Planda olması gereken önemli faktör

Eklenme Tarihi21.01.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi21.01.2019 - 8:15

Senatör Lindsey Graham, Türkiye’nin bölgesel ve küresel önemini bilen, Türk siyasetçilerle daha önce ikili ilişkilere yön verilmesine ilişkin çok sıkı iş birliği sicili olan başarılı bir siyasetçidir. Senatörün 30 Aralık’ta Beyaz Saray’da Trump ile yaptığı görüşmeyi, Amerikan medyası ve haber ajansları o kadar taraflı, o kadar “Yalan haber” çerçevesinden, Trump’ı küçültmek, bir senatörü daha Trump’a ve dolayısıyla Türkiye’ye karşı imiş gibi gösterme gayretiyle verdiler ki, senatör sonuçta ona hiç yakışmayan, Türkiye dostluğuna tamamen ters düşen bir tutumu savunmuş gibi oldu.

Trump’a “Suriye’den çekilme, yoksa Türkler Suriyeli Kürtleri katleder” diyecek son kişilerden birisi olan Senatör Graham, PKK ile PYD ve YPG arasındaki örgütsel bağları, alışverişleri, silah aktarmalarını sadece bilen kişi değildi; bu ilişkileri, Obama’nın da Trump’ın da devrinde Kongre komisyonlarında, kafaları önlerinde, adeta ağızlarından çıkan sözleri yutarcasına söyleyen ABD’li bakanlık yetkililerine, itiraf ettirmiş kişiydi.

Ama ortaya, Macron’undan Netanyahusu’na, Savunma Bakanından, uluslararası koalisyon koordinatörüne, Türk’ünden Amerikalısına sürü-sepet gazetecilere öyle bir “Aman çekilme! Yoksa Türkiye…” diye haykıran koro çıktı ki, zavallı Graham’ın ince düşünülmüş, dozajı ayarlanmış uyarısı bile gürültüye gitti. Hafta sonu Ankara ziyareti ile Senatör Graham, gazetecilerin işinin ne kadar önemli olduğunu da bir kere daha gözler önüne serdi.

Senatör, YPG ve DAEŞ’e de vücut veren uluslararası dinamiklerin, Suriye ve Irak’ı içine alacak yeni bir harita macerasının yarım kalmasına duyacakları öfke ile bu örgütlere yeni bir hayat kazandırma çabasına girebileceklerini çok iyi biliyor. Senatöre göre, söz konusu çabanın doğmadan boğulması, yeni Türkiye’nin sınır-ötesi taciz saldırılarından korunması, diğer bir ifade ile DAEŞ ile mücadelenin PKK/YPG tarafından sabote edilmemesine mutlaka engel olunması gerekiyor.

Bunu gerçekleştirmek için de ABD’nin “oyuncağı elinden alınmış” çocuk edası ile pılısını pırtısını toplayıp ardına bakmadan gitmesi değil, yıktığını onarması, YPG’ye verdiği silahları toplaması, Suriyeli Kürt halkı, Beşar Esad’ın intikam saldırılarına muhatap etmemesi gerekir. Graham’in yapıldığını haber verdiği planın en önemli unsuru, Türkiye’nin katkısıdır.

Kurulacak güvenli/tampon bölge bunu sağlayabilmek için mutlaka Türkiye’nin ve Rusya’nın da bulunacağı bir süreçle tasarlanmalıdır. Rusların Suriye rejiminin müttefiki olarak bu süreçte söyleyecek sözü vardır. Yine bu süreçte Suriye Şia’sı ve rejimi ile mezhep bağları bilinen İran’a düşen çok önemli bir görev vardır.

İran, en az 8 milyon Suriyelinin ülkesine dönmesi, milyonlarca bölge halkının savaş ve iltica dramından artık kurtulması için, Hizbullah üzerinden Suriye’de oynadığı oyununa artık son vermelidir. Bu sağlanmadan, ABD bölgeden etkin bir düzenleme ile geri çekilmez.

İran bilmelidir ki, Suriye’de bir terör devletçiliği kurulursa ilk icraatı İsrail ve ABD’li neoconlar adına İran’a saldırmak olacaktır.