Birileri sapla samanı karıştırıyor da, acaba kim?

Hasan Cemal’ in geçen Cuma günkü yazısı önemliydi.

Ergenekon soruşturmasının hafife alınmaması gerektiğini, hukukun bu ülkede “hukuk üstü” sanılan bazı yerlere dokunmaya başlamasının çok önemli bir olay sayılması gerektiğini belirtiyor ve” yoksa “darbe yolu” açmak için bu ülke suikastlarla, siyasi cinayetlerle, bombalarla altüst edilecekti... Gölbaşı’nda, Sapanca’da, Ümraniye’de ortaya çıkan cephaneliklerin bu çerçeve içinde anlamaya çalışın... Tamam Ergenekon soruşturmasında, yargılanmasında yaşanan bazı hukuksuzlukları, ölçüsüzlükleri eleştirelim, adil yargı için bastıralım... Amma sapla saman karışmasın... Öyle saf olmayın. Naiflik kaldırmıyor bu ülke...” diyor.(10.1.09 Milliyet)

Hasan Cemal’in yazdıklarının önemli bölümüne katılıyorum, ancak bir bölümünü üstüme alındım. Yazının içinde kendime de mesaj buldum. Ben dahil, Ergenekon olayının ne anlama geldiğini bilen, Ergenekon’culardan zamanında zarar görmüş kişilerin, şimdi soruşturma ve davanın gidişiyle ilgili hoyratlıkları eleştirenlere seslenen Hasan, “bu kadar saf olmayın” demeye getiriyor.

Cemal’in ne demek istediğini çok iyi anlıyorum. Ancak öte yandan da, Ergenekon soruşturması konusunda bir ikilem yaşıyorum.

Bu olayın önemini çok iyi biliyorum. Susurlukta kaçırılan fırsatın, bu defa yakalanmasını istiyorum. Soruşturma çerçevesinde gözaltına alınanlardan bazılarının bulaştıkları kirli işleri biliyorum. Bu ülkede, belki birbiriyle somut biçimde bağlı olmasa dahi,vatan adına cinayet işleyen, devlet adına komplolar kuran guruplar var. Bu gidişin de mutlaka durdurulması, hukukun üstünlüğünün gerçekten kurulması gerektiğine inanıyorum. Üstelik geçmişte Ergenekon krokisine dahil bazı kişi ,dernek veya gurupların, benim ve ailemin hayatını nasıl zehir ettiklerini, ölümden nasıl kıl payı kurtulduğumu hatırladıkça, bu davanın bendeki önemi daha da artıyor. Ancak bir süredir de, soruşturmanın yürütülüşü ve yönetilişi beni rahatsız ediyor.

Benim gibi düşünenleri ikileme düşüren unsur, soruşturma sırasında yaşanan ölçüsüzlükler, hoyratlıklar, inandırıcı gelmeyen gözaltılardır.

Gerçekten de, Hasan Cemal’in dediği gibi sapla saman birbirine karışmaktadır, ancak bunları karıştıranlar bizler miyiz, yoksa soruşturmayı yapanlar mı ?

Herşey öylesine karışık , guruplar veya kişiler arasında kurulmaya çalışılan ilişkiler öylesine cılız, iddianamedeki bazı suçlamalar öylesine inandırıcılıktan uzak ki, ister istemez kuşku duyuyorum.

Kuşkum, ortada hiçbir şey yokken, bütün bu olayın uydurulduğu ve tamamen AKP hükümetinin yargıyı kullanarak muhaliflerini yok etmek için kurgulandığı iddialarından kaynaklanmıyor.

Kuşkum, birilerinin- soruşturmayı yapanlar ve soruşturmayı yargı dışından etkileyen resmi veya resmi olmayan gurupların - sapla samanı karıştırdığı, bazı işleri yüzlerine gözlerine bulaştırdıklarıdır.

Kuşkum, sapla samanı karıştıranlar Ergenekon olayını öylesine yanlış , dikkatsizce ve hoyratça götürüyorlar ki, bu dağ bir fare doğuracak ve Türkiye’de bir daha bu tip dosyalar açılamayacak.


SAPLA SAMANI, ERGENEKON’U SORUŞTURANLAR KARIŞTIRIYOR

Bundan dolayı, sapla samanı gerçekten karıştıranları uyarmak istiyorum. “ Çok geç olmadan bu soruşturmayı rayına oturtun. Radikal muhalifleri, gerçek komplocularla karıştırmayın”demek istiyorum.

Ayrıca unutmayalım ki, izlediğimiz uygulamalar , Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, dolayısiyle Avrupa Birliği normlarına da uymuyor.

Soruşturmanın ilk aşamasını hatırlayalım.

Son derece ciddi iddialar söz konusuydu. Beklentiler de son derece yüksekti.

Aradan geçen süreçte, bakın nereden nereye geldik.

Bu tip soruşturmalarda mutlaka hatalı değerlendirmeler olur. Ancak kamuoyuna inandırıcı gelmeyen gözaltılar soluksuz sürer, kişiler ve olaylar arasındaki bağlar yeterince inandırıcı olmaz, somut deliller ortaya konulmaz, insanlar neyle suçlandıklarını bilmeden aylarca içerde tutulurlarsa, kamuoyunu rahatsız eden, gözaltılardaki kabalık ve sertliklerden vazgeçilmiyorsa, o zaman ister istemez eleştiriler de artar.

İKTİDAR DA, AŞA SU KATMAKLA MEŞGUL

Bir de iktidarın tutumuna bakalım.

Zaman zaman öylesine açıklamalar, öylesine konuşmalar yapıyorlar ki, sanki gerçekten yargıyı zorluyormuş gibi bir hava doğuyor. Ergenekon soruşturmasından beklentilerini öylesine yükseltiyorlar ve öylesine bir savunmaya geçiyorlar ki, kamu oyunda Ergenekon davası giderek siyasileşiyor. Adeta bir güç kavgası, rejim mücadelesi yaşanıyormuş izlenimi güçleniyor.

Tekrar etmek istiyorum...

Ergenekon’u içi boş bir soruşturma olarak görmüyorum, görmekte istemiyorum.

Hiç bir şekilde de küçümsemiyorum.

Ancak, kısa sürede rayına oturtulamadığı taktirde, işin giderek büyük bir fiyaskoya dönüşebileceğini düşünüyorum.

Tek beklentim, işin gereğine göre yapılması ve davanın kamu oyu vicdanında inandırıcı bir etkisinin olmasıdır.

Ben de, sapla samanın karıştırılmamasını istiyorum...Eğer soruşturmanın sorumluluğunu taşıyanlar sapla samanı karıştırmazlarsa, kamuoyunda da karışıklık doğmaz