İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun şu sözleri düşündürücü...
“Sabahları evden oğlumun ve kızımın öldürüleceğini düşünerek çıkıyorum.

Buna alıştırıyorum kendimi...
Kızımın etrafından üç kere DHKP-C’li teröristler alındı.”
Türkiye’nin iç güvenliğinden sorumlu Bakan Soylu’yu biz sadece TV ekranlarında, gazete sayfalarında “resmi sıfatıyla” görürüz.
Bir de “eş ve baba” olarak Süleyman Soylu gerçeğini hatırlattı sözleri.
Bir babanın her sabah evden çıkarken ailesi için -Allah korusun- “teröristler tarafından öldürülmeleri” kaygısını yüreğinde kor gibi hissetmesi katlanılması çok zor bir durum.
Hatta...
O söylememiş ama kaygısını hissedebiliyorum -bir kere daha Allah korusun- “kaçırılarak rehin alınmaları” gibi bir kahredici ihtimalin beynini kemirmesini düşünün.
................................
Türkiye, ne yazık ki terör örgütlerinin her çeşidine açık hale geldi/getirildi.
Gerçi...
Sadece Türkiye’nin değil bütün dünyada çoğu ülkenin, en güvenli sanılan Batı demokrasilerinin bile terör eylemlerine sahne olduğu bir çağdayız.
Ama...
Türkiye daha da “potansiyel tehlike...”
Çünkü...
Batı’nın -hiç bu işlerin içinde olmaması gereken, insan hakları öncüsü- ileri demokrasi ülkeleri bile “Türkiye’yi sıkıştırmayı hedefleyen” tezgâhlar için terör örgütlerini donatıyor, eğitiyor, kullanıyor.
Türkiye’de “askeri darbeye” bile kalkışmaları yolunun taşlarını döşüyor. 
Sırf Türkiye’de “büyük panik” ve “psikolojik çöküntü” yaratmak için “ses getirecek” mega eylemlerde parmak izleri olabilir.
Ya da...
Başta PKK veya “taşeron” olarak kullanabileceği diğer terör örgütleri de zaten tüm tezgâhların içinde.
.................................
Bakan Süleyman Soylu, “evladının etrafında üç DHKP-C’linin alındığını” söylüyor.
Kim bilir hangi “tepe siyasetçilerin” yakınları veya kendileri için “suikast timleri” açığa çıkarılmıştır.
Bunların dile getirilmediğini biliyoruz.
Kamuoyunu tedirgin etmekten -haklı olarak- kaçınılıyor.
Süleyman Soylu’nun da -belki- “açığa çıkarılan karanlık infaz planlarından sadece birini söylediğini” düşünüyorum...
Yaptığı görevin ağırlığı ötesinde fedakârlığın ve duygu dünyasının da anlaşılmasında yararlı olmuştur.
Sorumsuzca ve durumun, mücadelenin vahametinin derinliğine inmeden yapılan eleştiriler için keşke bir “düşünce motivasyonu” üretse.
Her evlat sahibi ana babanın, kendi çocuklarının da bugünü ve yarını için “terörle mücadele” misyonunu yüklenenlerin neler pahasına görev yaptıklarını gene “terör tehdidi altındaki evlatlar” örneğiyle daha iyi ve yakından hissetmelerine hizmet etmiştir Soylu’nun söylemi...
Etiketler