Geçen hafta efsane müzik dergisi Rolling Stone’un kurucusu Jann Wenner’ın biyografisi “Sticky Fingers: The Life and Times of Jann Wenner and The Rolling Stone” yayımlandı. Başta müzik olmak üzere, yayıncılık camiası bu kitabı konuşmaya başladı.

60’ların rock kültürünü temsil eden, hatta yaratan ve şekillendiren en önemli aktörlerden biri Rolling Stone dergisi. Kurulduğu 1967 yılından bu yana o dönem efsane olan ve dünyayı şarkılarıyla şekillendiren kim varsa bu dergi aracılığıyla imajını sağlamlaştırdı, derdini anlattı, kitlelere ulaştı. Dergi de onların sayesinde, onları efsaneleştirerek kimliğini buldu.

Ancak 70’lerden itibaren işler değişmeye başladı. Alternatif kültür popülerleştikçe ana akıma kaydı, ana akıma kaydıkça büyük sermaye işin içine girdi. Hadise giderek bir cilalı imaj devrine döndü. Kitap işte bu dönemden başlayarak aslında derginin de Jann Wenner’ın da karakterini kaybettiğini, sermayeye teslim olduğunu iddia ediyor. Wenner’ı paragöz, ünlü âşığı, bencil, kendini de hayran olduğu ünlüler gibi bir rock yıldızı olarak konumlandıran bir medya patronu olarak resmediyor.

İşin ilgi çekici yanı, kitabın yazarı Joe Hagan’a bu kitabı yazması için teklifin Wenner tarafından götürülmesi. Hagan’ın dört yıl boyunca Wenner’ın hayatına ilk elden dâhil olması, Rolling Stone’un ve Wenner’ın bütün arşivine girmesi.

Bilmeyen okurlar için bir parantez açayım, ben bu dergiyi Türkiye’de yayımlamak için ilk 2006’da New York’a gittim, Wenner ve ekibiyle görüştüm, onları ikna etmeyi başardım. Dergiyi Türkiye’de yayımladığımız 2009’a kadar da birkaç kez kendisiyle görüşme fırsatı buldum. Özel hayatını bilmem ama kendisi işiyle ilgili hayal âleminde değildi. Müziğin eskisi gibi olmadığını, toplumu dönüştürme gücünü yitirdiğini, bunun da Rolling Stone’u bitirdiğini biliyor, bu sonu tahmin edebiliyordu. Sanırım derginin “şanlı” bir final yaparak tarihe geçmesini istiyordu. Ancak öyle olmadı.

Wenner kitabı “sığ” bulduğunu açıkladı. Wenner’ın cinsel yaşamına, kişisel ilişkilerine fazla odaklanıldığını belirtiliyor, Wenner tarafından yapılan açıklamada. 

Bugün, kuruluşunun 50’nci yılında Rolling Stone yüzde 49’u Singapurlu BandLab’e satılmış, kalan kısmı da Wenner ailesi tarafından alıcı arayan bir yayın. Ekonomik olarak parlak bir durumda değil.

Bana sorarsanız, bittiğini çoktan bildiğimiz bir devrin sembolik sonu Rolling Stone’un durumu. Ne kadarı doğru bilemem ama kitap da tabuta çakılan son çivi. Bu çivi Rolling Stone’un değil, rock yıldızı devrinin, 20’nci yüzyılda dünyayı değiştirebilmiş bir güç olan müzik anlayışının da bir anlamda “resmi” sonu.

Diyeceksiniz ki “Zaten çoktan bitmiş bu devir. Şimdi başka bir dünya var.” Evet, biliyorum. “Rock yıldızı” devri bitti. Artık “ünlü” olmak var, o da tişört, ayakkabı, saat, parfüm satmaya yarıyor. Daha mı iyi, daha mı kötü, takdir değerli okurların olsun.