İki “bağımsız devlet” için iki referandum...
Biri İspanya devleti içindeki Barselona’da yapılacak.
Diğeri Kuzey Irak Kürt yönetimi tarafından...

İspanya Anayasa Mahkemesi Barselona da ilan edilen “bağımsızlık referandumunu” yasa dışı olarak karara bağladı.
İspanya merkezi devleti (Madrid) olası bir “bağımsızlık kararını tanımayacağını” açıkladı.
Referandumcular buna rağmen ısrarlılar.
Aynı süreç Erbil’deki yöneticilerin “bağımsız Kürt devleti” referandumu için de görülmekte.
Irak merkezi yönetimi (Bağdat) “referandumdan bağımsızlık kararı çıksa bile tanımayacağı, silahlı güçleriyle müdahale edebileceği” restini çekti.
.....................
Bu ikisi arasında ciddi bir fark var.
İspanya’daki “bağımsızlık referandumu” için komşu devletler, örneğin Fransa bir “olumlu ya da olumsuz” tavır koymadı.
Buna karşılık “Kürt devleti referandumuna” karşı öncelikle komşu ülkeler Türkiye ve İran kesin ve sert uyarılarla karşılar.
Bölgede ağırlığı olan Rusya da ters bakıyor.
ABD ise “referanduma değil, zamanına karşı olduğunu, ertelenmesi gerektiğini” söylüyor.
Sadece bölge ülkesi İsrail bu referandumu “destekliyor.”
“İnsan hakları, halkların geleceği için karar verme hakkı” gerekçesini öne sürmekte.
Gerçi bu bir “teorik” ve “prensip” yaklaşım olarak ilk bakışta elinin tersiyle itilir gibi görünmüyor ama aslı “Kürt halkının kendi geleceği için karar verme hakkını kabul” gibi bir evrensel yüce kuraldan çok “İsrail’in 1950’den bu yana politikasını kurduğu güvenlik stratejisi” gereğidir.
İsrail’in ilk yöneticilerinden David Ben-Gurion ve Golda Meir şöyle bir strateji çizmişlerdi.
İsrail’in komşusu Arap ülkelerini arkadan kuşatacak ya da omuzlarına çökecek Arap olmayan ülkelerle stratejik dostluklar kurulmalıdır...
1940’lı yılların sonundan itibaren günümüze kadar bu strateji uygulanmıştır.
İlk yıllarda Arap olmayan Türkiye ve İran bu tanıma uyan stratejik dostlardı.
....................
Önce...
Şah ayrıldı, Humeyni’yle başlayan Şii Mollalar yönetimindeki Şii İran artık İsrail’in değil stratejik dostu, sadece dostu bile değil.
Tam tersine, Mollalar rejimi İsrail’i haritadan silmeyi “devlet politikası olarak belirlemiş bulunuyor.”
Türkiye de o eski Türkiye değil.
F-104 uçaklarının, tanklarının İsrail’de onarıldığı, İsrail savaş jetlerinin Konya ovasında eğitim uçuşları yaptığı Türkiye çok gerilerde kaldı.
İsrail şimdilerde komşu Arapları, Arap olmayan “Kürt devletleriyle” kafa kola almak politikasını gütmekte.
Kuzey Irak’ta Kürt devleti kurarak İran’la arasına tampon koymayı hedefliyor.
Suriye’nin kuzeyinde Türkiye sınırı boyunca uzanacak bir “PYD /PKK Kürt Koridor Devleti” planı da hem Arap Suriye, hem olası Arap Sünni yeni bir devleti üzerine bir Kürt koridorunun tehdidini yüklemek.
.......................
Böyle bir manzarada Barzani’nin referandumu için şans nedir?
Hem Türkiye, hem İran, hem güneyden Irak nefes borusunu, atar damarlarını keserse nasıl yaşar?
1950’de kurulan ve aynı yıl silinen tek Kürt devleti “Mahabad Cumhuriyeti” kaderini ne yapacak da paylaşmayacak?
Göreceğiz.