ABD’nin gözünden dünya

ABD Genelkurmay başkanı Joseph Dunford geçen hafta hayli kapsamlı bir konuşma ile ülkesinin dünyaya nasıl asker perspektifi ile baktığına dair ipuçları verdi.

Elbette bir genelkurmay başkanı ülkesinin askeri değerlendirmelerini olduğu gibi açıklamaz; sadece bilinmesini istediklerini ifade eder. Ama bu bile o ülkenin dünyaya bakış açısını göstermeye yeter. Kim düşmandır, kim dosttur? Ne gibi “ulusal çıkarları” vardır? Bunları bir genelkurmay başkanının ağzından duymak, her zaman öğretici oluyor.

Orgeneral Dunford, Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nde (CSIS) yaptığı konuşmada, Kuzey Suriye’de ABD’nin ulusal çıkarlarını korumak için 50-60 bin “asker” eğitmeye ihtiyaçları olduğunu söyledi. Orgeneral, çıkarları tek tek sıralamadı ve sadece “İslami şiddetli aşırılık” (Islamic violent extremism) ile mücadeleyi zikretti. Daha sonra bu kavramı açıklarken, “DAEŞ, El Kaide ve diğer gruplar” demekle yetindi.

El Kaide değilse bile DAEŞ, Suriye’de ABD için daima çok kullanışlı bir “ulusal çıkar” ögesi olmuştur.  ABD iç siyaseti icabı, bitmesi gerektiği zamanlarda bitivermiş, ama Suriye’de PKK türevlerine (YPG, PYD, SDG) destek verileceği zamanlarda ihtiyaç olduğunda yeniden ortaya çıkıvermiştir. Fakat genelkurmay başkanının işaret ettiği üzere, Türkiye’nin hem de garantili şekilde bir daha ortaya çıkmamak üzere kökünü birkaç ayda kurutabileceği bu “nesne” hala ABD genelkurmay başkanının konuşmasında, Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore ile aynı sırada, “ABD’nin stratejik düşmanları” arasında sayılıyor.

ABD genelkurmay başkanı eğer âlemi enayi sanmıyorsa, en azından bir kere Türkiye’ye, “Peki hadi gelin görelim; yok edin şu İslami şiddet aşırılarını!” demesi gerekmez mi? 50-60 bin kişilik güç (50 mi? 60 mı? Aradaki fark, herhalde orgeneral rütbesindeki bir askerin küçümseyeceği bir yuvarlama hatası olamaz) kurmak, eğitmek ve sürdürmek, hele hele bu gücün önemli bir bölümünün bölgedeki en büyük müttefikin, Türkiye’nin terörist ilan ettiği insanlar ise, nasıl mümkün olacaktır. Bunun gerçekleşmeyecek bir ütopya olduğu, Dunford’ın altı yılda henüz bunun ancak yarısını sağladıklarını itiraf etmesinden bellidir.

Yeniden dirilmesi muhtemel DAEŞ ve bir anda oluşması ihtimali bulunan El Kaide kaç kişilik terör örgütleridir ki, ABD kendi 7 bin kişilik kuvvetine ek olarak 60 bin kişilik ordu oluşturmak gerektiğini düşünmektedir.

Org. Dunford eğer gerçekten CSIS’teki dinleyicileri veya daha sonra bu konuşmayı okuyacak olan insanları enayi sanmıyorsa, bu sözleri söylememeliydi. Biz ve herkes, amacın burada bir Kuzey ve Doğu Suriye Şeyi oluşturmak olduğunu anlamış olmalı. Nitekim kendisi de konuşmasının bu bölümünde hemen Suriye ilgili siyasal sürece işaret ederek, Rusya ve Suriye hükumetlerinin çabasına işaret etti. (Ardından rüşvet-i kelam niteliğinde bir “Türkiye’nin kaygılarını anlama” cümlesini de ihmal etmedi.)

Türkiye’nin kaygısı bu “şey”in bağımsız bir devlete dönüşmesidir. Ama görünen o ki, Türkiye’den başka bu konuda kaygılanan da yoktur.

Putin ve Esad acaba neredeler?