New York’taki Sarraf davasında Türkiye düşmanlarının asgari müşterek noktası, siyasi iktidardır...

Bu asgari müşterekte Amerikalı ve FETÖ örgütünün buluşmasını elbette anlıyoruz ama içimizdeki ana muhalefetin bu değirmene su taşımasını anlamakta zorlanıyoruz.

Ki davanın süreci devam ederken mahkemedeki her söyleneni doğru kabul etmek akıl tutulmasıdır. İtirafçı pozisyonuna geçen Sarraf’ın çarpıtarak söylediği iftiralar ile itirafları karıştırmamak gerek.

***

Türkiye’nin onayının ve taahhüdünün olmadığı bir ambargoya uyulmasını beklemek gerçekten yanlış.

Ki bize “Ambargo var” diyen ABD’nin İran’la Boeing firması kanalıyla 65 milyar dolarlık uçak satış anlaşması yaptığını nereye koyacağız?

Bize gelince ambargo, kendileri ise İran’ın arka kapısından istediği gibi ticaret yapmaya devam etmiş.

Ve Sarraf bu işi Çin, Hindistan, İtalya’nın da yaptığını söyledi.

Amerika bu ülkelere bir şey diyebiliyor mu? Diyemiyor.

***

Kısacası, yalan rüzgârı üzerine kurulan Sarraf davasında itiraflar ile iftiraları ayırt etmek gerektiğini hatırlatıyoruz.

Kişisel olarak nemalanan siyasilerden hesap sormak başka bir şey, İran ile Türkiye arasındaki yasal bir ticaretin hesabını görmek daha başka bir şey! Davanın eski savcısı ve yargıçlarının FETÖ örgütüne ne kadar hizmet ettiğine dair delilleri gördük.

Sarraf davasının esasının Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak olduğunu ve siyasi iktidarı devirmek olduğunu artık sağır sultan bile duydu.

***

Paulo Coelho’nun “Tam bütün cevapları bulduğunu düşünürsün, sorular değişir” dediği gibi, olayları daha iyi anlayabilmek için çoğu zaman soruları değiştirip sormak lazım...

Soruyu değiştiriyoruz ve diyoruz ki bize göre 17-25 Aralık operasyonları ile 15 Temmuz darbesi dâhil hepsinin altında Amerika ve gizli servisleri var.

Usulsüz ve yasal olmayan delilleri kendilerince çarpıtarak önce Ergenekon, Balyoz ve Şike davalarıyla ülkeyi karıştıran ve davalar açtıran Amerika’dır.

Uygulayanlar ise FETÖ örgütüne mensup bürokrasi, polis ve yargı mensuplarıdır. Gerçekleri görmek lazım.

***

Muhalif diye bilinen Cüneyt Özdemir objektif bir duruş sergileyerek Sarraf davasıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Özdemir, “27 yıllık gazeteciyim, burada bir numara var. Lafı evirip çevirip bankalarımıza ve Erdoğan’a getiriyorlar. İçini dolduramıyorlar, algı operasyonu yapıyorlar. Burada hedef ekonomi ve Erdoğan” ifadelerini kullandı.

Ezber bozan ve doğrunun yanında yer alan objektif gazetecilik bize göre böyle olmalı.

Kişisel nefretlerin hesaplaşma yeri bu tarz davalar değildir.