Robot Sofia parçalandı mı?

YAZIYA “kara mizah”la başlayayım.

Adı Sofia.

Pasaportu olan ilk robottu.

Suudiler vatandaşlık vermişti.

Türkiye’ye gelmişti.

Ayşe Arman onunla röportaj bile yapmıştı.

Epeydir sesi soluğu çıkmıyor.

İnsanın aklına kötü şeyler geliyor.

“Sofia, bir ses ver; yekpare (bütün halinde) misin?”

Savaş Özbey’in satırları bunlar.

“Cemal Kaşıkçı’nın parçalara ayırılarak yok edildiği” yolundaki haberler ve yorumlar sonrası Suudi Arabistan medeniyeti (!!) için müthiş bir kara mizah.

....................

Aslında...

Cemal Kaşıkçı olayı, insanlık dışı, insanlık adına utanç verici ve bir devlet skandalını ortaya koyan bir skandal, bir rezalet.

Ama...

Çok da karışık.

Şöyle ki...

- Cemal Kaşıkçı’nın Suudi devlet istihbaratında bir süre görev yaptığı yazıldı.

“Çok şey biliyordu, ortadan kaldırılmalıydı” yorumları yapılmakta.

Olabilir ama istihbaratçılık da yapmış cin gibi Cemal Kaşıkçı nasıl da bu oyuna geldi?

Ayrıca...

Cemal Kaşıkçı, MbS’ye (ABD basını Muhammed bin Selman’ın adını böyle kısaltmış) düşman /hasım kraliyet ailesinden prenslere çok yakın.

ABD’nin saygın gazetesi Washington Post’ta “Kral’a ve Veliaht Prens MbS’ye karşıt” yazılarıyla hanedanın tepki odağı.

Bu nedenle de “ortadan kaldırılması” için “infaz” kararı alınmış olabilir.

Ama...

Bunun yeri İstanbul Başkonsolosluğu mu olmalıydı?

MbS’nin en yakın korumalarını “infaz timi” olarak ve Suudi Arabistan devlet adli tıbbı uzmanını da delilleri yok etmek için “temizlikçi timinin başında” özel uçaklarla İstanbul Başkonsolosluğu’na göndererek mi yapılmalıydı bu?

Sokakta, otelde, parkta, herhangi bir kuytuda profesyonel bir “infazcı” Cemal Kaşıkçı’nın işini bitirebilirdi.

Dünyada böyle kirli işlerde devletlerin kullandığı “kiralık katiller, infaz mafyaları” var.

Neden onlar değil de, “kör parmağım gözüne” dercesine Suudi Arabistan devlet memurlarının, tetikçilerinin, adli tıp uzmanlarının gönderilerek ve de İstanbul Başkonsolosluğu infaz mahalli seçilerek böyle bir cinayet organizasyonu?

.......................

Tutun ki bazı yorumlarda yer aldığı gibi “Suudi Arabistan, Türkiye’ye bu cinayetle bir mesaj vermek istemiş olsun...”

Suudi Arabistan kendini bütün dünya önünde müşkül duruma bırakacak başlıca dayanağı/hamisi Trump’ı bile aleyhte konuşmaya mecbur edecek, MbS’nin durumunu tehlikeye atacak böyle “akıl tutulması” bir cinayetle mi mesaj verilmiştir?

Zaten Suudi Arabistan’dan Türkiye’ye karşı mesajlar havada uçuşuyor.

Birkaç örneği dün Hürriyet’te Sedat Ergin yazdı.

Özetle, “Türkiye’nin Mısır Devlet Başkanı Sisi’ye karşı tavrını eleştiren söylemler.”

Ayrıca Suudi Arabistan Veliaht Prensi MbS’nin “Türkiye-İran-Katar’ı ‘şer üçgeni’ diye nitelemesi...” (Ergin şu kaydı da düşmüş: “Sonrasında Suudi Arabistan Ankara Büyükelçiliği medya sözcüsü bir yazılı açıklama yapmış ve bu ifadeyle Müslüman Kardeşler ve radikal grupların kastedildiği yolunda bir tevilde bulunmuştu.”)

Dahası, PKK/PYD’ye 100 milyon dolarlık Suudi yardımı... (Üstelik Kaşıkçı cinayetinden hemen sonra.)

.......................

Bütün bunlardan sonra bu “akla zarar cinayet organizasyonunun” Veliaht Prens MbS tarafından değil, onun ayağını kaydırmak için hasımları tarafından yaptırılmış olması ihtimaline de işaret etmekte fayda var.

Zaten -MbS’yi kurtarmak için bir günah keçisi operasyonu değilse- bir sorumlu bulunmuş gibi.

BBC’nin, New York Times gazetesini kaynak göstererek verdiği habere göre, o kişi Veliaht Pren MbS’nin danışmanı General Ahmed el Assiri...

Henüz resmi açıklama yapılmadı ama eli kulağında.

Bu durumda “cinayetin beyni” mi, “beyinsizi” mi?