Cevapsız sorular

Yok canım, Manga değil. Okuyucu soruyor. Mesajlar, yorumlar çok. Telif kuruluşundan değil, hakkı temsil edilemeyen sanatçılardan ve küçük firmalardan...

Sorular geliyor. Tepkiler geliyor. Yorumlar geliyor. Asıl ses vermesi gerekenler ise “Milliyet’te Mehmet Tez diye biri varmış, kim bu?” düzeyindeler.
Hâlâ soruyla değil soranla uğraşıyorlar: “Kim ki bu?”
Haydi haydi neyse size iyi site kapamalar, hayırlı işler...
Bana “Ne olur bunları da sor” diye dert yanan mesajlardan bir-iki tane ayıkladım. Yanıtlanmayacağını bile bile sorayım.

* Neden bu telif kuruluşunda asil üyeler asil olmayan üyelerin de eserlerinin bulunduğu havuzun pazarlanmasından gelen geliri sadece kendi aralarında bölüşüyor? Asil üyenin sanatçısı sanatçı da yedek üyenin ki değil mi?
* Neden asil üye olmak için gerekli olan yılda 300 bin albüm satma barajı aşağı çekilmiyor? Neden 290 bin bile satsa bir üye asil olamıyor? Küçük şirketler ve sanatçıları pay almasın diye mi?
* “Artık CD satılmıyor” diye sızlanan asil üyeler acaba artık pek çok firma ve sanatçı için bu rakamların hayal olduğunu bilmiyor mu? Ya da bal gibi biliyorlar mı?
* Neden müzik eserleri alanında telif tekeli olan bir kurum, minicik de olsa bir kültürel eğitim faaliyetine, sosyal projeye el vermiyor? Gelirinin bir bölümünü neden sektör içi dahi olsa eğitime, gelişime harcamıyor?
* Bir tane de benden: Neden bazı üyelerin doğru dürüst web sitesi bile yok? Neden bu üyelerin yayımladığı albümlerde şarkıların dijital bilgileri yer almıyor da hâlâ “Track01”, “Track02” olarak görünüyor? Dijital müziğin sadece telif kısmıyla mı ilgileniyoruz? Gerisi umrumuzda değil mi?
Sorular, sorular, sorular...Durun sizin yerinize de ben sorayım. “Kim bu Mehmet Tez yahu? Tanıyan var mı?”

Yüksek Sadakat Eurovision’da, ne diyorsun?
“Hayırlı olsun. İnşallah diledikleri gibi olur” diyorum, ne diyeyim. Ben “Eurovision’a rock mı gitmeli, türkü mü, pop mu, disco mu, punk mı, metal mi, fantezi mi?” tartışmasını manasız buluyorum. Önemli olan bu değil ki. Kim giderse gitsin puan aynı. Nasılsa SMS-Türkler o gece iş başında olacak. Ve nasılsa hangi grup gitse memleketi temsil etmiş olacak. Hepsi bizim sanatçımız neticede.
Benim ilgilendiğim şey şu: Seçilen grubun işine yarayacak mı, yaramayacak mı? Çünkü Eurovision o gece çıkıp şarkı söylemek değil. Turnesi, reklamı, konseri, gruplar için büyük bir şans. İnşallah Yüksek Sadakat şansını iyi kullanır. Müziğini duyurur, kendini tanıtır. Kaçıncı olduğundan ziyade bu önemli.

Yeni Michael Jackson!
Biliyorum Michael Jackson hayranları kızacak ama ne zaman yabancı basında Bruno Mars’a rastlasam aklıma Michael Jackson geliyor. “Bu adam yeni Michael Jackson” diyorum kendi kendime. Belki Jackson gibi küçük yaşta “Çocuk Elvis” olarak eğlence hayatına atılmasından, belki sesinin renginden, belki fiziğinden. Emin değilim. Mars’ın (ya da gerçek adıyla Peter Hernandez’in) “Doo-Wops & Hooligans” isimli albümünden çıkan neredeyse her şarkı hit oldu. “Just the Way You Are” ve “Grenade” en meşhurları.
Ama benim dikkatimi bu yılın en büyük uluslarası hit’lerinden Cee Lo Green’in söylediği “Fuck You” ya da edepli versiyonuyla “Forget You” isimli şarkının bestecisi olarak çekti. Yeni nesil soul ve R&B seviyorsanız seversiniz.

