Zembereklerinden boşanmış Türkiye ve dünya siyasetine 1 gün ara.
Bugün futbol...
Süper Lig’in ilk 4 sırasındaki “büyüklerden” Başakşehir, Fenerbahçe ve Beşiktaş haftayı galibiyetlerle bitirdi.

Fenerbahçe ve Beşiktaş fark yaptı.
Beşiktaş, bir iddialı Avrupa takımı gibi oynadı.
.....................
Takımım Galatasaray ise -ne yazık ki- döküldü.
3-0’lık yenilgi için bir “duygu tanımı” yapmak istemiyorum.
Ama...
Bunun böyle gitmeyeceği de ortadaki apaçık gerçek.
Bir tahlil, teşhis ve kesin müdahale zamanıdır.
Henüz “ikincilik” durumundayken “kurtarılmak” umudu hâlâ var.
Tıbbın altın kuralıdır.
“Erken teşhis, hayat kurtarır...”
Oyalanmakla, ertelemelerle sadece kayıp için mesafe alınır.
.......................
Ligin başlarında Galatasaray puanlar topladı, zirveye yerleşti.
Hem de fark atarak.
Bu yaz derlenen/devşirilen ve çoğu da “iyi sayılabilecek” futbolcularla oluşturulmasına rağmen başarılı oldu.
Ancak...
Zirveye çıkışta, diğer takımların -sezon başı olması nedeniyle- henüz oturmamış olmalarının da “etkisi yoktu” denemez.
Beşiktaş “Avrupa Şampiyon Kulüpler” maçları için iki boyutta mücadele ediyordu.
Yaz tatilinden çıkışta bu zorlu mücadeleye tam hazır değildi.
Fenerbahçe de Aykut Kocaman ekseninde problemler yaşadı ve yeni yeni kendini buldu.
Başakşehir ise zaten Galatasaray’ın ensesindeydi.
Artık 3’ü de futbol kişiliklerini ve formlarını buldu.
Sadece Galatasaray “tekliyor.”
Vites düşürdü...
Tudor, diri, başarıya aç, ısıran, agresif futbol oynatmak istedi.
Bunun zaman zaman örnekleri görüldüyse de genelde değil.
Tudor “büyük kulüp” hocası olmaya çok erken geçiş yapmanın deneyimsizliğini yaşıyor ve yaşatıyor.
Bir sürü istikrarsızlığı, her maçta değişik oyun düzeni, maç içindeki müdahalelerindeki isabetsizliği vs. uzun uzun anlatmaya gerek görmüyorum.
........................
Bir diğer sorun, takımın neredeyse tamamının yabancılardan oluşması.
Türk futbolcuların da çoğunun “lejyoner” diye anılan, Avrupa’dan “derlenenler” olması “kolektif ruh” eksikliğinin bir ayağı.
Diğer ayak ise “hocanın” da “yabancı” olması.
Bildiğimiz “Geleneksel Galatasaraylı ruhu var” kim diyebilir?
“Derbi maçı” Galatasaraylı için “çok özeldir.”
Ne var ki bu takımda o geleneği bilen de yok, anlatabilen de yok.
Heyecanını da hissedemiyorlar.
.......................
Bu saatten sonra yeni bir takım kurulamayacağına göre, tek yapılacak şey “hocayı değiştirmektir.”
Hem de hiç gecikmeden.
Üstelik...
Galatasaray’ın şansı Fatih Hoca’nın müsait konumu...
Gerçi Fatih Hoca’yı tribünlerin bir kısmı kırdı.
Her şeyini bu takıma, bu kulübe vermiş Türkiye futbol tarihinin en büyük başarılarını yaşatmış böyle bir hocaya...
Kimi Galatasaraylı dostlara göre “Fatih Terim kırgınlığı nedeniyle dönmeyebilir.”
Öyle düşünmüyorum.
Fatih Hoca öylesine “damardan” Cimbomludur ki bütün fedakârlığı yapar.
Yeter ki...
“Galatasaray’ın ona ihtiyacı olduğuna, Galatasaraylıların yürekten istediğine” inansın.
Galatasaray yönetiminin “zamanı zamana bırakmadan” operasyonu yapması zamanıdır.
Etiketler