Gülay Afşar

Gülay Afşar

gulay.afsar@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Biz 90’ları çok sevmişiz. Sadece 20’li yaşlarda olduğumuz için değil, kendimizi daha iyi ifade edebildiğimiz, belki de daha özgür olabildiğimiz için iz bırakmış 90’lar bizde.

O yıllarda zihnimiz açık, vizyonumuz geniş, yapabilme ihtimalimiz sonsuzmuş.

90’lı yıllara ait biraz da aykırı bir kesiti beyazperdede resmeden 2010 yapımı ‘Kaybedenler Kulübü’nü seyrettiğimde, o yüzden “Bu bizim filmimiz” demiştim. 90’larda Kent FM‘de program yapan Kaan Çaydamlı ile Mete Avunduk‘un hikayesi, sinemamız için sıra dışı ve özgün bir anlatım olmuştu. Kaan ve Mete’ye hayat veren Nejat İşler ve Yiğit Özşener‘i her türlü kabulumüz diyerek kahramanlarımız kabul etmiştik. Yıllar içinde de ‘Kaybedenler Kulübü‘, Türk filmleri içinde kült bir yapım olarak yerini almıştı. Aslına bakarsanız, sanki yaşanmış ve bitmişti.

Haberin Devamı

HEP BİR İZ BIRAKIR...

Sonra bir süpriz oldu, aynı ekip filmin ikincisini çekmeye karar verdi. ‘Kaybedenler Kulübü’nün gerçek hayatta üç kahramanı vardı: Kaan Çaydamlı, Mete Avunduk ve Mehmet Ada Öztekin. İlk filmi Öztekin ve Tolga Örnek yazmış, Örnek yönetmişti. İkinci filmi ise Öztekin yazdı ve yönetti. Yani kendi hikayelerini anlatmaya devam etti. İşler‘le ‘Bodrum Masalı’nı çektikleri günlerde konuşup, “Olur mu, olur” diyerek birbirlerini ikna ettiler. Nihayetinde, ilk filmde çok sözü geçen Olimpos’a gittiler. Ondan sonrasını da yol hikayesi olarak, yine kendi üsluplarınca çektiler.

İlk filmde tanıştığımız Kaan ve Mete, vurdumduymaz, hayatı ve ilişkileri ti’ye alan, cinselliği tabu olmaktan çıkaran, tüm bunlara bir de felsefi derinlik katan iki antikahramandı. Her söylediklerini anlamasak da, dinlemekten vazgeçemediğimiz bu iki acayip adam, yıllar sonra yaş almış halleriyle çıktı karşımıza.

Devam hikayesi olsa da, belli ki, zaman onları yormuş. O yüzden ikinci filmde, içsel yolculukları daha fazla öne çıkmış. Yani fütursuzca yaşadıkları hayatın ve ilişkilerin yarattığı tahribat görünür olmuş. Adı üzerinde, onlar zaten ‘kaybeden’miş. İşte o yüzden yine çok samimi ve kendileri gibi bir film olmuş.

‘Kaybedenler Kulübü Yolda’ bugün vizyonda. Benim gibi ilk filmin bağımlısı olanlar için, ikincisi eski bir dostla karşılaşmak gibi. Daha önce seyretmemiş olanlar içinse kaçırdıkları ‘bu kafa’yı yakalamak için bir fırsat.

Haberin Devamı

Ne de olsa, filmde söylendiği gibi; “Her şey biraz da kontrolsüzce olduğunda, hep bir iz bırakır insanın damağında.”


KOMEDİYE DEVAM

HEP BİR İZ BIRAKIR...

Türkiye’de sinema seyircisinin kalbine giden yol BKM filmlerinden geçiyor. BKM Mutfak‘ta sahne tozunu yutan gençler, şimdi artık kendi hikayelerini anlatıyor ve filmlerini çekiyor. Üstelik arkalarına yine BKM‘nin gücünü alarak, ana akım sinemanın asıl oyuncuları olma yolunda ilerliyorlar.

O isimlerden biri Şahin Irmak. Bu hafta vizyona giren BKM yapımı ‘Düğüm Salonu‘nun senaryosunu yazdı, rejisini usta bir isim Hakan Algül üstlendi. Başrolleri de Şahin Irmak, İrem Sak, Gonca Vuslateri ve Emre Karayel paylaştı.

‘Düğüm Salonu’, tatlı, eğlenceli ve hareketli bir komedi. Klişeleri mizaha katarak oyunculuklarla süsleyen bir anlatım. Tempoyu düşürmeden, dozunda gülmeceyle tam seyirlik bir film. Dolayısıyla, sinemada komedinin kodlarını çoktan çözmüş olan BKM ekibi üretmeye devam ediyor. Seyirciye de salonlarını doldurmak düşüyor.

Haberin Devamı


DİJİTAL DİZİ DİYORUM

HEP BİR İZ BIRAKIR...

Dijital platformda dizi seyretmenin tadını alanlardansanız, yeni bir orijinal yapım geliyor. Yarından itibaren puhu tv‘de izleyebileceğiniz ‘Şahsiyet‘, bu alanda üretilen yerli orijinal içeriklerin içinde göz dolduracak bir iş. Dizinin en büyük sürprizi, senaryosunun Hakan Günday’a, rejisinin Onur Saylak‘a ait olması. Üstelik her ikisinin de ilk dizi deneyimi. Sinemada bu sezonun en güzel filmlerinden biri olan ‘Daha‘ya imza atan ikili, şimdi de dijital platformda ses getirmeye hazırlanıyor. Sıra dışı bu hikayenin bir başka iddiası, elbette, Haluk Bilginer‘in oyunculuğu... Sırlarla bezeli, ters köşe bir seri katil hikayesi olan ‘Şahsiyet‘in ilk üç bölümü, yarın puhu tv‘de seyirciyle buluşacak.

En güzel yanı da, televizyondaki reyting sisteminin kıskacından sıyrılmaya çalışan dizi yapımcıları, dijital platformda, daha kaliteli, özgün ve yaratıcı işler için cesaret buluyor.