Kimdir bu Nicki Minaj?
New York’un en renksiz ve sıradan mahallesinden (Queens) dünyanın en renkli hip hopçılarından birinin çıkması espri herhalde. 25 yaşındaki Nicki Minaj 2010’da Amerika’da çıkan en “bombastik, fantastik yeni şey” unvanına sahip.
Ne zaman elime bir dergi alsam ya da ne zaman reader’ımı açsam Nicki Minaj’la ilgili bir haber. Geçenlerde bizim gazetelere de çıktığını fark ettim. Tabii giydiği acayip kıyafetlerle. Lady Gaga’nın en ciddi rakibi olduğunu söyleyenler var. Enteresan biri olduğu kesin, kılık kıyafete olan merakına bakarsanız hakikaten de rakip.
Peki müzik? Hip hop sevmeyen uzak dursun. Tanışmak isteyen “Pink Friday” albümünü bir deneyebilir.

Satmıyorsa eğer, neden bu kadar fazla albüm çıkıyor?
Herkes şikayet ediyor. “Albüm satamıyoruz battık, bittik.” Ama gazetedeki masamın üzeri tersini söylüyor. Onlarca, belki yüz tane yerli albüm. Hoşuma gitmiyor sanmayın. Hareket bereket iyidir. Gitmesine gidiyor da...
Şu soruyu sormadan da edemiyorum: Neden?
Sanatçılar için albüm kartvizit gibi bir şey. Kimse satmasını beklemiyor. Firmalar da yıllık bandrol kontenjanlarını doldurma peşinde (böylece telif pastasından pay almaya devam ediyorlar), bağlı oldukları kurumlara çalıştıklarını gösteriyorlar. Onlar da umursamıyor satıp satmadığını.
İkinci soru da şu: Bu albümlerin satmamasının nedeni acaba gerçekten korsan mı?
Yani korsan olmasa koşarak gidip 15 liraya bir adet Sedat TRC’nin “Asi” albümünü mü alacağız? En son o geldiği için onu örnek verdim. Müzik piyasamız dürüst değil. Albüm satmıyorsa belki müzikler yeteri kadar iyi olmadığı içindir. Ama tabii korsana bağlamak
daha kolay.

PAZAR KONSERİ

Büyük Ev Ablukada / Krek, 18.00
Kaçırdığım konserleriyle ilgili yorumları duyduğumdan beri ilgim iyice arttı. Büyük Ev Ablukada şu anda internet üzerinde adını duyuran müzisyenler arasında belki de en ilgi çekici olanı.
Canavar Banavar, Afordisman Salihins şeklinde takma isimleri var. Yüzlerini pek göstermiyorlar. Şarkılar ön planda. Biz de şarkılarını dinledik, heyecanlandık. Ne güzel olaylara girmişler diye sevindik.
Bizde en büyük eksiklik, özellikle de konu alternatif müziklerse söz yazarlığı ya... Büyük Ev Ablukada’nın böyle bir derdi yok. Sözler ve kullanılan dil çok güzel. Videolarına bakarsanız zaten iki tane bezgin adamın kafalarına göre takıldıklarını görüyorsunuz. Ki şahane. Basit ama ustaca kullanılmış akustik gitarlar, derdini klişelere kaçmadan anlatabilen şarkılarınız ve biraz da mizah duygunuz varsa tamamdır zaten o iş.
www.buyukevablukada.com adresindeki şarkıları hemen dinleyebilirsiniz.
Bu akşam 18.00’de Santralistanbul’da Krek’te çalıyorlar. 26 Ocak Çarşamba akşamı İKSV Salon’da da bir konserleri olacak. Bu defa kaçırmam.