocuk iyi görür, çıkardığında göremez. Çocuğun yaşı büyüdükçe genelde göz numarası da büyür. Bu büyüme gözlük kullanımı ile gözde oluşan bozulma değildir. Miyopi hastalığı okul dönemi çocuklarında genelde ilerleme gösterir.

Bu konuda önemli bir uyarı da yapmak isterim. Bu uyarı genelde doktorlar tarafından söylenmesi atlanılabilir. Miyopi hastalığı olan çocuk uzağı göremez yani yakın görme ve okumada bir sorun yoktur. Eğer miyopi rahatsızlığı çok yüksek numaralarda değil ise ve ek astigmat problemi yok ise çocuk evde ders çalışırken ve kitap okurken gözlüğünü takmamalıdır. Yakın okumalarda; miyopi hastalığında zorlanma olmaz iken, gözlük takıldığında gözlere aşırı bir uyarı neticesinde gözlük numaralarında ilerleme olabilmektedir. Bu konu çok açık ve net bir şekilde anlaşılması gereken bir durumdur. Basit ve sade Miyopi hastalığı olan bir çocuk okul ortamında , TV izlerken gibi yani uzak bakış gereken durumlarda gözlüğünü takmalı ; yakın okuma durumlarında gözlüğünü çıkarmalıdır.

Gözlük kullanan miyop bir çocuk 6 ayda bir mutlaka göz hekimince muayene olmalıdır. Göz numaraları değişiminde ve gözlük camı çizilmelerinde mutlaka yeni gözlük yaptırılmalıdır.

Göz Hastalıkları Uzmanı

Op.Dr.Şeyda Atabay

Yazının devamı...

Göz Kapak Düşüklüğüne Dikkat

2 Ekim 2019

Göz kapak düşüklüğü sıklıkla karşılaştığımız ve günümüzde görselliğin ön planda olması nedeniyle çok rahatsızlık veren bir durumdur. Gözlerimiz karşılıklı ilişkilerde en çok dikkat edilen alan olması yanı sıra günümüz teknolojisinde net görme çok önem kazanmıştır.

Göz kapak düşüklüğü son zamanların en çok tedavi edilen durumlarının başında gelmektedir. Ancak burada önemli olan durum göz kapak düşüklüğünün hangi dokuları kapsadığı ve hangi yollarla tedavi edilebileceğidir.

Çoğunlukla yaşa bağlı olarak cilt ve yüzeyel kaslarda gevşeme ve sarkma olarak karşımıza çıkan durum kozmetik olarak değerlendirilip tedavi planlanmaktadır. Ancak burada önemli olan öncelikle kapak düşüklüğüne neyin sebep olduğunun belirlenmesidir. Çünkü basit bir kapak düşüklüğü olarak değerlendirdiğimiz bu durumun sebebi aslında daha altta yerleşmiş olan derin kas tabakasındaki bozukluğa bağlı olabilmektedır. Tedavi planımıza bunu eklemez isek tedavi yanlış olacak veya eksik kalacaktır.

Gözlerimiz bir bütündür. Göz kapak düşüklüğü göz kuruluğu ile birlikte olabilir. Göz kapak düşüklüğü göz temel kaslarının zayıflığı ile birlikte olabilir. Göz kapak düşüklüğü aslında nörolojik olarak tanımladığımız sinir kas kavşağındaki bir hastalığa bağlı olabilir.

Öncelikle kapak düşüklüğü sebebi belirlenmeli, tedavi ona göre yapılmalıdır. Kapak düşüklüğü genç yaşta görülen blefaroşalazis mi, ileri yaşlarda görülen dermatoşalazis mi, yoksa sebep aslında pitozis mi çok iyi değerlendirilmelidir. Bu ayrım yapılmadan tedaviye kalkışılması çok vahim sonuçlar doğurabilmektedir. Pitozis varlığını farketmeden bunu blefaroplasti olarak tedavi etmeye çalışılması ile gözü pekçok risk karşısında savunmasız bırakmaktır.

https://www.seydaatabay.com/

Yazının devamı...