Balık hafızası ve Sır Küpleri

Devasa bir seramik balık...Rengârenk... Yaşar Kemal’in “Anadolu, kültür bahçesidir” söyleminden esinlenen çok renkli balıklar... Bunlar da “İnsanoğlu balık hafızalıdır, çabuk unutur” gerçeğinin ifadesi.

“Bir şeyleri unutmamak gerekir” eksenli bir serginin kilidini açan anahtarlar bu balık yapıtları. Satırlarımı açayım.

...................

Yıllar sonra Ahmet Güneştekin’in Türkiye’de ilk sergisi... Bienaller, Cİ (Contemporary İstanbul) gibi festivaller ve tek günlük sanat etkinliklerinde yapıtlarıyla yer aldı ama uzun süreli son sergisi 2012’deydi. Antrepo’da 4 bin metrekarelik alanda yapıtlarıyla buluşmuştu ziyaretçiler.

....................

Bu kez de 5 bin metrekarelik Pilevneli Galeri’de... “Hafıza Odası” adlı sergisinin açılışı yapıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, ilçe belediye başkanları ve sanatseverler, Güneştekin dostları...

Serginin adı olan “Hafıza Odası” Türkiye’nin son yüzyılına yakın süredeki anıları yansıtıyor. Resimler, enstelasyonlar, videolar...

Bu anlattıklarımdan sonra dağ gibi yığılmış kara lastik ayakkabılar, koca bir salonu dolduran 34 tabut anlam derinliğini dayatıyor.

Yüzyıla yakın süreye yayılmış trajediler, acılar...

İki de büyük seramik küp var sergide. O trajedilerin, acıların hafıza odaları gibi saklandığı küpler.

Cıvıl cıvıl renkli ama mesajı kara. Biri, “Cennetsel Yedi Uyuyanlar...” Diğeri “Sır Küpü...”

Ahmet Güneştekin “Ana rahmi de, mezar da küp gibidir, saklar” diyor.

Ama... Balık hafızalı insanoğluna küplerden çıkararak yapıtlarıyla o yaşanmışlıkları hatırlatıyor.

Balık hafızası ve Sır Küpleri

Şeffaf Oda'da Gaziantep buluşması

Şeffaf Oda’da konuklarım; Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve Gaziantep doğumlu başarılı genç sanatçı Sena Şener.

Programa Sena Şener’in son şarkısı “Bak Bana” ile başlıyoruz. Ardından Gaziantep sohbetine geçiyoruz.

Fatma Şahin İTÜ Kimya Mühendisliği mezunu. Okul bittikten sonra Gaziantep’e geri dönmüş ve bir fabrikada çalışmaya başlamış. Orada eşiyle tanışmış. 2001 krizinin ardından AK Parti’ye üye olmuşlar. İşte o zaman başlamış onun için siyaset... Ardından Ankara yılları; 3 dönem milletvekilliği ve bakanlık... Sonra yeniden memlekete Belediye Başkanı olarak dönüş. Gaziantep’e çok şey kazandırmış. Şeffaf Oda’da çoğuna değiniyoruz. Ulusal ve uluslararası 164 ödülün sahibi.

..................

Ve işini aşkla yapan diğer konuğum da Sena Şener.

Müziğe 9 yaşından beri âşık. Eline gitarı alıp, müzik öğretmeni babasından öğretmesini istemiş ama internetten kendi kendine öğrenmiş. 11 yaşında ilk bestesini yapmış.

Hem de İngilizce sözlü...

Henüz 16 yaşındayken
DJ Mahmut Orhan ile “dünya hiti” olan bir parçaya imza atmış. “Feel” Youtube’da
379 milyon tıklanmış.

Şimdi kendi tarzında müziklerle yoluna devam ediyor. Bir yandan da Koç Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı’nda okuyor.

Balık hafızası ve Sır Küpleri

Yol arkadaşımdan ‘MUCİZE 2’

MAHSUN Kırmızıgül’ün “MUCİZE” filmi çok ses getirmişti. Telefon etti, gene o sıcak ve samimi söylemiyle, “Abi, Mucize 2 filmini yaptım. Gelmeni ve görmeni isterim” dedi. Maslak Uniq’teki ilk gösterimine şakır şakır yağmurla kitlenen İstanbul trafiğinde zor yetişebildim.             O berbat havaya rağmen koca salon dolmuştu. Çıkarken de “Değdi” diye düşündüm.

