Önce Büyükçekmece

YSK’nın önündeki “birinci aşama” AK Parti başvurusu “Büyük-çekmece...”

Büyükçekmece’de “yeniden seçim yapılırsa” büyükşehir adayı Binali Yıldırım’ın aradaki 13-14 bin oy farkını kapatabileceği beklentisi var AK Parti karargâhında.

Bu arada 57 sandıkta yeniden sayımla ve yeniden sayım yapılmakta olan Maltepe gibi ilçelerde de alınacak son sonuçlarla zaten farkın daha da azalması bir diğer beklenti.

Böylece...

Binali Yıldırım’ın belediye başkanı olmasını sağlanabilir mi?

İktidarın olasılık hesapları bu doğrultuda.

Böylece İstanbul’un genelinde yeniden seçim yapılmasının üretebileceği bazı sakıncalar yaşanmaz.

Sadece tek bir ilçede seçimlerin yenilenmesiyle, siyasetten ekonomiye etkiler minimumda kalır.

Büyükçekmece’de çok sıkı ve kapsamlı “tarama” bu açıdan da yorumlanabilir.

YSK’nın bugün yarın vereceği karar sisleri dağıtır.

Nihayetinde büyük dalgalanmalar oluşmadan tek bir ilçede seçim yenilenmesi yeni nesil “mikro şirürji” denilen nokta operasyondur.

Ama...

Eski nesil büyük operasyonla alınabilecek sonucun aynısıdır.

Sanırım...

Bakış açısı böyle.

.........................

İstanbul Büyükşehir için bütün ili kapsayan “tam kanunsuzluk” olağanüstü itirazının -şimdilik- yedekte tutulması bu sistematik içinde görülebilir.

Elde tutulan ikinci ve büyük “joker...”

Büyükçekmece seyir defterine göre gerekli görülürse masaya o kart da kullanılmaya hazır tutulur.

........................

Ya Ekrem İmamoğlu’na “mazbatasının verilmesi?”

Bu konu yukarıda yazdıklarımın satır aralarında...

Karar YSK’nın.

......................

Nefesler tutuldu.

Duyarlı bekleyiş
moduna
girilmiş bulunuluyor.

.....................

Burada bir özel not düşmekte fayda var.

Ekrem İmamoğlu ince ayarlı, gerilime ve sert polemiklere girmeyen, güler yüzlü, üslubu ılımlı bir seçim kampanyası yürüttü.

Kucaklayıcı olmaya özen gösterdi.

Aldığı oylarda bu çizdiği olumlu profilin katkısı yadsınamaz.

Ancak...

3 medya kuruluşunun sahibi “aileleri” isimleriyle “hedef aldığı izlenimlerine ve yorumlarına” açık “talihsiz” söylemleri soru işaretleri çizdi.

Ekrem İmamoğlu bazı kuruluşların ekranlarında yer almadığını ya da yeterince yer almadığını düşünebilir. Her kanalın kendi haber değerlendirme özgürlüğü olmakla beraber, muhalefet adayı kimliğiyle haklı da olabilir.

Zaman zaman İmamoğlu açıklamaları sadece az sayıda kanalda görüldü.

Ama...

“Eleştiri adresi” bu medya kuruluşları olmalıdır, onların sahibi aileler değil.

O aileler günlük yaşamın içindeler.

Şu duyarlı, hatta gergin günlerde, saplantılı, olaylara, siyaset polemiklerine kendini kaptırmış dengesiz kimilerine karşı korumasız, korunmasız ve siyasetin dışındalar.

“Aile ismi” vermenin hem de bunu yayın organlarında yapmanın potansiyel risklerini hesaplamanın, öngörmenin bilinci önemlidir.

Sayın İmamoğlu’nun da böyle bir kastının olmadığına inanmak istemekle beraber, hassasiyet gereğinin altını çizmekte fayda var.

İster iktidardan, ister muhalefetten olsun, bu hassasiyet genel beklentidir.