Bir Selami Şahin yolculuğu...

"Seninle Başım Dertte, Gitme Sana Muhtacım, Alışmak Sevmekten Daha Zor, Ben Sevdalı Sen Belalı, Özledim..."

Evet... Şeffaf Oda’da bu hafta konuğum Selami Şahin... “Semi Caz Orkestrası” eşliğinde bizi bizden alacak Selami Şahin şarkıları...

Programa onun ilk bestesiyle başlıyoruz..“Sen Mevsimler Gibisin...” Bu şarkısıyla Altın Kelebek Yılın Şarkısı ödülünü de almış. Selami Şahin, Hatay’ın köylerinden birinde doğmuş. Orada Arapça konuşuyormuş. Annesi de Mısırlı. O yüzden Türkçe’yi ilkokul başladığında öğrenmiş.

Bir Selami Şahin yolculuğu...

Köylerinde yalnızca ilkokul varmış. O yüzden daha fazlasını okuyamamış. Öğretmeninin sesini fark etmesiyle müziğe yönelmiş.

İlk enstrümanı “dilli kaval...” Notaları kendi başına öğrenmiş.
İlk öğrendiği notlar “Si La Mi...” Tıpkı “Selami” der gibi...

.................

Selami 15 yaşında tek başına İstanbul’a gelmiş. Şişhane’de dolmuştan indiğinde ezan sesi duymuş ve camiye koşmuş. Allah’a dua etmiş. “Çok fakiriz, şarkıcı olmak istiyorum. Yardım et” demiş. İstanbul’da otelde, restoranda çalışmış.

.................

O yıllardan bir “zeytin çekirdeği” hikayesi
var ki gözleri yaşartıyor. Biriktirdiği tüm parayı köydeki anne ve babasına göndermiş, “Köyküloduma cep koydum, düğme diktim biriktirdim parayı” diyor. Yıllar sonra “Tapılacak Kadın” şarkısını da annesine yazmış
Selami Şahin.

Onun her şarkısının öyküsü var. Şeffaf Oda’da anlatıyor.

..................

Selami Şahin “Terzi gibi kişiye özel yapıyorum şarkılarımı” diyor.

Yaptığı şarkıyı, vereceği sanatçıyı taklit ederek seslendiriyormuş.

Harika bir taklit yeteneği. Zeki Müren, Müslüm Gürses taklitleriyle keyifli dakikalar yaşatıyor

...................

Selami Şahin
yeni albüm hazırlığında.
12 şarkıdan oluşacak albümü için “Hayatımın en güzel şarkıları” diyor. “Dinleyenler Mozart’ın torunu musun
diye soruyor. Mozart’ın bestesi gibi”
diye ekliyor.

Onun müzikal yolcuğunu anlatan “Eskimeyen Şarkılar” konser serisi devam edecek. 2 Mart’ta Bostancı Gösteri Merkezi’nde... Üstelik sürpriz sanatçılar eşliğinde…

Bir Selami Şahin yolculuğu...

ST. GERMAIN’DE TÜRK MARKASI

Paris’in
“St. Germain” bölgesi tarih, kitap, moda, sanat,
lezzet harmanıdır.

Türkiye’de “Sevgilimi Öldürmeliyim” adıyla afişlenen “La Femme Ecarlete”nin ünlü yönetmeni Jean Valere bu ilçenin simge isimlerindendir.

Eşi Catherine Valere St. Germain isimli bir dergi çıkardı yıllarca.

St. Germain’in kitap, resim ve heykel galerileri taşınmazlarının tek tek büyük markalar tarafından satın alınarak lüks giysi, ayakkabı ve çanta mağazalarına, mücevher, saat vitrinlerine dönüşmesine karşı mücadeleyi misyon edinmişti.

Bir Selami Şahin yolculuğu...“Üç silahşörlerin sokağı bozulmamalı” diye yazıyordu...

Sartre’nin de devam ettiği eski şarap mekanına da dokunulmamalıydı.

...................

Buna rağmen St. Germain dokusu arasına gene de markalar saplandı.

Fakat...

Hâlâ çok zor.

İşte böyle bir “koruyucu zihniyet” iklimine sahip
St. Germain’in kalbinde iki Türk kızının markası “Dice Kayek” mağaza açıyor.

Hem de orada bulunan bir sanat galerisinin yerine.

Olay hayli sancılı olmuş.

Binanın sahibi yaşlı, zengin ve St. Germain geleneklerine duyarlı hanım, Dice Kayek’in yaratıcıları Ayşe ve Ege Ece’ye cevap vermeden bri araştırma yapmış.

Coste Hotel, L’Avenue
ve Societe zincirinin sahibine de danışmış.

Ve...

Ondan da “referans” alınca “peki” demiş.

“Dice Kayek” yıllar içinde Paris’te güzel ve saygın izler bırakan başarılı bir Türk markası.

