Güneri Cıvaoğlu

Güneri Cıvaoğlu

ngunericivaoglu@gmail.com

Tüm Yazıları

12 Eylül yıl dönümü bağlamında “çok önemli bulduğum” bir tarih sayfasını gün ışığına çıkarmakta fayda görüyorum.

12 Eylül darbesinin Başbakanı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan emekli Oramiral Bülend Ulusu’ydu.

Ama...

Ulusu, aslında B planındaki isim...

Ya “A” planı?

Anlatayım:

Hükümeti kurma görevi önce Prof. Turhan Feyzioğlu’na verilir.

Feyzioğlu, hükümete alacağı isimlerle tek tek konuşur.

Bakanlar Kurulu’nu oluşturur.

Sonra...

Kenan Paşa’ya ve Konsey üyelerine listesini vermek üzere Çankaya Köşkü’ne çıkar.

Haberin Devamı

Konsey’den, bu listeye itiraz olmaz.

Prof. Turhan Feyzioğlu başbakanlığında 12 Eylül’ün ilk hükümeti kurulmuş gibidir.

Sadece açıklanma ve Resmi Gazete’de yayımlanma prosesi gerekmektedir.

Bir 12 Eylül sayfası

Bülend Ulusu hükümeti kurulduğu gün Anıtkabir’de. Ulusu’nun solunda ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Turgut Özal.

PARTİLER DEVAM ETMELİ

Ki...

Feyzioğlu şu şartı müzakereye açar:

“Siyasi partiler devam etmelidir. Bunda -İsmet İnönü’nün söylemiyle- ‘sayılamayacak kadar fayda vardır.’ (Örneğin... Avrupa Konseyi’yle ilişkilerin sürdürülmesi ve demokrasiye dönüleceğinin işareti algısı...G.C)

..................

Fakat...

12 Eylül İhtilal Konseyi’nin Başkanı Org. Kenan Evren ve Konsey üyeleri 4 komutan, Feyzioğlu’nun üzerinde ısrarla durduğu “partilerin devam etmesi” şartını kabul etmez.

Feyzioğlu da “bu durumda hükümeti kurma görevini kabul etmediğini” söyler.

Bakanlar Kurulu listesiyle birlikte eve döner.

Evde bu yaşananlar nedeniyle en yakın arkadaşı Emin Paksüt ile aralarında sert tartışmalar geçer. (Emin Paksüt, Feyzioğlu’nun en yakın siyaset arkadaşıydı. Değerli bir politikacıydı. Öyle tahmin ediyorum ki Feyzioğlu’nun hükümet listesinde de yer almaktaydı. G.C)

.................

Tarihin bilinmeyen bu sayfasını Turhan Feyzioğlu’nun oğlu Türkiye Barolar Birliği Başkanı -Feyzioğlu’nun oğlu- Metin Feyzioğlu’ndan dinledim.

O sırada henüz 11 yaşındaymış.

Ancak gayet iyi ve ayrıntılarla hatırlıyor.

Bir 12 Eylül sayfası

Turhan Feyzioğlu başbakanlığı -ilke nedeniyle- elinin tersiyle itmişti.

ELİNİN TERSİYLE

Alternatif tarih yazarsak, “partilerin kapatılmaması her halde yeniden demokrasiye dönüşte zaman, kurum ve insan kaynağı kaybını en aza indirebilirdi..”

Haberin Devamı

Zaten bu yanlışı onaran da yasakları koyan Kenan Evren oldu.

“Anayasa değiştirilsin. Referandum maddesi konulsun. Liderlerin ve bazı siyasetçilerin haklarının iadesini halkoyuna sunsunlar. Yasakları halk kaldırsın. Ben de söz veriyorum, bu konuda hiç konuşmayacağım ve taraf olmayacağım...”

Gerçekten de öyle oldu.

Demirel, Ecevit, Erbakan, Türkeş, Baykal, İhsan Sabri Çağlayangil ve bazı siyaset yasaklısı politikacılar referandumla haklarına yeniden kavuştular.

İlerleyen yıllarda...

Demirel Başbakan ve Cumhurbaşkanı oldu.

Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan Başbakan, Türkeş Başbakan Yardımcılığı yaptı.

Partilerin çoğu da eski adlarını yeniden kazanarak siyasette yerlerini aldılar.

...................

Burada merhum Turhan Feyzioğlu’nun “Siyasi partiler kapatılmasın” şartında ısrarlı oluşunun büyük önemini vurguluyorum.

Başbakanlığı, ilkesi uğruna elinin tersiyle itmiş.

Ve bir not daha...

Haberin Devamı

12 Eylül’ü yapan Konsey üyelerine “Bülend Ulusu’nun başbakan yapılmasını” da Feyzioğlu tavsiye etmiş.

KAPTAN-I DERYA OLSUN

12 Eylül İhtilali’’nden sonra Konsey üyeleri “siyasi parti liderlerini Hamzakoy üssüne göndermişlerdi.”

Gerekçe:

“Sizin güvenliğinizi sağlamak için...”

Kadife sürgünde liderle telefonla görüşmek mümkün oluyordu.

O tarihte Tercüman gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni’ydim.

Gazetenin sahibi Kemal Ilıcak’ın evindeydik.

Merhum Ilıcak, Demirel’in odasına telefon bağlatmayı başardı.

Konuşurlarken, Demirel’e ortalıkta dolaşan “Başbakan adaylarının isimlerini” sıralıyordu.

Demirel hiçbirine olumlu bakmıyordu.

Sonunda birkaç kez şöyle dedi:

“Kaptan-ı Derya’yı neden yapmıyorlar? Kaptan-ı Derya başbakan olsun.”

Hiç kuşkusuz telefonun dinlendiğini biliyordu ve ihtilal yapanlara -dolaylı- mesaj göndermiş oluyordu.

..................

“Kaptan-ı Derya” dediği Osmanlı’nın en güçlü dönemlerinde donanmanın başında olan kişilerin unvanıydı.

Misal...

Barbaros Hayrettin “Kaptan-ı Derya” idi...

Demirel de doğrudan isim vermek yerine böyle bir tarihi tanımla bir önceki Deniz Kuvvetleri Komutanı, Oramiral Bülend Ulusu’yu önermiş oluyordu.

Sonuç...

Bülend Ulusu Başbakan oldu.

..................

Metin Feyzioğlu’yla konuşurken, Demirel ve Feyzioğlu’nun aynı şahsı başbakanlık için önermiş olmaları bağlamında “Akıl için yol birdir” dedik.

Bir 12 Eylül sayfası

Demirel ve Ecevit’in eşleriyle beraber Hamzakoy günleri.