13 bahar alameti

Geliyor, gelecek, yok gelmeyecek, erken gelecek falan derken küt diye bir günde bahar geldi. Nereden mi anlıyoruz? Not aldığım alametler şöyle...

* Erken şortlu: Bir bahar klasiği. Her yıl mart başında güneş hafif yüzünü gösterince ara sokaklarda, sahil şeritlerinde, özellikle erken saatlerde görülmeye başlayan erken şortlular artık her yerde. Şort şehirlinin bahar sevincidir.
* Kadınlarda Birkenstock’ların belirmesi: İlk Birkenstock’lular leyleklerle aynı anda gözümüze çarpıyor.
* Espadril: Kadınlarımızda Birkenstock’la kendini gösteren bahar, erkeklerimizde daha çok espadril ile ortaya çıkıyor.
* Sinek: Muhtelif boyutta ve büyüklükte... Geçenlerde evde serçe büyüklüğünde bir tanesiyle mücadele ettim, açık camdan dualar eşliğinde saldım gitti. Yaşasın bahar!
* Sokak ısıtıcılarının kapanması: Her zaman ortamda “Bir yerden esiyor, belime esiyor, üşüdüm, burası çok sıcak, klima kafama üflüyor, ayaklarım üşüdü, boynum tutuldu” diyerek size hayatı zehir eden, ısıya duyarlı birileri vardır ve olacak.
Ama bahar demek şehrin kafelerinde restoranlarında daha az ısıtıcı, daha az şikayet demek.

Lale ve vergi çarçur festivali
* İhtiyaç fazlası lale: İBB her yıl “O kadar çok lale yetiştirtiyoruz ki ne yapacağımızı bilemiyoruz; her saksıya, yol kenarına onar onar dikiyoruz” temalı festivaliyle yılın
o zamanının geldiğini ilan ediyor. Lale ve vergi çarçur festivali.
* 1 Mayıs’ta meydana çıkılacak mı çıkılmayacak mı döngüsü: Bu kısır döngü her yıl bu zamanlar kış boyu uyuduğu yerden çıkıyor, hayatımıza giriyor. Kim nerede kutlayacak, kim nasıl engelleyecek? Derbi mübarek. (Meydanlar halkındır, 1 Mayıs Taksim’de kutlanmalıdır.)
* Doğalgaz faturasının “gelir” normalleri düzeyine inmesi: Bütün büyük şehirlerde baharın müjdecisi. Sanki maaşa zam olmuş gibi sevin...
* Yılın moda meyvesinin ve bitkisinin ilanı: Avokado olur, brokoli olur, papatya özü olur, ballıbaba sütü olur, menekşe kökü olur, zıkkım suyu olur. Say say bitmez.

Bir millet davetiye arıyor
* Diyetçilerin artması: Bikini diyeti, tatil diyeti, Bodrum diyeti, beach club diyeti vs. öneren sağlıklı yaşam gurularının ortalığa dökülmesi, 10 ila 15 gün sürecek “Yok bu sefer kesin kararlıyım” girişimleri, bütün kış evde yatmayı açlıkla telafi
çabası ve ilk deniz macerasının ardından eskiye dönüş.
* Giyim kuşamda sersemlik: Gömlek mi, ceket mi, süeter mi, yağmurluk mu, mont mu, pardösü mü? Netice: Koltukaltında bohça gibi kazaklar ve montlarla kan ter içinde dolaşmak.
* Bu yaz festivale, konsere nasıl gireriz muhabbeti: Eskiden bu yaz kimler gelecek acaba heyecanı vardı. Şimdi hepsi önceden belli oluyor.
Bu geleneğimizin yerini “Giriş var mı abi, davetiye var mı, kesin sana geliyordur” aldı. Bir millet davetiye arıyor, geri kalanı artı bir olma peşinde.
* Köşe yazarlarının yıllık izinlerinin bir bölümünü kullanmaya başlaması: Sezonda
çok kalabalık olur, erkenden
gidelim kafasıyla yıllık izninin bir bölümünü kullanan yazar, analizci ve yorumcu sayısında artış. Rakı-balık muhabbeti, “Filanca ananın yerinde kaymak yedim harikaydı, bu Gümüşlük de çok bozuldu” tadında analizlerle kendini belli eder.

PAZAR ALBÜMÜ

“Saudade” Theivery Corporation

Dünya müziğine olan ilgileri Karayipler’den güneye Brezilya’ya doğru inmiş durumda. Reggae-dub sularından bossa nova’ya
bir geçiş söz konusu. Bu tip lounge’vari işler 90’larda Cafe Del Mar serisiyle sona erdi sanıyorduk. Ermemiş. Bende hafif nostalji duyguları yarattı. Saudade zaten nostalji demek. Kişisel olarak Theivery Corporation seven biriyim. Bossa nova da severim. Bu albümü tavsiye ederim. Brezilya müziğine ilgi duyanlara Caetano Veloso’nun “Muito” isimli albümünü de öneririm.

İTİRAF EDİYORUM

* Tame Impala’nın Michael Jackson şarkısı “Stranger in Moscow”a yaptığı cover Ali Usta’nın kaymaklı dondurması tadında. Dinlemediyseniz dinleyin, yemediyseniz yiyin.
* Daenerys Targaryen parti kurarsa “evet”i basarım. Tek yol Khaleesi.
* “Nirvana’nın marka değeri 450 milyon dolar” haberini okudum, hay sizin marka değerinize diye söylenmeye başladım. Haftalar oldu, hâlâ söyleniyorum.
* Moda’da yeni açılan Wunderbar’ı beğendim. Eskiden ATM’ymiş burası, evet ATM. Yani önemli olan boyut değil işlev. Moda gezmesi yapacaklara duyurulur.
* Bob Dylan’ın boks sevdiğini bilmiyordum. Adam habire boks salonlarını falan dolaşıp antrenman izliyormuş meğer.

Kaptandan “15 dakika” tavsiyesi (lazım olur)

“Denizlerde kazalar bir anda olmaz. Yani siz yolda giderken bir anda dev bir şilep arkadan size hızla küt diye bindirmez.
O kaza 15 dakika önce başlamıştır. Şilep ta uzaktan belirir, giderek yaklaşır, belirginleşir, vaktiniz varken siz onu fark etmemişsiniz, önleminizi almamışsınızdır. Küt. Geçmiş olsun.”
Bu hafta aldığım en iyi tavsiye bir kaptandan geldi. Paylaşayım dedim.