“İtiraf mı, iftira mı” olduğu hâlâ belli olmayan Zarrab davasının ayrıntılarını mahkeme tutanaklarından okudukça anlıyoruz ki Amerika Türkiye’yi bu davayla siyasi olarak kendince önceden planladığı bir köşeye sıkıştırmak istiyor.

Amerika’nın menfaatlerine aykırı bir işlem eğer yapılmışsa, bu durumdan da Türkiye Cumhuriyeti devleti kârlı çıkmışsa birilerinin ülkeyi suçlu ilan etmesinin bize göre bir önemi yoktur.


Ekonomik savaşın kuralsızlığını yıllardan beri dünyaya küstahça haykıran Amerika’nın adaletinden daima şüphe ettik, etmeye de ısrarla devam ediyoruz ve bunun siyasi ve stratejik bir dava olduğunu söyleyebiliyoruz.  

*

Ve her geçen gün biraz daha anlıyoruz ki Amerika’nın menfaatlerine aykırı duran her hareket içimizdekiler tarafından takip edilmiş...

Devletin her yerine sızmayı başaran FETÖ örgütünün de bu siyasi operasyonun intihar bombacıları olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Ergenekon, Balyoz, Şike gibi büyük süpürme operasyon-larının da bunun altyapısı olduğunu iddia ediyoruz. Operasyonların kumpas olduğunu anlayan siyasi iktidar oyunu bozunca da karşılığında 17-25 operasyonlarıyla başka bir bozucu etki alanına girdiklerini de rahatlıkla söyleyebiliriz...  

Ve bugünlerin ilk işaret fişeğinin de ta o zamanlardan atıldığını...

*

Dava sürecini ve bozucu etkilerini hep birlikte göreceğiz elbette.

Lakin, devletin ekonomik trafiğinden kişisel olarak nemalananların halleri de bizi elbette çok üzüyor.

Bu davanın nereye gideceğini ve nasıl bir karar çıkacağını ve Türkiye’ye olası yaptırımların ne olacağını hep birlikte bekleyip göreceğiz!

Lakin, etrafımızın ateş çemberine dönüştüğü ve dünyanın da çok gergin günlerden geçtiğini söyleyebiliriz.

Pazar günkü yazımızda bahsedeceğiz...