de facto

Bu konuşmayı sanıyorum 1978 Kasımının sonlarında yapmıştık.TRT için Başbakanlıkta söyleşideydik.600 milyar liralık 1979 bütçesini anlatıyordu.Söyleşi bitti..."Eve gidelim, bir kadeh viski ikram edeyim" dedi.Başbakanlık merdivenlerinden inip makam otosuna binerken neşeliydi. Bir kahkaha attı ve kendi söylemini bakın nasıl yorumladı:"Şimdi, bir müddet, trilyonluk bütçe konuşurlar. Kimileri, enflasyon canavarı, trilyon duvarını da deliyor der... Kimileri, iktisadi büyüme der. Onlar trilyona kitlenir, biz de işimize bakarız. Birkaç hafta kafamız rahat olur." Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, "bir sonraki yılın bütçesi trilyonu aşacak" demişti... Bugünün moda söylemiyle "nasıl yani" olmuştum. Hayret yüklü bir sesle sormuştum: "Trilyonu aşacak mı dediniz?" Gülmüştü: "Türkiye bütçelerinde artık trilyonları telaffuz etmeye alışmalıyız" cevabını vermişti. O akşamüstü, siyaset rahlesinden birkaç ders vardı söyleşimizde.Enflasyon, zembereklerinden boşanmanın ilk işaretlerini vermekteydi ama bu oluşum kurt siyasetçi Demirel tarafından "trilyona dayanan iktisadi büyüme" olarak sunuluyordu.Olası eleştirileri Demirel, önceden göğüslüyordu.Ve...Demirel, medya aracılığıyla, medyanın önüne, oyalanıp duracağı ve esas konulardan uzak kalacağı "popülaritesi yüksek bir konu atmak" örneği veriyordu...Sonraları bu oyunu, Özalın da ustalıkla oynadığına tanık oldum. Medya kavgaları yaratırdı... Medya birbirini kırarken o kendi yolunda yürürdü. Kıs kıs gülerek, bunu yakın çalışma arkadaşlarına anlattığını, onlardan çok sonraları dinledim.Son olarak da bu oyun 17 Aralık bağlamında ve hem de ne biçim perde açtı.O "masayı terk/barış" senaryoları yeni değil ama gene de ilginçti. Siyaset rahlesinde Türkiye bütçesi, 15 yıl trilyon duvarının ötesinde dolaştı.1995te katrilyon duvarını da aştı.Bu kez katrilyonları telaffuz etmeye başladık.Alıştık.Hatta müptela olduk.Ama...Artık kimse bunu "iktisadi büyüme" yemi olarak yutmadı.Krizler yaşanıyordu.Toplumda oluşan Güney Amerika muz cumhuriyetleri sendromu ve hiper enflasyon beklentilerinin ürünü olan katrilyonluk bütçeler, Türkiyeyi zehirli yosunlar gibi sarmaktaydı. Duvara karşı İşte aradan çeyrek yüzyıl geçti...TLden 6 sıfır atıldı.YTLye geçiliyor.25 yıl sonra Türkiyenin 2005 bütçesi ilk kez milyarlarla ifadeye geri dönüş yapıyor; 168 milyar YTL ile bağlanıyor.Ve gene zaman tüneline girelim...Türkiyede tek haneli enflasyonun yaşandığı son yıl 1972..."YTLde 6 sıfır atılıyor, bütçe o nedenle milyarlara indi" denebilir. Ekonomi bir yerlere gelmeseydi sıfırlar atılamazdı...Tutun ki öyle olsun.Fakat, enflasyonun tek rakamın eşiğine gerilemesi nasıl okunmalı?Gelecek yıl... Yani 2005te ilk kez yeniden tek rakamlı enflasyona dönmenin de eşiğindeyiz.Türkiye bu çizgiyi sürdürebilirse, 4-5 yıl sonra ABnin ekonomide "kutsal emirleri" olan Maastricht kriterlerini yakalayabilir.YTL sürecini kısa keserek, bu kez de ABye daha tam üye olmadan "Euro"ya geçmeyi isteyebilir.Türkiye tam üyeliği resmen almadan, fiili olarak yakalayarak, sonrasını formalite haline getirebilir mi?Çözüm budur.De jure öncesi, de facto... g.civaoglu@milliyet.com.tr Çeyrek yüzyıl sonra