GERÇEKTEN ilginç bir kişilik Bahattin Demirbilek...

Gaziantepli bir ailenin oğlu.

Ankara Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi “Rus Dili ve Edebiyatı” bölümünü bitirmiş.

Çünkü...

Daha ilk ergen yıllarında Rusya’ya gitmeyi kafasına koymuş.

Fakülteden sonra Moskova’ya gitmiş. 28 yıldır orada.

Dönemin en büyük inşaat şirketlerinden birine finans bölümünde en aşağıdan girip yükselmiş. Bir süre çalıştıktan sonra Rusya, Ukrayna ve Beyaz Rusya’yı kapsayan bölgede en büyük şirketin CEO’su olmuş.

2006 yılında kendi inşaat şirketini kurmuş. (ESTA Construction)

O günden bu yana iş hacmi

3 milyar dolara ulaşmış.

Stadyumlar, iş merkezleri, konut ve yaşam kompleksleri, alış veriş merkezleri ve daha bir dizi proje.

Türkiye’de de 7 proje için düğmeye basmış bulunuyor.

.....................

Bunlar bir işadamı için pırıltılı başarı çizgisi olmakla beraber çok da şaşırtıcı değil.

Ama...

Yazının başında belirttiğim “ilginç” yönlerini yansıtayım.

İnanılmaz zayıf. Dirhem yağı yok. Her sabah çok erken saatlerde eksi 25 derece bile olsa uzun yürüyüşler yapıyor. Bazen 35 km.

“Jiu jitsu” adlı sporda ileri derecede usta. Anlatıyor:

“Japonlar bu dövüş sanatını yabancılara sızdırmamak üzere yeminlilermiş. Japonya’nın Brezilya’daki bir diplomatı oğluna jiu jitsu öğretmiş. O da bazı arkadaşlarına... Böylece ‘sır kalması gereken’ bu dövüş sanatı dünyaya önce parça parça, sonra da bütünüyle yayılmış.”

Boks yapıyor. Her gün en az

1 saat. Şantiyelerde çalışanlarının taktıkları ad “Atom Karınca...”

Çok az yiyor. Bazen hiç... 72 saat aç kaldığı oluyor. İçki, sigara yok.

Uzakdoğu felsefesinin ana akımı “Ayurveda” öğretisine hakim, felsefesini benimsemiş.

Çok iri taşlı yüzükler ve kolyeler taşıyor. Bu taşların kendi ruhuyla uyumlu olanlarını seçiyor.

Tasarım ve yapım ise en iyi dostlarından Sevan Bıçakçı.

Yaşamı şantiyelerine adanmış.

Üstlendiği inşaatları vaktinde hatta bazen daha önce bitirdiği için iş almakta zorluk çekmiyor.

Soçi olimpiyat yapılarından

bir kısmını da bu özelliği nedeniyle ona vermişler.

Dünyanın en güzel

statlarından biri sayılan Krasnodar takımının arenasını da o yapmış. (Bu yıl Fenerbahçe’yi eleyen Krasnodar 7 yıllık bir kulüp olmasına rağmen Rusya liginde 3’üncü. Sahibi Rusya’nın 10 en zengini arasında ve koyu Galatasaraylı Bahattin Demirbilek’le damardan Cimbomlu.)

.....................

ESTA şimdi Mercedes’in Moskova’daki otomobil fabrikasını yapmakta.

SANAT VE DOĞA BULUŞMASI 

GELİBOLU Yarımadası Eceabat’ta resim gibi bir ormanın içinde doğa, deniz gibi uzanan üzüm bağları ile sanatın buluşması.

Hotel Caeli her köşesinde sanatsal detayların bulunduğu ve dünyaca ünlü sanatçıların yapıtlarının yer aldığı bir yeryüzü cenneti.

Seçkin Pirim’in Latincede “Cennet kapısı” anlamına gelen “Portacaeli” isimli dev eseri.

Güneş ışınlarını alış açısına göre, günün belli zamanlarında zemine “şarap kadehi” şeklinde bir gölge yansıtıyor.

Bordeaux üzümlerinin ürünleri, elle hasat, yerçekimiyle transfer, geleneksel yöntemlerle fermantasyon, Fransız meşe ağaç fıçılarda dinlendirilerek kadehe kadar özenli yolculukla üretiliyor.

Önölog Bordeaux’lu Michael Rolland.

Hedef, Türkiye’nin ötesinde küresel “en iyiler segmentinde” lezzetler.

Otelin özelliklerini ayrı ayrı yazmıyorum.

İddialı bir otelde ne olabilirse hepsi.

Ama SPA’daki “Vino Therapie” bakımını yazın bir kenara.

“Üzümün yaşlanma karşıtı” etkisinden faydalanılarak asma ve üzümün  ekstreleri özel masaj teknikleriyle harmanlanıyor ve uygulanıyor.

FAZIL SAY VE GENCO ERKAL 

80 kişilik orkestra...

75 dakikalık performans...

10 bin seyirci...

Evet, Fazıl Say’ın Nâzım Oratoryosu. Şimdi bu eşsiz konserin DVD’si çıktı.

Çıktığı gün “en çok satanlar” arasına girdi.

Şeffaf Oda’nın 14. sezonunda ilk program konuklarım Fazıl Say ve Genco Erkal...

İki dev isim.

Programa Nâzım Oratoryosu’ndan “Ben İçeri Düştüğümden Beri” ile başlıyoruz. Piyanoda sihirli parmaklarıyla Fazıl Say, mikrofonda etkileyici yorumuyla Genco Erkal.

Şeffaf Oda’da Nâzım Oratoryosu DVD’sinden muhteşem kesitler de sunuyoruz.

Fazıl, Batı’nın kültürünü tüm halka verme mücadelesinde başarılı olmuş, küresel sanatçımız. Müziğini

ruhuyla yapıyor.

Gururumuz Fazıl Say, geçtiğimiz yıl müziğin Nobel’i olarak tanımlanan “Uluslararası Beethoven İnsan Hakları, Barış, Özgürlük, Yoksullukla Mücadele ve İçselleme Ödülü”nü aldı.

Bu ödül sadece müzik konulu değil, Beethoven’ın idealleriyle de ilgili bir ödül. Beethoven, özgürlük, barış gibi idealleri olan bir besteciydi. Tarihe duruşuyla da katkıda bulunmuştu. Fazıl da öyle...

.....................

Fazıl yılda 150 konser veriyor. Dünyanın birçok yerinde... “Çoğu zaman hangi ülkedeyim, hangi oteldeyim bilmiyorum. Yanlış odaya bile girdiğim oldu” diyor.

Fazıl’ın iki kitabı var: “Uçak Notları” ve “Yalnızlık Kederi-Bir Müzisyenin Notları.”

Üçüncüsü de yakında çıkacak: “Akılla Bir Konuşmam Oldu.”

Ayrıca Alman yazar Jürgen Otten’in “Piyanist, Besteci, Dünya Yurttaşı Fazıl Say” adlı kitabı da dikkat çekici.

.....................

Genco Erkal Nâzım şiirlerini okumuyor,

adeta yaşıyor.

Nâzım Oratoryosu’nun vazgeçilmez ismi o. Sahnede devleşenlerden...

Genco Erkal Suriyeli sığınmacılardan esinlenen yeni tiyatro oyunu “Göçmenler” yolda. Onu da heyecanla bekliyoruz.

Genco Erkal Galatasaray İlkokulu’nun ardından Robert Kolej’de okumuş.

İstanbul Üniversitesi Psikoloji mezunu.

Ama en büyük aşkı tiyatro...