Gürkan Akgüneş

Gürkan Akgüneş

gurkan.akgunes@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Yapılan araştırma ABD’de satılan yulaf bazlı hazır kahvaltı yiyeceklerinin yüzde 70’inin, tolere edilebilir limitin üzerinde “glifosat” içerdiğini ortaya koyuyor.

Tarım zehirleri, gıdamızdaki en önemli tehdit. Çiftçilerin tarlada uyguladığı pestisitler, maalesef gıda yoluyla bize kadar ulaşıyor. Her öğünde birbirinden farklı çok sayıda pestisite maruz kalıyoruz. Bundan kaçmak da gün geçtikçe zorlaşıyor. Çünkü temel besin maddeleri kirlendi. İşte ABD’de yapılan bir araştırma.

KAHVALTI GEVREĞİNDEKİ TEHLİKE

Araştırma, ABD’de satılan yulaf bazlı hazır kahvaltı yiyeceklerinin yüzde 70’inin, tolere edilebilir limitin üzerinde “glifosat” içerdiğini ortaya koyuyor. Analiz edilen ürünler çok uluslu markaların ürettiği, kahvaltılık gevrek ve granola barlar. Laboratuvarda 11 markanın 19 ürünü test edilmiş ve ürünlerin tümünde glifosat kalıntısı saptanmış. Saptananların 13’ünde glifosat yoğunluğu, Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği tolere edilebilir limitin üzerinde. Limiti 5-6 kat aşan örnekler var. Tehlikenin boyutunu görebiliyor musunuz? Zira yulaf, en temel tahıllardan biri. Yüzlerce işlenmiş gıdada kullanılıyor. Görülüyor ki, temel besin maddesi pestistle kirlendiğinde son üründe de zehirden kaçış mümkün değil.

Haberin Devamı

Çocuklar daha savunmasız

İşin en acı yanı da, araştırmanın okul çocuklarının gıdalarına yönelik bir proje kapsamında gerçekleştirilmiş olması. Çalışmayı yapan Çevre Sağlığı Merkezi (CEH), çocukların hormonal sistemlerinin toksik kimyasallara karşı daha hassas olduğunu özellikle vurgulamış. CEH’in raporunda, glifosatın endokrin bozucu etkisine değinerek tolere edilebilir dozun çocuklar için yeniden belirlenmesi gerektiği çağrısı var. Çünkü bilimsel araştırmalar, gelişmekte olan organların hormonal değişikliklere karşı daha savunmasız olduğunu ortaya koymakta.

Tabii bu köşede epey bahsetsek de glifosatın nasıl bir zehir olduğunu hatırlatmakta fayda var. Glifosat, ot öldüren bir kimsayal. Kullananlar, uygulandığı alanda birkaç yıl boyunca tek bir otun dahi bitmediğini belirtiyor. Ağırlıklı olarak genetiği değiştirilmiş mısır ve soya üretiminde kullanılıyor. Bu etken maddeyle piyasaya sürülen Roundup ve Ranger Pro adlı pestisitler tüm dünyada ve Türkiye’de satışta. Roundup, kulağınıza yabancı gelmeyebilir. Üreticisi Monsanto, geçtiğimiz yıl Kaliforniya’da bir çiftçinin kanser olmasına neden olduğu gerekçesiyle rekor tazminat cezasına çarptırılmıştı. Birkaç ay önce de glifosat ve Monsanto, Avrupa Birliği’nin gündemindeydi. Birlik, glifosatı yasaklamayı tartıştı. Sonunda da kullanımına 5 yıl süreyle izin çıktı.

Haberin Devamı

Türkiye hangi noktada?

Glifosatın küresel ölçekte hedefte olmasının başlıca nedeni, Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu’nun bu kimyasalı “muhtemel kanserojen” olarak nitelendirmesi. Yakın zamanda ABD Çevre Koruma Ajansı ise glifosatın kanserojen risk taşımadığını açıkladı. Ancak daha önceki bilimsel çalışmalar glifosatı, endokrin bozucu olarak sınıflandırmıştı. Ayrıca Parkinson, Alzheimer ve Crohn hastalığıyla da ilişkilendiriliyor.

Peki Türkiye hangi noktada? GDO’lu üretimin olmaması Türkiye için riski minimize ediyor. Ama tarımda binlerce ton glifosat kullanıldığı biliniyor. Bir de CEH’in araştırmasında yer alan bazı markaların Türkiye’ye de ithal edildiğini belirtelim.