Psikolojideki “bipolar” kişilik bozukluğuna “2017 Amerika’sı” bir örnek:
“Çifte kişilik...” 
Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’la uzun telefon konuşmasında ABD Başkanı Trump “YPG’ye artık silah vermeyeceklerini, zaten bunu saçma bulduğunu” söylemişti.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun medyaya açıkladığı bu söylem “şaşırtıcı” görünse de Trump’ın “Suriye batağına ABD’nin de dahil olmasından bir önceki Başkan Obama’yı suçlamak” çizgisiyle örtüşüyordu.
Yadırganan şey, “YPG’ye Trump’ın sarı kart” göstermesiydi.
Daha düne kadar YPG’yi 3 bin TIR ağır silah, zırhlı araç ve ileri teknoloji savaş aparatlarıyla donatan ABD ne olmuştu da böyle bir “U” çizmişti?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Soçi’de Rusya ve İran liderleriyle “zirve” toplantısı mı Trump’a “Türkiye’nin stratejik ortağı olduğunu” hatırlatmıştı?
Bu “fikir jimnastiği” Trump’ın nihayet “Nirvana’ya ermesine” uzanmıştı!
Ancak...
Çok geçmedi ki...
ABD Savunma Bakanlığı “YPG’nin de içinde olduğu Suriye Demokratik Güçleri’yle (SDG) ile iş birliğimiz devam edecek” açıklamasını yaptı.
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!
Başkan bir havada, onun bakanı (Savunma Sekreteri) başka havada.
İşte...
“Bipolar” kişilik bozukluğu...
....................
Serdar Turgut ABD’nin nabzını iyi tutan, bir deneyimli gazetecidir.
Kaynakları geniştir.
Bir süredir gazetesinde “Washington’daki zirve dağınıklığını” yazıyor.
Aşağıdan yukarıya “görüş üretimi” ve ilgili görüşlerin arasında “koordinasyon kademesinin” olmadığını anlatmakta.
Trump sadece kendi “güvenlik danışmanı” ile baş başa karar verip bunu uygulamaya koyuyormuş.
Sonuç...
Başkan ile başkanın seçtiği bakanı (Savunma Sekreteri) böyle birbirine zıt havalarda olabiliyor.
Sadece Türkiye’yi ilgilendiren bu son örnek değil, başka konularda da Washington’un “çelişkiler senfonisi” diyemeyeceğim “çelişkiler kakofonisi” bir siyasal “sit com” dizi olarak küresel yayında.
.....................
ABD dünyanın “süper büyüğüdür.”
Dünya liderinin “özgüveni” kadar, beraber yıllardır aynı safta olduğu devletlere de “güvenilir” olması gerekir.
Dahası...
Küresel ölçekte “öngörülebilir” de olmalıdır.
Yani...
Tutarlı, bilinen, istikrarlı bir çizgisinin varlığından söz ediyorum.
Oysa...
Washington “bipolar” kişilik bozukluğu sendromunu her yeni durumda yansıtmakta.
En yakınında olan Almanya Şansölyesi Merkel bu teşhisi daha yenilerde dile getirdi; “Avrupa’nın ABD’ye artık eskisi gibi güvenemeyeceği” mesajını verdi.
Başka NATO ülkelerinde de aynı “ikircikli” ruh hali olduğuna işaret edeyim.
Kendi içinde bile bugüne kadar duyulmamış “tereddütlü değerlendirmelere” tanık oluyor dünya.
ABD Genelkurmay Başkanı “ABD Başkanı Trump ‘nükleer silah kullanma’ emrini verse dahi bu emri uygulamak için yerinde mi, değil mi irdelemesini yaparım” dedi.
Yani...
Bilinen “nükleer silah kullanma yetkisi ve koduna sahip tek adam başkandır” inancı da artık sarsıntıda.
Türkiye’nin ve dünyanın işi zor.