Diğer kum tepeleri...

Ankara’dan İstanbul’a yansıyan “söylenti” esintilerinden “yarı başkanlık sistemi” duyumları aldım.

Yüzde 50+1’e karşı bir başka “başkanlık” formülü olarak konuşanlar hatta çalışanlar var, bu duyumlara göre.

.................

Dünkü yazımı şu satırlarla bitirmiştim:

 Ankara’da başka çalışmalar da var.

Seçim yasasında değişiklik...

Anayasa’da muhalefetin de “hayır demeyebileceği” tahminleri yapılan -parlamenter sistemi güçlendiren- “yarı başkan- lık” da konuşulmakta.                                                        

..................

Nereden çıktı şimdi bu?

“Başkanlık” ya da Anayasa’daki ifadesiyle, “Cumhurbaşkanlığı sistemi” yüzde 50+1’le seçilmeyi düzenliyor.

Bu oranın Cumhur İttifakı tarafından gerçekleşme şansı “gri bölgede.”

Ayrıca...

Tıpkı koalisyon hükümetlerinde olduğu gibi “ittifaklar yapılmasını” gerektiriyor, küçük ortak ya da ortaklarla “uzlaşma ihtiyacını” dayatıyor.

Böyle düşünenler tarafından örnek olarak “MHP Genel Bakanı Devlet Bahçeli’nin son söylemlerinden biri” gösteriliyor.

“Bakanlarda değişiklik neden olsun, daha 1 yıl önce göreve getirildiler” mesajı...

Soruluyor:

“Bakanlarını değiştirmek Cumhurbaşkanı’nın yetkisine bırakılmış münhasır bir tasarruf değil mi?”

...................

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan MHP ile birlikte Cumhur İttifakı için “mezara kadar” dediyse de misallerin çoğalabileceği “ittifak uzlaşmaları gerektiren” alanlar az değil.

Dahası, “AK Parti +MHP oylarının yüzde 50+1’i karşılamadığı” yolunda kamuoyu araştırmaları da var.

Yani...

İki partinin her alanda karbon kâğıdıyla kopyalanmış gibi görüş birliği içinde olmaları halinde bile yüzde 50+1 için yeterli olmayabileceği yeni formülleri gündeme taşımakta.

Bunların “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla ya da onun bilgisi dahilinde yapılan çalışmalar olduğunu” söylemiyorum.

Fakat...

Böyle çalışmaların yapıldığının, bir şeyler pişirilmekte olduğunun kokuları gelmekte.

....................

Başkanlık sisteminde yüzde 50+1 gerektirmeyen başkanlık sistemlerine daha önceki yazılarımda işaret etmiştim.

Şöyle ki...

 ARJANTİN:

Başkanlık seçimi iki turlu.

4 yılda bir.

Üst üste en fazla iki dönem...

Nitelikli çoğunluk... Eğer hiçbir aday geçerli oyların yüzde 45’ini alamazsa veya geçerli oyların en az yüzde 40’ını alan aday ile ikinci aday arasında yüzde 10’luk bir fark oluşmazsa, ikinci tur seçime gidilir. (Yani birinci turda oyların yüzde 45’ini alan başkan seçiliyor veya yüzde 40’ını alıyor ama kendisinden sonra gelen adaya yüzde 10 fark atmışsa gene seçilmiş oluyor. Bunlar olmazsa ikinci tura gidiliyor.)

İkinci tur seçimde basit çoğunluk esasına göre en yüksek oyu alan aday seçilmiş oluyor.

MEKSİKA:

Tek turlu seçim sistemi...

Basit çoğunluk...

Yüzde 50’nin altında oy almış bile olsa en fazla oyu alan aday seçilmiş olur.

GÜNEY KORE:

İki turlu...

Birinci tur salt çoğunluk (yüzde 50+1)...

Bu sağlanamazsa ikinci tur mecliste...

Milletvekillerinin en fazla oyunu alan aday ikinci turda başkan seçilir.   

...................

Ancak bunlar için anayasa değişikliği gerekir.

Cumhur İttifakı’nın oyları yeterli olmaz. Referandumdan da Cumhur İttifakı oylarıyla geçmesi çok riskli.

Ama...

“Parlamentonun yeniden daha fazla güçleneceği yarı başkanlık sistemi, hele cumhurbaşkanının Meclis tarafından seçilmesi” muhalefet partilerinin de desteğini alamaz mı?

Muhalefet partileri “güçlü parlamento” ve “cumhurbaşkanını Meclis’in seçmesi” gibi iki unsuru öne çıkarmıyorlar mı?

Bu arada “dar bölge seçim sistemi” getirilirse Cumhur İttifakı’nın Meclis’te temsil sayısı göreceli olarak yükselmez mi?

Tekrar ediyorum.

“Bu çalışmaların, fikir jimnastiklerinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla ya da onun bilgisi dahilinde olduğunu -kesinlikle- iddia ediyor değilim. Ama esintiler siyasette yükselen ve alçalan hava basınçlarıyla oluşan spontane olgulardır.”