Bursa’da doğup büyüdükleri apartman sanki tasarım dünyasına küresel isimler üretmiş.

Ünlü modacı Atıl Kutoğlu da o apartmanda doğup büyüyenlerden.

Dice Kayek’in bir sonraki adımı Londra...

Şimdi Dice Kayek, Louis Vuitton ve Societe gibi iki büyük isimle sırt sırta.

Dekorasyon bitmiş gibi.

Paris’teki ve İstanbul’daki tasarım ve üretim merkezleri devam edecek.

...................

Bunları, Nişantaşı Frankie’de, mekanın sahibi Kaya Demirer’in masasında
Ece ve Ayşe’den dinledim.

Paris’teki yeni yerlerinin açılış proje danışmanı
Kaya Demirer.

Türkiye’nin özgün lezzetlerinin de sunulacağı bir davet düzenleniyor.

Frankie’nin yeni şefi o lezzet paletinin bir ön gösterisini hazırlamış gibi hissettim.

Ayrıca...

Bütün bu lezzetlerin günlük listede olduğuna da işaret edeyim.

Bir Selami Şahin yolculuğu...

MUTFAK OBJELERİ SANATI

AKARETLER, İstanbul tarihi dokusunun hissedildiği en özgün semtlerden biridir.

Serdar Bilgili bir süre Atatürk’ün de annesiyle birlikte oturduğu Akaretler sıra evleri devralarak restore etti. Ortasına “yüzüktaşı” gibi “W Otel”ini yerleştirdi.

Sıra evlerin duvarlarını ve parke taşlı caddeyi aydınlatan sarı parlak ve sıcacık ışıklarla bir çekim merkezi oluşturdu.

Sıra evlerde yan yana iki bina “sanat etkinliklerine” ayrılmış.

Sık sık sergiler, sanat eksenli seminerler düzenleniyor.

“Gastroweekend Akaretler” de bunlardan biri.

Ebru Erke’nin imza attığı Food & Travel dergisi işbirliğiyle gastronomi ve tasarım dünyası bir araya getirildi.

Bu iki dünyanın fikir liderleri önde gelen isimleriyle bir sergi ve workshoplar, seminerler düzenlendi.

Bir Selami Şahin yolculuğu...Geleneksel ile teknolojinin tasarımda kesişmesi... Tabaktan menüye, tasarımın gastronomiye katkısı konuşuldu. Ve...

Bu bağlamda bir de yemek...

Catering firması olan Ebru Erverdi’nin mutfağından geleneksel lezzetleri modern sunumla harmanlayan örnekleri tattık.

Masa düzeni de ayrı güzellikte.

Bizleri bir araya getiren
İdea PR- Şila Gök’e de teşekkür.

Bir Selami Şahin yolculuğu...

KOVBOY ŞAPKALI ŞEF

ŞU sımsıcak ve içten satırlara bakın...

Bilin ki onlarca

kez elimi yaktım sıcak tepsilerle. Fırının karşısına geçip 200 derecede 45 dakika boyunca “lütfen kabar, lütfen, lütfen!” diye sayıkladım kaç defa. Una bulanmış yüzümle, gözümden akan bir damla yaşla mutfağın ortasına çöküp öylece kaldığım da oldu, yemeklerim çok beğenilince sevinçten ağladığım da...

***

Önünüze bir dünya haritası açın, gözlerinizi kapatın ve parmağınızı rastgele dolaştırıp, dilediğiniz bir yerde durdurun. Orası her neresi olursa olsun Aynaz’ın size anlatacağı bir hikayesi, vereceği enfes bir tarifi, sofranızı ziyafete dönüştüreceği tavsiyeleri var.

***

Uzakdoğu’dan Fas’a, Teksas’tan İtalya’ya ağzınızı sulandıracak lezzet
yolculuğuna hazır olun...

..................

Bu satırları “İLK ISIRIKTA AŞK- Ziyafet Sanatı” adlı kitabın arka kapağından yansıttım.

Yazarı Aynaz Özkaşıkçı.

Kitap kapağındaki fotoğrafında gördüğünüz gibi güzel, havalı ve neşeli, genç bir kadın.

Türkiye’de doğmuş.

Amerika’nın Teksas eyaletinde büyümüş.

İşadamı Türk baba ve Uzay çalışmaları üssü NASA’da görevli mühendis bir Amerikalı annenin kızı. Florida’da önce psikoloji, sonra işletme ve pazarlama okumuş.

Ama asıl tutkusu mutfak.

AAA referans dergisinin önerdiği restoranlardan “Mango Tree” çok yakın bir arkadaşınınmış.

Orada başlayarak yıllara yayılan bir mutfak yolculuğu var.

Artık Türkiye’de.

İlk Isırıkta Aşk kitabıyla karşınızda.

Haftasonları mutfağa girip bir şeyler pişirmeyi severim.

Bu hafta Aynaz’ın tariflerinden birini deneyeceğim.