AKM bir “bitmeyen senfoniydi.”
10 yıldır sürüncemede kaldı.
Direnişler, hukuk mücadeleleri, kamuoyu direnci...
Nihayet sona gelindi.
Bir anlamda “yeni başlangıca...”

...................
Proje “olumlu” not aldı.
Bunda projenin kendisi kadar, psikolojik algı da önemli.
Bugünkü haliyle AKM’nin mimarı olan “Hayati Tabanlıoğlu’ydu”, yeni proje de Hayati Tabanlıoğlu’nun kurucusu olduğu “Tabanlıoğlu Mimarlık” imzalı.
Başında da oğlu Murat Tabanlıoğlu var. (*)
Muhalifler bile olumlu etkilendi. Bakınız neden?
....................
Hayati Tabanlıoğlu İTÜ’den mezun olan genç bir mimar.
Almanya’ya gidip doktora yapıyor.
Doktora konusu “tiyatro ve opera projeleri...”
1960’lı ilk yıllarda Türkiye’ye döndüğünde İstanbul Taksim’de yapılmakta olan “İstanbul Kültür Sarayı” işinin başına geçmeyi kabul ediyor.
O sırada ortada sadece bir kaba inşaat var.
Fransız mimar August Peret’nin projesi.
Hayati Tabanlıoğlu fazla değişiklik yapmadan binayı tamamlıyor.
1968’de açılış yapılıyor.
.....................
Ve...
Aradan sadece 1 yıl geçiyor.
Binanın salonunda Arthur Miller’in “Cadı Kazanı” oynanırken terör eylemcileri tarafından kundaklanıyor, yanıyor.
Yaşı müsait olanlar nasıl bir kıyamet koptuğunu hatırlar.
1970’lerde Hayati Tabanlıoğlu’ndan “binayı yeniden yapması” isteniyor.
Şekil hemen hemen aynı bırakılarak ama salonun içinde ve şeklinde ciddi değişiklikler yapılarak Hayati Tabanlıoğlu tarafından projesi hayata geçiriliyor. 
Yani bugünkü hali.
.....................
Sonrası, yakın tarih.
Biliniyor.
AKM’nin yerine çok daha büyük ve işlevsel bir projenin yapılması gündeme geliyor.
2009’da “İstanbul Kültür Başkenti” kapsamında Murat Tabanlıoğlu’ndan bir proje istiyor.
Fakat proje itirazlarla engelleniyor.
Sonra Ertuğrul Günay’ın bakanlığı zamanında gene Murat Tabanlıoğlu’ndan “soft proje” yani “eskisini pek de değiştirmeyen çizimler” isteniyor.
O da durduruluyor.
Ardından Nabi Avcı’nın Kültür Bakanlığı sırasında gene Tabanlıoğlu Mimarlık’a “büyük ve yeni” proje ısmarlanıyor.
Ciddi çalışmalar sonucu ortaya çıkan proje Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunuluyor. Birkaç rötuşla kabul ediliyor.
....................
Ana binanın dış cephe görüntüsü aynı kalmakla beraber içini gösteren şeffaflık önemli bir yenilik.
İçeride değerli Rus Fabelge yumurtalarını andıran kırmızı ve devasa boyutta bir kubbe... Kubbenin içi 2500 kişilik opera ve konser salonu.
Salondaki gösteri binanın önündeki cam cepheye canlı olarak yansıtılıyor ve elbette müziği de.
Ana binanın arkasında Boğaz’a ve köprülere bakan çok güzel manzaralı bir restorana özel asansörle çıkıldı.
Şimdi otopark olan alan da yapılanıyor. 
Sanat galerileri, oda tiyatrosu, design shop, opera cafe’si ve restoranı, hepsinde ortak tema kültür.
Ve...
İTÜ, eski Sheraton Otel ve Atatürk Kütüphanesi’nin bulunduğu üçgenden başlayarak AKM’ye uzanacak “Kültür Yolu.”
365 gün açık olacak bu yolda tiyatrolar, kafeler, galeriler.
.....................
İstanbul’a önemli bir kazanım.
.....................
(*) Murat Tabanlıoğlu’nun diğer ortağı mimar Melkan Gürsel ve elbette bu eserin diğer müellifi.