Kral! Gözümüz sende!

Ramazan’da şeytanların eli kolu bağlanır denir ya! O hesap, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman işe karıştırılmadığı zaman, ne kadar yaşlı ve hasta olursa olsun, Kral Salman bin Abdülaziz doğru kararlar verebiliyor. Örnek: Katar Emiri Muhammed bin Sani’nin Mekke Konferansı’na bizzat Kral Salman tarafından davet edilmesi ve Kral’ın bu konferansta yaptığı konuşma.

Suudi Arabistan İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) dönem başkanlığını Türkiye’den devir aldı. Suudilerin ve bütün üyelerin bilmesi gereken, İİT’nin Türkiye’nin başkanlığından sonra aynı kurum olmadığıdır. Türkiye, ABD’nin işgal altındaki Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma ve elçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e nakletme kararına karşı, İİT’yi tarihinde hiç görülmemiş bir hızla topladı ve oy birliği ile protesto kararı alınmasını sağladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konferansta yaptığı konuşma, örgüt tarihinde bir liderin uluslararası bir konuda aldığı en kesin tavrı, en keskin eleştiriyi, en kararlı tutumu dile getiriyordu.

Hakkı, ait olduğu yere teslim etmek gerekirse, Kral Salman da Mayıs’ın son günü yaptığı kapanış konuşmasında, Erdoğan’a benzer bir kararlılık sergiledi. Oysa, batı gazetelerinin o tarihteki haberlerine göre, Salman’ın oğlu ve veliahttı Muhammed (MbS), Birleşik Arap Emirlikleri veliahttı bin Zayed (MbZ) ile, Trump’ın damadı ve Ortadoğu baş danışmanı Jared Kushner’e İslam dünyasının Kudüs kararına ses çıkartmayacağı garantisini vermişlerdi. Türkiye bu oyunu bozdu.

Şimdi iki Muhammed, Kushner ile birlikte yeni bir oyun peşindeler: Asrın Anlaşması adı verilen sözde Filistin barış planı. İİT, hem Hamas hem El Fetih tarafından “Filistin devletinin ölüm fermanı” adı verilen bu planı da bir şekilde reddetti. Planın henüz bütün ayrıntıları resmen açıklanmadığı için İİT sonuç bildirgesinde sadece “Filistin halkının, kendi geleceğini tayin, bağımsız ve hükümran bir Filistin devleti kurmak gibi reddedilemez hakları vardır” denildi.

Bu kadarı da iyi. Sözde planın Filistin devleti fikrini, Ürdün ve Mısır’ın koruması altında bir tür koloniye çeviren hükümleri dikkate alınırsa, konferans sırasında adeta ikinci vatanı saydığı İsrail’de bekleyen Kushner’e bu sözler soğuk duş etkisi yapmaya yetmiştir. Hatırlarsanız, ABD, Suudi Arabistan ve BAE’nin Gazze’ye rafineriler kurarak, Filistinlilerin refah düzeyini arttırarak, onları “barış yanlısı” yapmayı öngörüyordu. Planda bir bağımsız devletten ismen dahi söz edilmiyor. Gayrimenkul zengini Kusher ve Trump, Suudi Arabistan’ın Gazze’de rafineri yeri ve satıştan pay karşılığında Filistin devleti fikrini satacaklarını sandılar.

Ne yalan söylemeli? Bu satırların yazarı da Kral Salman’ın konuşmasını görünceye kadar bu fikirdeydi. Trump’ın Salman’a saygısızca, “‘Kral’ dedim, ‘Sende çok para var. Bizden daha çok şey almalısın’ dedim” şeklindeki hitabı, var olduğunu İbn Haldun’dan beri bildiğimiz ama tanımı zor “Arap Asabiyesi” olgusuna ters düşmüş olmalı.

Ama Kral bilmeli ki şimdi bütün İslam âleminin gözü onun üstünde.