‘Pembe’den ‘gri’ye...

KİTABIN adı “TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?” (*)
Yazarı AB’nin 5 yıl süreyle Türkiye büyükelçiliğini yapan Marc Pierini...
Bakınız “Avrupalı bir gözlemcinin notları” neler?
........................
Hollanda’dan parlamenter, İtalya’dan bankacı, Fransa’dan siyasetçi ya da herhangi bir ülkeden gazeteci olsunlar, Avrupa ülkelerinin büyükelçilerinin bana yönlendirdikleri ziyaretçilerin ağzından kaç kez aynı cümleyi duydum:
“İnanılmaz! Bu ülkenin bu kadar modern olduğunu tahmin etmiyordum!”
........................
Batı Avrupa’dan gelen birinin dikkatini ilk çeken şey büyük kentlerdeki hizmetlerin olağanüstü kalitesi oluyor.
İçme suyu mu lazım?
Bir telefon, suyunuz 20 dakikada geliyor! (20 litrelik pompalı damacanayla birlikte)
Tesisatçıya mı ya da elektrikçiye mi ihtiyacınız var?
En fazla iki saat içinde sizde olur.
Nakit para mı gerekiyor?
Hemen hemen her yerde ATM makineleri var.
Tüm bankaların makineleri yan yana dizilmiş bekliyor.
Anakara’da hesabımın bulunduğu bankanın internet şubesi, Brüksel’deki bankamınkinden çok daha hızlı ve pratik.
Akşam geç saatte, haftanın 7 günü saç kestirmek, ayakkabı satın almak...
Her şey mümkün ve hiç beklemeden.
........................
5 yılda pek çok yerde otoyol ağlarının beliriverdiğini gördüm.
Yerden havaalanları fışkırdı.
Onlarca kente doğalgaz bağlandı, hızlı tren hattı tamamlandı.
THY Genel Müdürü gururla tüm havayolu şirketleri içinde kendi şirketinin en fazla ülkeye uçan havayolu haline geldiğini söylüyor: “Tam olarak 80 ülke, 203 nokta ve günde ortalama bin sefer.”
İç uçuşlarda bir başka ağ kurmuş.
Tarife politikası “otobüslerle rekabet etmek.”
........................
Paranın gücü artık toplumsal aidiyetlere bağlı değil, yeni para adeta kimilerinin eski toplumsal hiyerarşi karşısındaki rövanşı gibi ortaya çıkıyor, kendini sergiliyor, caka satıyor.
Ve elbette, Orta Anadolu’dan gelen “yeni para” muhafazakâr iktidarı destekliyor.
Oturduğum binada aynı aşiretten 3 ailenin 8 lüks aracını park ettiği garajda bunun bir örneğini görüyorum.
Bu yeni zenginlerin gösterişinin sınırı yok.
“Anadolu Kaplanları”ndan birinin şoförü benimkine “patronunun Porsche 911’inden ayrıldığını” anlatıyor. (Aslında arabayı yeğenine verdiğini öğreniyoruz sonradan.)
Şoförüm soruyor: “Krizin etkisi mi?”
Cevap: “Hayır, bir Aston Martin aldı.”
Birkaç ay sonra bu kişinin kardeşi de herhalde altta kalmamak için kendi Porsche 911’ini bir Ferrari ile değiştirecek.
Kayseri’de tanıştığım mobilya ve yatak imal eden büyük grubun sahibi havalimanında bir hangar yaptırmış.
İçinde şirketin 2 uçağını bulunduruyormuş.
İşte yeni bir “kast” doğuyor!
........................
Today’s Zaman’dan bir yazı başlığı:
“Küçülen ABD büyüyen Türkiye’nin yeri.”
Şu görüş ileri sürülmekte:
“Bugün Türkiye’nin üyeliğine sıcak bakmayan bu AB’nin, yakın gelecekte karşısında egemenliğini kısmen dahi Brüksel’e bırakmaya yanaşmayacak bir Türkiye bulması olasıdır.”
........................
Araya başka bir konu girmezse büyükelçinin “siyasal” ve “sosyal” gözlemlerini de yarın yazacağım.
Pembeden griye satırlar... Ve mizah...
(*) Doğan Kitap - Ocak 2014