Megafonu Twitter

Trump, Twitter için “Benim megafonum” demişti.

Yeni okudum.

Meğer “Twitter’in Ernest Hemingway’i olduğunu” da söylemiş.

“Tek bir Twitter mesajında kullanılabilecek karakter sayısının 140’tan 280’e çıkarıldığını” duyduğunda böyle demiş.

Hemingway savaş muhabiri bir gazeteci /roman yazarıydı.

Trump’a da “Tek bir tweet mesajıyla savaş çıkarabilir” gözüyle hatta kaygısıyla bakılıyor.

.......................

ABD ile İran arasındaki gerilim bütün bölge için “yayılma tehdididir.”

ABD Başkanı Trump “İran’ı yok etmekten” söz ediyor.

Rakibi Clinton Trump için “Bir tweet’le kışkırtabileceğiniz bir adam, nükleer silahları vermekte güvenebileceğiniz adam değildir.”

Obama’nın eski Savunma Bakan Yardımcısı Colin Kahl da şöyle bir tweet atmıştı:

“İnsanlar, kimseden izin almadan milyonları öldürebilecek bir adamın zihinsel dengesizliğini düşünerek çıldırıyorlar.”

.......................

Bunlar kısa süre önce ABD’nin Kuzey Kore ile savaş eşiğine geldiği dönemden hatırlatmalar.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un yılbaşı günü konuşmasına şöyle başlamıştı:

“Ofisimdeki masamın üstünde bir nükleer düğmemin olması sadece bir tehdit değil, aynı zamanda bir gerçekliktir. Birleşik Devlet ana yurdunun tamamı bizim nükleer saldırı menzilimizdedir.”

Bunun üzerine Trump Twitter’den meydan okudu.

“Lütfen onun tükenmiş ve yiyecek açlığı çeken rejiminden biri ona benim de bir nükleer düğmem olduğunu, hem de onunkinden çok daha büyük ve güçlü olduğunu ve benim düğmemin çalıştığını söylesin.”

Trump “Benim düğmem çalışıyor, seninki çalışmayabilir” imasıyla bir “zaaf” işareti yapıyordu.

Çünkü son 6 yılda Kim Jong-Un’un 86 füze testinin 18’i başarısız olmuştu.

Ancak...

ABD kamuoyunda müthiş bir tedirginlik yaşanıyordu.

“Masanın üzerindeki nükleer silah düğmesi...”

Washington Post gazetesi ertesi günün baskısını beklemeden hemen Twitter hesabından açıklamaya girişti:

“Bir düğme falan yok...”

.......................

Bir düğme yok ama bir adamın ağzından çıkacak tek kelime de aynı şey; “lafzi düğme...”

“İran’a karşı üç noktadan bombardıman emrini verdiğini ve 10 dakika kala vazgeçtiğini, emri geri aldığını” daha birkaç gün önce Trump açıklamış değil mi?

.......................

Stanley Kubrick’in yönettiği 1964 tarihli “Yanlış adam yanlış düğmeye basarsa ne olur?” (Dr. Strangelove) konulu Amerikan filmi sanki 2000’li yılların ilk çeyreğindeki ABD Başkanı Trump’ı öngörmüş gibi yorumlar yapılmakta.

Trump “İran’ı vurduğumuzda kaç kişi ölür?” diye sorduğunu, “150 dolaylarında” cevabını alınca “harekâtı durdur emri verdiğini” açıkladı.

Yani...

Bu çapta bir harekâtın vereceği insan kaybı sayısı son 10 dakikada mı akla gelir?

Çok daha yüksek sayıda insan kaybına neden olabilecek bir harekâttan geri dönmek için Başkan Trump acaba gene son dakikalarda mı “Kaç kişi ölür?” sorusunu hatırlar?

Ya da unutur mu?

Yoksa önündeki telefonun ekranına eğilerek, “mesaj yazmaya başlamış” mı olur?