Trump’tan kurtulma ihtimali

ABD’de modern zaman-larda muhafazakârlığı Evanjeliklerin ve Hitlercilerin elinden kurtararak adeta yeniden icat eden National Review dergisinin kurucusu William F. Buckley (1925-2008) “Muhafazakârlığın 11’nci Emri” diye adlandırdığı bir ilke ortaya atmıştı: “Asla Cumhuriyetçilerin aleyhinde bulunmayacaksın!”

Nitekim Buckley bu kural gereği kimleri desteklemedi ki! Fakat Buckley’nin bile 11’nci emre uymadığı zamanlar oluyordu. Örneğin oğul Bush’tan hiç hazzetmedi Buckley.

Romancı olan oğlu Christopher Buckley, Trump Cumhuriyetçi Parti adaylığını kazandığında “Baban hayatta olsaydı, Trump’a ne derdi?” diye soranlara cevabı şöyle olmuştu: Trump muhafazakâr değil ki babam onu hakkında düşünmeye layık bulsun!”

National Review dergisi de iki yıl sabrettikten sonra nihayet bu hafta, Trump’ın gelecek yıl başkanlık seçimini kazanmaması ihtimali bulunduğunu yazdı. Hem de hiciv veya mizah yapmadan: Çin ile ticaret savaşının ABD’de bir ekonomik durgunluk başlatması muhtemeldir. Kendi döneminde ekonomik durgunluk başlayan bir başkanın yeniden seçim kazandığı ise görülmemiştir.

Derginin yazısında Trump’ın Çin stratejisinin bir hesap hatasına kurban gittiği, Çin’in karşı koymasının ve ABD yaptırımlarının bir savaşa yol açacağını asla beklemediği kaydediliyor. Trump, kendisini düştüğü bu uçurumdan ABD Merkez Bankası’nın çıkartacağını umuyordu. Ancak bu göreve bizzat getirdiği Fed Yönetim Kurulu Başkanı Jerome Powell’in Trump’ı kurtarmak şöyle dursun, “Dünyanın büyük ekonomileri arasında gümrük vergilerini tırmandırma yarışına son verilmesini” istemesi Trump’a ekonomik durgunluğa yuvarlanması için bir tekme atmak” oldu. National Review, bu açıklamayı 11’nci Emri çiğnemeden, Trump’tan kurtulma ihtimalinin belirmesi olarak gördüğünü açıkça yazıyor. Trump’ın, ABD Merkez Bankasını “Çin beter ABD düşmanı” ilan etmesini kınayan dergi yayın kurulu, öfkesini “Amerika’nın sonsuz düşman listesine şimdi de Merkez Bankası başkanı eklendi,” diye ifade etti.

Geriye bakınca, ABD’nin çok değil 20-25 yıl öncesine kadar bu denli düşmanı yoktu. Gerçi  Soğuk Savaş’ın bitmesiyle ABD’de bazıları yeni düşman arayışına başlamıştı; ama dünyadaki birçok ülkenin yurttaşı, İsrail’e karşı dengeli bir politika güden, Filistinlilerin yaşadığı mülteci kamplarına düzenli ve ciddi ölçüde yardım yollayan, küresel ısınma ile mücadeleye ciddi katkıda bulunan ve en önemlisi Rusya ile stratejik nükleer silahların sınırlandırılması için anlaşmalar imzalayan ABD için olumlu düşüncelere sahipti.

Oğul Bush ile başlayan olumsuzluklar, Trump ile adeta zirveye ulaştı. ABD’nin İkinci Dünya Savaşını sona erdirmek için attığı iki nükleer bomba ile bir saat içinde 250 bin kişiyi öldürdüğünde bile hakkındaki olumsuz düşünceler bugünkü kadar yüksek olmamıştı.

Eğer Muhafazakârlığın İncili sayılan bir yayın organı, sonunda Trump’tan kurtulma ihtimalini beslediği için ABD’nin ekonomik durgunluğa düşmesini bile sevinçle karşılıyorsa, Trump için “tehlike çanları çalıyor” denilebilir.