Gençlik....

Önce çok değerli sanatçımız Yıldız Kenter’in kaybı nedeniyle milletçe duyulan üzüntüyü paylaştığımı belirteyim.

9. Cumhur-başkanı Süleyman Demirel’den Yıldız Kenter randevu ister.

Merhum Demirel’in yanıtı...

“Ankara’ya ayak bastığınız andan itibaren görüşmeye hazırım...”

Yıldız Hanım’ın hepimizin gönlündeki yerinin teslimidir bu cevap.

Demirel’in de bilgeliğidir.

....................

TV ekranlarında caddelere, meydanlara akan insan selleri...

Güney Amerika’dakiler bir yana, yanı başımızdaki İran ve Irak’ta hareketlenen sokaklar tedirgin edici.

Çoğunluğu gençler.

“Ekonomik sorunlar” nedeniyle masum tepkiler yakıp yıkmaya, yağmaya dönüşmüş.

Caddelerde, bulvarlarda, meydanlarda lastik yığınları ateşe verilmekte.
...................

Kaos hiçbir ülke, hiçbir millet için istenecek, temenni edilecek şey değil.

Ama...

ABD, özellikle İran’daki bu protestoları teşvik eden açıklamalar yapıyor.

“İran halkının yanındayız, destekliyoruz...”

Bu tür mesajlar “sokak hareketlerinin arkasında birilerinin olabileceği” kuşkularını doğrular nitelikte.

Irak için gerçi Washington’dan böyle “kışkırtıcı” söylemler -henüz- yok fakat göstericilerin “duyuruları” soru işaretleri çiziyor.

Irak’taki hareketlenmenin gerekçesi “Bağdat yönetiminin İran güdümüne girmiş olduğu” iddiası.

ABD’nin de bölgede İran etkisine karşı strateji uyguladığı bir gerçek değil mi?

...................

İran ve Irak’ta ateşlenen kaosta ABD’nin parmak izleri ayrı bir yazı konusu.

Türkiye’den bakarak kaygı duyulabilecek şey “sokağa dökülenlerin demografik yapısıdır.”

Yani...

Büyük çoğunluğunun “öfkeli gençler” olması.

Bunlar işsiz, ekonomik sorunlarla boğulan, 25 yaş aşağısı bir kuşak.

ABD ya da başka “gri bölgedeki ellerin” kolayca tetikleyebileceği, ateşe dönüştürebileceği “kıvılcımları taşıyorlar içlerinde.”

....................

Türkiye’de “işsizlik oranının yüzde 14’e yükseldiği, bu oran içinde gençlerin ağırlıklı olduğu” açıklandı.

Bu açıklamaya göre yaklaşık her 3 ya da 4 gençten 1’i işsiz.

Yurttaşlık bilinci ve vicdan duygularıyla üzüntülü olmamız doğaldır.

Umudunu yitirmiş, yaşadığı koşulları içine sindiremeyen gençlerin içinde kopan fırtınaları hissediyorum.

Ve...

O kuşağa sinsice patlayıcı fitilleri sızdırmak tezgâhlarının olmadığını sanmak aymazlığı nasıl da tehlikelidir bilinmeli.

....................

Kurtlar sisli havayı kollar.

Birileri “etnisite” odaklı oynadı.

Yani...

Türk-Kürt ayırımına Türkiye zaman zaman zorlandı ama üstesinden geldi.

“Mezhep” odaklı senaryolar çok yıllardır yazılıyor, sahnelenme çabalarına tanık oldum.

Acılar yaşadık fakat Türkiye bu oyuna gelmedi.

Şimdi...

Ekonomik sıkıntılara ve işsiz gençlere odaklı tezgâhlara, uçurulması olası kıvılcımlara karşı ihtiyatlı, toplum psikolojisinde hazırlıklı olmakta fayda var. Burada

istismar hedefi olan hassas damar “Suriyeli sığınmacılar.”

Türkiye bu “Güney Amerika ve Irak-İran” modasını getirme girişimlerine açık vermemeli.

Sağduyulu olmalıyız.

İç politikada “tansiyonu düşük profilli” tutmalıyız.

“Koruyucu, kucaklayıcı devlet” algısını üretmeliyiz.

Bazı “özenti” hareketlere yüz verilmemeli.

...................

Ve...

Ekonomide gençleri kazanmayı amaçlayan sosyal politikalar devreye girmeli.