ABD de ‘tutsak’ mı?

SALI gecesi Esma Sultan Yalısı’nda “Mehmed Bir Cihan Fatihi” adlı dizinin ilk bölümünü izledik.

Kanal D ekranında bu dizi yayındayken, salondaki masalardan ikisinde de oyuncuları, kendilerini duvarı kaplayan büyük ekrandan izlemekteydi.

Fatih Sultan Mehmed rolündeki Kenan İmirzalıoğlu “en dikkatli izleyenlerden” biriydi.

Beyaz atın sırtında elinde kılıç savaşırken kendini görmek onun için ilginç olmalı.

Ama...

Onun kendini izleyişini de biz izliyorduk.

Bu daha da ilginç.

...............

İlk bölümden bir alıntı yapayım.

Sultan Murad’ın “ölüm haberi” Çandarlı Halil Paşa tarafından Bizans İmparatoru’na gizlice ulaştırılır.

Çandarlı Halil Paşa, “Şehzade Orhan’ın Osmanlı sultanı olmasını” istemektedir.

Şehzade Orhan ise Bizans İmparatoru’nun tutsağıdır.

Sultan Murad son nefesini verirken Çandarlı Halil Paşa’ya “Oğlum Mehmed’in Konstantiniye’yi fethetmek ateşi yanıyor göğsünde. Bu sonu kötü bitecek bir macera olur. Osmanlı’nın sonunu getirir. Ne yap yap, Mehmed’in bu maceraya kapılmasına engel ol” diye vasiyette bulunur.

Çandarlı Halil Paşa da “Engel olacağım Sultanım, söz veriyorum. Müsterih olun” der.

İşte Çandarlı’nın “Sultan Murad’ın öldüğü ve tutsak şehzade Orhan’ın derhal Edirne’ye yola çıkması, Mehmed gelmeden tahta geçmesi gerektiği” yolunda Bizans İmparatoru’na haber uçurmasının nedeni Sultan Murad’a, ölüm döşeğindeyken verdiği sözdür.

Zira, Bizans’la Osmanlı arasında, İstanbul’un alınmaması için bir de anlaşma vardır.

Şehzade Orhan “bu söze sadık kalacağına dair” Bizans İmparatoru’na taahhütte bulunur.

İmparator, Şehzade Orhan’a sorar:

“Mehmed’in kafasında İstanbul’un fethi var. Ama daha öncekiler gibi o da bunu başaramaya-caktır. Şimdi ne yapayım?

Senin Osmanlı sultanı olmak için Edirne’ye gitmene izin mi vereyim, yoksa, tutsak olarak tutmaya devam edip, bunun karşılığında şimdiye kadar olduğu gibi kardeşin Mehmed tahta geçince de yılda 300 bin altın para almayı mı sürdüreyim?”

Şehzade Orhan, İmparator’un aslında “elinin mahkûm olduğunun” farkındadır.

Mehmed’in tahta geçmesi halinde göğsündeki ateşi Konstantiniye’yi fethedinceye kadar sönmeyeceğini bildiği için, bu riski göze alamayacağını, Bizans’ın devamı için tek şansın kendisinin tahta geçmesi olduğunun bilincindedir.

İmparator’a şu cevabı verir:

“Şu ana kadar ben senin tutsağındım. Artık sen benim tutsağımsın.”

Yani...

“Bizans’ın ve senin varlığın artık benim Osmanlı sultanı olmama bağlı” mesajıdır bu.

...............

1451’den 2018’e uzanalım.

Suriye’deki PKK/YPG’nin omurgasını oluşturduğu, Arapların da içinde bulunduğu SDG (Suriye Demokratik Güçleri) ABD’ye diş gösterdi:

“Afrin’de bizi yalnız bıraktın. Biz de artık DEAŞ’la mücadelede sizi yalnız bırakabiliriz!”

Oysa...

PKK’sı, YPG’si, PYD’si, SDG’si ile hepsi ABD’nin kolları arasında büyümüştür.

Varlıklarının güvencesi ABD olmuştur. Şimdi...

Afrin düştükten sonra ABD’ye tavır koyuyor, “Artık DEAŞ’a karşı savaşta olmayabiliriz, çok istiyorsan kendi askerini gönder, onlar savaşsın” gibi bir tavır.

“Artık sen benim tutsağımsın” mı?

Terör örgütüyle dans böyle bir şey.