...................

Bir gece sonra Mahsun’la Ahmet Güneştekin’in sergi açılışında karşılaştık. “Film için fikrimi” sordu. “Pazar günü sayfamda okursun. Ama benim kalemimden değil, yol arkadaşımın satırlarıyla” cevabını verdim.

..................

Mehmet Ersöz çeyrek yüzyıldır “yol arkadaşım...” Artık “ailemizin oğlu...”
O direksiyondayken kendimi güvende hissederim. Siyasetten bizim Şeffaf Oda’ya konuk alacağımız sanatçılara kadar her konuda konuşuruz. Galada o da izledi filmi. “Nasıl buldun?” diye sordum.
Bu kez sözel değil yazarak anlattı... İşte satırları.

...................

Mucize 2 filmini Türkiye’de önde gelen

sanat camiasıyla birlikte, hoş bir ortamda izledik. Filmin sonunda akülerini deşarj etmiş, ayaklarımın bastığı yere daha az elektrik veren biri olarak aklımda kalan kelime “azim...”

Filmin iki saatlik bölümünde bu kelimenin açılımlarını yaşadık. Bazen içimizde fırtınalar estirdi. Bazen günlük yaşamımızdaki kinlerimizi aldı, götürdü. Bazen hüzünlere, bazen kahkahalara, mutluluklara götürdü. “Nasıl iyi
insan olunur”
dersleri verdi.

Gelelim “azim” kelimesinin açılımına, kapsadığı alanlara... İnat etmek, irade, çaba göstermek, çok çalışmak, tatlı yorgunluklar, rehavet, başarı, zafer... Mutlulukla sevgi yumağı oluşumu. Topunun ortaya çıkardığı kelime “azim.” Senaryo, oyuncular, görüntülerle bu unsurlar içimize işledi.

Not: Sinemadan çıktık, beynimizde
hiç “-” nötron kalmadı. Ey İstanbul,
lütfen beni bir evvelki güne döndürme.

...................

Sevgili Mahsun, sana bir “yazar/ yazan” olarak büyük cümleler kurmak yerine, sinema koltuğuna oturan, akıl, vicdan, tecrübe sahibi bir vatandaşın hissiyatını yansıttım.

Seyircilerinin ortak duygusunu yansıttığını düşünüyorum.

Balık hafızası ve Sır Küpleri

NARALTI SAMİM’S

Bodrum’da dört mevsim tutkun İstanbullular için yollarının kesişeceği bir mekân... “Naraltı...”

Çarşı’da Taş evlerin sıralandığı eski Bodrum’un Sanatokulu sokağı...

Sağlı sollu, şirin mi şirin, çiçekli, şömineli, aşırı sıcak, ışıklı mekânlar...

Onlardan biri de “Naraltı” idi…

Bodrum’da mavi yolculuk tekneleri ve büyük bir tersanenin sahibi, Galatasaray’ın “güler yüzlü abisi”,
çok sevilen dost Samim Baki ile Bodrum’un yıllarca simgesi olan Küba’nın eski sahibi Bülent Şenol Naraltı’nı devralmışlar.

Yeni adı “NARALTI-SAMİM’S...”

Mutfağın başına da eski Halikarnas’ın yanındaki lezzet durağı “Berk”in şefi Tunçeri Kurt’u getirmişler.

......................

Sımsıcak ışıklanmış eski taş duvarlar arasında tatlı sohbetler. Dışarıda da masalar ve ısıtıcılar.

İyi bir kav...

Ve... Makul fiyatlar. Parmak yalatan Ege ve dünya lezzetleri.

Biz “tereyağında dil balığı” yedik.

Tadı damağımda. Kalamar tava nefisti...

“Buzluktan” değil, Bodrum’un denizinden, taptaze...

Mezeler, nasıl da leziz... Et yemekleri de var.

Her masada İstanbul’dan arkadaş
grupları, göz aşinalığımız olan yüzler.

Sevgili Samim ve Küba (Bülent) her masayla özel ilgileniyor. İstanbul’a dönüşte ilk Gecce toplantısına “Naraltı Samim’s listemize girmeli”diye önereceğim.

Balık hafızası ve Sır Küpleri