Golan’daydım

Eklenme Tarihi23.03.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi23.03.2019 - 8:15
İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri’ne 1990’lı yıllarda gitmiştim.

Golan Tepeleri, aşağıda uzanan Suriye düzlüğüne hakimdir.

İsrail’in elinde kaldığı sürece hem Suriye’ye karşı doğal savunma surları gibidir hem de Suriye’yi vurmak için büyük üstünlüktür.

O zamanlar Türkiye, -Öcalan ve PKK’yı himayesinde bulunduran- Suriye’yle hasımdı.

İsrail’le ilişkileri sıcaktı.

Bu nedenle Golan Tepeleri’ndeki mevzileri, tesisleri, silah donanımlarını göstermişlerdi.

Zaman zaman Suriye düzlüğünden Golan Tepeleri’nin arkasındaki meskûn yerlere füze ateşleniyordu.

Golan Tepeleri’ndeki ileri teknoloji donanımlarla füzenin ateşlendiği yer santimi santimine 60 saniyede hesaplanıyordu.

Tesislerdeki namlular otomatik olarak tespit edilen hedefe yöneliyordu.

Ateşleme emri ise üst düzey bir subaya verilmişti.

Düğmeye basma kararı verdiği anda, aşağıdan füzeyi ateşleyenler daha uzaklaşamadan vuruluyorlardı.

Elbette daha bir dizi ileri teknoloji silah donanımıyla aşağıdaki Suriye düzlüğü kontrol ve tehdit altındaydı.

İsrail’in diğer sınırlarında da iki tel örgü arasına kırmızı toprak zemin döşenmişti, bunlarda insan ağırlığına karşı duyarlı olan sensörler tel örgüleri aşan yabancılara karşı merkezi uyarıyordu.

Gece de görüntü alabilen bu hassas elektronik gözler imajı ekranlara yansıtıyordu.

.....................

Sayfadaki fotoğraflardan birinde genç İsrail askeri aşağıdaki düzlükten ateşlenebilecek füzenin yerini anında saptayan elektronik donanımlı ve hareketli namlulara da sahip elektronik “kozmik” odada.

Sakallı rütbeli subay Golan Tepeleri’nden aşağıya ateşlenecek toplar için son kararı veren yetkili. (Adı güvenlik nedeniyle açıklanmamıştı.)

Ve... İşte ateşleme odası.

Bir fotoğrafta İsrail sınırı boyunca uzanan insan ağırlığındaki girişlere duyarlı sensörlü kırmızı toprak yol.

.....................

Golan Tepeleri’nin stratejik önemini yukarıdaki satırlarda özetle yansıttım.

Konunun siyasi ve hukuksal boyutu ise şöyle...

....................

ABD Başkanı Trump gene ortalığı karıştırdı:

“ABD’nin, 52 yıl sonra İsrail Devleti ve bölgesel istikrar için hayati stratejik ve güvenlik önemi olan Golan Tepeleri üzerinde İsrail’in egemenliğini tanıma zamanı geldi.”

Dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “açıkça karşı tavır” koydu.

“Dün ABD Başkanı Trump’ın Golan Tepeleri’yle ilgili talihsiz açıklaması bölgeyi yeni bir krizin, yeni bir gerilimin eşğine getirmiştir. Golan Tepeleri 1967’den bu yana İsrail işgali altındadır.

İsrail işgali sadece bölgedeki Arapları değil Türkmenleri de kendi topraklarından göçe zorlamıştır. Golan Tepeleri’nin işgalinin meşrulaştırılmasına asla izin vermeyiz. Veremeyiz.”

Ayrıca...

İslam İşbirliği Teşkilatı’nı da tepki vermeye çağırdı.

....................

AB de “İsrail’in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tanımadığını” açıkladı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zakharova’nın ve Arap Birliği’nin “tepki” açıklamaları da geldi.

Yani...

Trump ABD’si gene “yalnız...”

Trump için fark eder mi?

Daha önce de “ABD’nin İsrail başkenti olarak Kudüs’ü tanıyacağını” Twitter’de yazmıştı. Ortalık gene karışmıştı.

Fakat...

Trump hiç kulak asmadı.

Dediğini yaptı. ABD’nin İsrail’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşıdı.

......................

“Golan Tepeleri” için de aynı şeyi tekrarlayabilir mi?

“Golan Tepeleri’ndeki İsrail varlığını, işgalci olarak değil kazanılmış egemenlik hakkı olarak görüyoruz” diyebilir.

Fakat...

1981 tarihli BM Güvenlik Konseyi’nin “Golan Tepeleri’nin Suriye’ye ait olduğu” kararı kalıcıdır.

Hukuk gerçeğidir.

Bunu değiştiremez.

Öyle görünüyor ki Suriye’de artık masaya oturma vakti gelirken Golan Tepeleri’ni de Esad’la pazarlık ganimeti olarak düşünmekte.

Suriye’nin yeni anayasası üzerine kartlar masaya sürülürken ABD, İsrail’in güvenlik için “olmazsa olmaz” gördüğü Golan Tepeleri’ni “Şam’ın taviz hediyesine” dönüştürmek cabasında.